28.9.2018 / Sanat / Sinema

Margaret Atwood’un kitabından ekrana uyarlanan, kadın yönetmen Kari Skogland’ın Emmy adaylığı kazandığı dizi, gündemden düşmüyor. 

Dizide, 1984’vari bir distopya örneği olan, erkek egemen totaliter bir toplumda geçen kadınların sıra dışı hikâyesi anlatılıyor.

Elisabeth Moss’un başrolünde olduğu Emmy ve Altın Küre ödüllü dizi The Handmaid’s Tale, kadın hakları savunucularına ilham verdi. ABD, İrlanda ve Arjantin gibi ülkelerde protesto amaçlı dizide ‘damızlık’ kadınların giydiği beyaz başlık ve kırmızı pelerin kullanıldı.

Örneğin geçtiğimiz yaz, dizinin kostümlerini giyen bir grup gösterici kadın, ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı Mike Pence'in göçmen politikasını New York'taki Alexander Hamilton Customs House'nin önünde protesto etti.

Arjantin'de de tercihe bağlı kürtajı gebeliğin 14. haftasına kadar serbest hale getiren yasa tasarısı için kadınlar The Handmaid’s Tale kıyafetleriyle sokaklara döküldü. Kadınlar ‘damızlık’ olmadıklarını vurguladı.

PEKİ KİTLELERE BU KADAR İLHAM VEREN THE HANDMAİD’S TALE (DAMIZLIK KIZIN ÖYKÜSÜ) NE ANLATIYOR?

Margaret Atwood’un ödüllü “Damızlık Kızın Öyküsü” isimli romanından uyarlanan distopik drama dizisi, Amerika Birleşik Devletleri’nin parçası olan Gilead distopyasındaki totaliter toplum hayatını konu alıyor. Çevresel felaketler ve düşen doğum oranları karşısında, Gilead kadınlara devlet mülkü gibi davranan tutucu bir rejimle yönetilmeye başlanıyor. Offred, son kalan doğurgan kadınlardan biri olarak ailesinden koparılıyor ve Komutan'ın evinde hizmetçi olarak çalıştırılıyor. Hizmetçi kadınlar arttırmak için cinsel köleliğe zorlanıyor. Gilead'daki herhangi birinin casus olabileceği bu korkunç toplumda Offred; Komutanlar, onların acımasız eşleri, evcil Martha’lar ve hizmetçi arkadaşları arasında gidip geliyor. Offred'in artık tek amacı ise hayatta kalıp kendisinden koparılan kızını bulabilmektir.



Bir Yorum Bırak

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.