12.12.2018 / Sanat

Özellikle seramik parçalarda kırılmaların çok olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bu kırılan nesneleri onarıyor musunuz yoksa atıyor musunuz?

Antik Japon Felsefesi Kintsugi, kırılmış nesneleri altın ve gümüş ile onararak “kırılmaların bozukluk olmadığını, yeniden var oluşa giden bir yol olduğunu” kabul etmektedir.

Japonlar, 600 yıl önce kırılan eşyalarını tamir etmeye başlamış ve bu durumu sanata dönüştürmüşler. Bu sanatın adına da Kin: Altın, Tsugi: Birleştirmek, Tsukuroi: Tamir Etmek anlamına gelen kelimelerden yola çıkarak Kintsugi(Altınla birleştirme) ve Kintsukuroi(Altınla tamir etme) isimlerini vermişler.

Kintsugi

Japonların çok değer verdiği bu sanat sayesinde kırılan eşyalar tekrardan hayat buluyor ve pazarda yerini alarak orijinal hallerinden daha değerli ve pahalı bir şekilde alıcı buluyor.

Wabi-Sabi anlayışına dayanan Kintsugi sanatı, kırılan eşyaların onarımını yaparken izleri kaybetmek yerine daha da vurgular. Çünkü Wabi-Sabi anlayışına göre yaşamın hiçbir unsuru kusur değildir. Yaşam, tüm unsurları ile birlikte değerlidir.

Kintsugi

Kintsugi sanatının hikâyesi 15. yy. başlarından başlar. Hikâyeye göre Japon komutan Ashikaga Yoshimasa’nın çok sevdiği çaydanlığı kırılır. Çin yapımı değerli bir eser olan çaydanlığın onarılmasını isteyen komutan, onarım sonrası yeni görünümüne kavuşan çaydanlıktan memnun kalmaz. Ardından Japon zanaatkârları özel olarak görevlendirir. Japon zanaatkârların uzun çabası sonucunda komutan çaydanlığın son halinden memnun kalır. Çaydanlığın onarım yöntemine de o günden sonra Kintsugi denir.



Bir Yorum Bırak

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.