26.08.2019 / Deneme

İnsanlar hedefsiz yelkenliler gibidir. Rüzgara göre hedefler edinirler.

İnsanların davranışlarına yön veren bir yığın etmen vardır. Dönem dönem bu etmenlerden bir kısmı ön plana çıkmaya başlar.

Adına ergenlik denilen dönem, insan fikirlerinin hormon saldırılarına uğradığı; dolayısıyla zaten ayakların yere basmadığı çocukluk döneminin hengâmesi bitmeden, gökyüzüne doğru istemsizce kanat çırpmaya çalıştığımız bir dönemi ifade etmektedir.

ayakları yere basmayan ergenler

Fikirler bir şeylerden etkilendiği zaman fikir olmaktan çıkmaya başlar maalesef. Bu yüzden bazı şeyleri daha evvel tecrübe etmiş, deyim yerindeyse güngörmüş insanlar; fikirleri bulanıklaşmış hem cinsleri için akıl ve fikir temenni ederler. Genelde bu temenni neredeyse hiç bir işe yaramaz.

Ahlaklı ve kültürel değerlerine bağlı bir ergen, içgüdüleri ile ahlakı arasında formüller bulmaya odaklanır. Toplumun ve vicdanınızın kabul edebileceği formüller bulabilmek kimi zaman hayati önem taşır. Kimi ergenler de hâlihazırdaki formülleri kabul etmek yerine, toplumun ahlakının değişmesi ve birazcık da vicdansızlaşmayı daha olası görebilmektedir elbette.

Günümüzde evliliklerin bazıları çok kısa sürse de; evlilik müessesesi, sosyolojik, duygusal ve fizyolojik olarak, burnumuzun önündeki en afili formül olmaya devam etmektedir.

afili formül evlilik

Söz konusu şey içgüdüleriniz yahut daha bilimsel olabilecek bir ifadeyle hormonlarınız ise, olayı çok da hafife almamak gerekir. Her ne kadar gerek dinî kurallar çerçevesinde gerçekleşmesini dilemiş, gerek de toplum yasalarını, örfleri ve adetleri gözetmiş olsanız da; ahlaklıyken de ahlaksızken de karşılamak istediğiniz ihtiyaç aynıdır. Tabi ki, bu ihtiyaçtan ulu orta bahsedip de mide bulandırmaya gerek yoktur. Aile olmak, ebeveyn olmak, toplumun bir parçası olmak gibi erdemli konulardan konuşulmalı ve cümlelerin "gençler birbirini sevmiş, anlaşmış" tarzı bağlanmasına dikkat edilmelidir.

Tüm bu tantanaya ne gerek var; hem ayrıca evliliğin getirdiği ve hayat boyu devam edecek gerekli-gereksiz onca sorumluluk altına girmek çok da mantıklı değil diye düşünecek yaşa kadar evlenememiş olanlar, o güne kadar elde edemedikleri sonucu göz önünde bulundurarak, farklı tercihlerde bulunabilir ve belki içgüdüleri ile alakalı ayakları yere basan kararlar verebilirler.

Meselemiz bu kararın verilmesi yahut verilmemesi değil. Meselemiz toplumu ayakta tuttuğu düşülen evlilik gibi son derece önemli bir kurumun; günümüz toplumunun fertlerini açlığa, doyumsuzluğa ve ahlaki açıdan derinlerde bir yerlere doğru sürüklemesidir.

Zamanla yetişkinler ergenlerden daha çok hata yapmaya başlarlar ve bu hataların büyük çoğunluğu telafi edilemez niteliktedir. Yeni toplum bu hataların üstünde yeşerir.

Artık kimse gerçekte ne istediğini bilmemektedir.

ne istediğini bilmemek