17.9.2018 / Biyografi / Tarih

1. Dünya Savaşı’nda yedek subay eğitimi gördükten sonra, Kurtuluş Savaşı mücadelesine katılıp İstiklal Madalyası’na layık görülen ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kendisiyle tanıştıktan sonra “şayan-ı dikkat bir genç” diyerek övdüğü kişi: Adnan Menderes.

Asıl adı Ali Adnan Ertekin Menderes’tir. 1899  Aydın doğumludur.  Siyasi kariyerinden önce I. Dünya Savaşı henüz başlamamışken, önce Karşıyaka'da forvet olarak,oynamış daha sonra Altay'da kalecilik yapmış ve kısa bir süre de olsa futbol oynamıştır. İlkokul eğitiminden sonra, 1937 yılında kapatılacak olan Kızılçullu Amerikan Koleji’nde okumuş ve bu okuldan mezun olmuştur. I. Dünya Savaşı başladıktan sonra 4 Aralık 1916’da yedek subay eğitimi görmüş ve asteğmen olmuştur. Aynı sıralarda zehirli sıtma hastalığına yakalanmış ve bu sebeple cephe tecrübesi edinmemiştir fakat buna rağmen Kurtuluş Savaşı'na katılmış ve İstiklal Madalyası’na layık görülmüştür.

Siyasal kariyerine 1930 yılında kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkasında başlamış olan Menderes, partinin Aydın örgütünü kurarak il başkanı olmuştur. Daha sonra parti kendini fesh etmiş, Menderes, Celal Bayar’la görüşerek Cumhuriyet Halk Partisi'ne katılmıştır. Bu sırada Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekmiş ve kendisine şu sözler ithaf edilmiştir: “Bugün konuştuğum genç, elbette burada bizim parti mutemetleri ile çalışamaz. Şayan-ı dikkat bir gençtir.”

Ardından 1931 yılında yapılan Türkiye genel seçimlerinde Aydın Milletvekilli olarak meclise girmiştir. 1935, 1939 ve 1943 yıllarında yapılan Türkiye genel seçimlerinde de yerini korumuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün ölümünün ardından CHP'nin başına İsmet İnönü geçmiştir. Bu dönemde Saracoğlu Hükümeti’nin getirdiği “Toprak Kanunu Tasarısı”na karşı çıkarak komisyondan istifa etmiştir. Bu komisyonu reddeden ve genel itibariyle parti içi kararlara muhalefet eden Refik Koraltan ve Fuat Köprülü ile birlikte 1945 yılında CHP'den ihraç edilmişlerdir. Bu üçlünün partiden ayrılışı ile birlikte Celal Bayar da partiden ve milletvekilliğinden istifa etmiş ve hepsi birlikte 7 Ocak 1946’da Demokrat Parti’yi kurmuşlardır.

Bu harekete istinaden, başında İsmet İnönü’nün bulunduğu Cumhuriyet Halk Partisi, 1947’de gerçekleşecek olan yerel seçimleri bir yıl öne çekmiş, 1946’da yapılan yerel seçimlerde %85 oy oranı ile iktidar olduğunu ilan etmiş fakat seçimlerde kullanılan “açık oy-gizli tasnif” uygulaması sebebiyle, seçimin şaibeli olduğu söylenmiştir.  1950 seçimlerinde bu durum “gizli oy-açık tasnif” olarak değiştirilmiş ve sonuçlar da Demokrat Parti lehine dönmüştür. Bu iktidar sürecinde Cumhurbaşkanı olan Celal Bayar, başbakan olarak da Adnan Menderes’i atamıştır. Menderes’in 10 yıl boyunca sürdürdüğü bu görevde yaptığı ilk icraatlar, fazla masraf olduğu gerekçesiyle devlete ait otomobilleri satmak ve paralara mevcut cumhurbaşkanının resminin basılması uygulamasını kaldırarak tekrar ilk Cumhurbaşkanı olan Mustafa Kemal Atatürk'ün resimlerini basmak olmuştur.

Menderes hükümeti boyunca yapılan faaliyetler, Cumhuriyet Halk Partisi tarafından ağır bir muhalifliğe sebep olmuş ve 1957 yılında İsmet İnönü şu sözleri sarf edecek kadar ileri gitmiştir:

“Demokrasimiz hastadır, bu hastalığın adı da iktidardır. Beni kızdırmayın. Kızdığım zaman yapamayacağım şey yoktur. Başbakan Adnan Menderes ve Reisi Cumhur Celal Bayar bir an evvel siyaseti terk etmeliler, aksi takdirde başlarına kötü şeyler gelebilir..”

Tarihler 27 Mayıs 1960’ı gösterdiğinde de, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ülke yönetime el koymuş ve Adnan Menderes tutuklanarak Yassıada’ya götürülmüş ve Milli Birlik Komitesi’nin kurmuş olduğu Yüksek Adalet Divanı tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştır. 17 Eylül 1961 yılında İmralı Adası’nda idam edilmiştir.

İdam edilmeden önce yazdığı son mektupta şunlar yazmaktadır:

“Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950’de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız. Ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes’in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen duam (bu kelimenin üzeri çizilip merhametim yapılmıştır) sizlerle beraberdir.

 



Bir Yorum Bırak

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.

Gökhan GÜRLEYEN

Gökhan GÜRLEYEN

17.9.2018

Çok açıklayıcı bir makale olmuş. Adnan Menderes hakkında birçok bilgiyi bu makale sayesinde edindim. Meğer bilmediğim çok şey varmış.