01.05.2020 / Deneme / Tarih

Emek öyle değerlidir ki, binlerce yıl öncesi indirilen kitabımız Kuran-ı Kerim’de bile emek kavramının önemi anlatılır.

“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”( Necm ,39)

“İşçinin ücretini alnının teri kurumadan ödeyiniz.” Hz.Muhammed

İhtiyaçlarımızı karşılamamız, daha iyi koşullarda ve daha iyi hayat standardı yakalayabilmemiz açısından olmazsa olmazımız çalışmaktır.  Çalışırken aynı zamanda üretime de katkıda bulunuruz. Gerek beden işçiliği gerek zihin işçiliği olsun emek üretim faktörlerinin temel taşlarındandır. Ancak geçmiş tarihte de şimdi de karşılığı tam olarak verilmeyen, sürekli uğruna mücadele verilen bir unsurdur.

İlkçağ kölelik sisteminden feodaliteye geçildiğinde toprak mülkiyeti sistemi oluşur ve bu sistemde asil toprak sahipleri, serfler ve köleler bulunur. Kölelerin hiçbir hakları yoktur. Topraklarda çalışırlar. Serfler kendilerine ait malzemelerle toprağı işler, geçimlerini sağlar, toprak sahiplerinin variyetlerini artırırlar ama kölelerden farklı olarak istedikleri yere gitme hakları vardır.

Feodaliteden sonra belli bir asil toprak sahibine bağlı geçinme durumu ve toprak mülkiyeti ortadan kalkınca emek gücü belli bir değerle satılmaya başladı. Köylülüğü bırakıp karın tokluğuna, barınma karşılığında ağır şartlarla çalışmaya zorunlu bırakılmaları sonucu emekçi kavramı doğdu.

Kapitalist sisteme geçildiğinde makineleşme süreci ile beraber işçinin ve emeğin iyice değer yitirdiği, asgari düzeyde bile geçinmeleri zor olacak ücretlerle çok çalıştırılmaları ile mücadele sürüp gider. Sendikalaşma (ilk işçi sendikası 1824 yılı İngiltere’de kurulmuştur), grev, toplu sözleşme hakkı sonrasında sermaye sahiplerinin işçi üzerindeki hükmü biraz olsun kırılır.

1881 senesinde Chikago’lu işçilerin 8 saatlik çalışma süresi direnişi için 40 bin tekstil işçisi eylem yapar ve sonucunda 4 işçi öldürülür ve 1400 işçi işten çıkarılır. Yine 1886 senesinde Amerika ve Kanada’da 1 Mayıs 1886 senesinde 350 bin işçi grev yapar ve dört işçi idam edilir. Bu olayların sonucunda 1890 yılında işçi örgütleri toplanarak 1 Mayıs’ın “Uluslararası Birlik ve Mücadele Günü” olarak kutlanılmasına karar verir.

Türkiye’de ilk kez 1 Mayıs 1905 senesinde İzmir’de kutlanmıştır. 1923 senesinde ise resmi olarak kutlanmaya başlanmıştır.

En iyi koşullarda yaşamayı, alnının teriyle hak eden tüm emekçilerimizin “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü” kutlu olsun.

"En çok bolluk getiren yağmur alın teridir." Cenap ŞAHABETTİN