7.2.2019 / Deneme

"Bir dilek hakkım olsa onu sürekli yiyip hiç doymamak üzere kullanırdım." (İnterstate 60 filminden)

Uzun kuyruklar gördüm. Su kuyruğu, ekmek kuyruğu, iskender kebap kuyruğu. İnsanların birbirlerini 'medenî bir şekilde' beklemeleri ve en nihayetinde açlıklarını dindirmeleri ne kadar da güzel bir şey. Ve sonra yine acıkmaları. Ve sonra yine.

ekmek kavgası

Dünyadaki tüm bu bekleyişlerin yahut daha doğru bir ifadeyle tüm bu mücadelelerin 'ekmek kavgası' gibi bir yakıştırmaya konu olması daha da güzel.

Güzel, çünkü kavgadır insanı adam yapan. Kavga edemeyene adam gözüyle bakılmaz. Kavga edeceksin; yeri gelince de ağlayacaksın ki ekmeğine kavuşasın. Ekmeğinin peşinden koşmayana kız verilmez çünkü.

Cinsi latif tabir edilen kadının vazifesi ise kavgaya yön verebilme erkine sahip olmakta gizlidir. Kadın odur ki, erkeğine hangi ekmeğin derdine düşeceğini fısıldayabilsin. Hem öyle fısıldasın ki, erkeğini 'adam' eylesin.

kadın fısıldamak

Ekmeğe gelince; sakın onu hamurdan mamul bir sofra ürünü sanmayasın kıymetli okur. Ekmek kıyafettir, ayakkabıdır, çantadır. Ekmek evdir, arabadır, paradır. Ekmek güçtür, karizmadır. Ekmek için kuyruğa girilir. Ekmek markadır, promosyondur, kampanyadır. Ekmeğine sahip çıkmazsan aç kalırsın.

açlığın sınırı yoktur

Ha siz açlık sınırı meselesini merak ediyorsunuz. Hemen söyleyelim. Maalesef açlığın bir sınırı yoktur.