26.1.2019 / Tarih / Genel

Göçebe hayatın yaşandığı dönemlerde kişiler çadırlarını yanlarında taşırlardı. Gittikleri her yerde çadır kurarak hayatlarını sürdürürlerdi.

Çadırlarla yaşayan ailelerin oluşturduğu topluluğa oba halkı denirdi. Çadır halkı olarak da bilinen bu topluluk sürekli göçebe hayat yaşamaktadır. Tarım olmadığı için de sadece hayvancılık ile geçinmektedirler.

Çok eski zamanlardan beri hayvanlarına otlak bulabilmek ya da tehlikelerden uzaklaşarak güvenli bölgelerde yaşayabilmek için göç ederek yaşayan oba halkı, farklı boylarda ve çeşitli ihtiyaçlar için kullanılan çadırları sürekli yanlarında taşımaktadır.

Otağ

Türkler, çok eski zamanlarda çadır kullanmaktaydı. Kurgan adı verilen eski mezarlarda da bu konu ile ilgili çeşitli kalıntılar bulunmuştur. Atalarımız çadır kurmak konusunda oldukça başarılıydı.

Orta Asya’da yaşayan Türk ve Moğol kavimleri arasında en yaygın olan çadır tipi “Yurt”, “Toprak Ev” ya da “Keçe Ev” tipidir. Bu isimlerin verildiği çadır tipi, tarihi çok eskilere dayanan kubbeli çadırlardır.

Türklerin göçebe yaşadığı dönemlerde en çok kullandığı çadır tipi ise “Kara Çadır” adı verilen çadırlardır. Bu çadırlar kıldan dokunarak 1 metre eninde, 10-15 metre uzunluğunda ve 5-6 kanadın yan yana dikilmesi sonucu elde edilir.

En görkemli çadırlar ise hükümdar çadırlarıdır. Çeşitli kaynaklara göre Uygur hükümdarının çadırının 5 fersahlık bir mesafe yani yaklaşık 25 kilometrelik bir mesafeden bile görülebildiği belirtilmiştir. Ayrıca bu çadırın 900 kişiyi ağırlayabilecek kadar büyük olduğu da belirtiliyor. Osmanlı otağı olan Otağ-ı Hümayun, hükümdarlar çadırları arasında en göze çarpanıdır. Türklerde çadırlara otağ da denmektedir.

Oba Kültürü

Eskiden Türklerde düğün, sünnet gibi eğlenceler de özel çadırlar yapılırdı. Bu eğlenceler özel yapılan otağların içerisinde gerçekleştirilirdi. Gelen misafirlere yiyecekler de bu çadırlarda dağıtılırdı.

NOT: Görseller günümüzde yapılan otağ örnekleridir.



Bir Yorum Bırak

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.