08.04.2020 / Deneme

Çocuk, anne ve babanın gözlerini keşfedeyim istedim. Çıktığım yol bitti de ben fark etmedim. Her biri ayrı bir okyanus, her biri ayrı bir dünya. Bense okyanusta damla. Saygılarımla…

Neresinden başlamalı hikâyenin bilmiyorum. Taşıyamadığım kederimi taşıyabilsin diye beni önce sevgimden vazgeçtim. Kolay olmadı elbet. Sabrıma gem vuramadım. Ve de dizginleyemedim zamanı. Oysa zor olmayacak sanmıştım. Sadece… Aldandım.

Kolay olur diye bir çocuğun gözlerinden başladım yolculuğuma. Ama fazla inemedim derinlere kaybolurum diye. Yine de duru mu duru iki göz sadece. Ne gelecek korkusu, ne de geçmişten kalmış bir dem yorgunluk. Her zerresine sinmiş hayatın anlamı. Her zerresi mutluluk, her zerresi yaşam anı. Uzasa yolculuğum yorulacaktım. Hayatım uzasa kendimden korkacaktım.

hayatım uzasa

İlk yolculuğumun harlı ateşinde bu denli yanmışken ikincisinin çıkmazında buldum kendimi. Lakin ne yol belli, ne de yolcu gönüllü. Pusulasız çıktığım yolda bir annenin gözlerinde buldum gözlerimi. Dertli mi dertli, puslu mu puslu. Yılların darmadağın ettiği bir tende zamanın diş geçiremediği, takvimlerin güç yetiremediği çok derinlerde kalmış iki göz işte. Zaman çalmışsa da ışığından biraz; anlamını, güzelliğini, şefkatini hiç ama hiç etkileyememiş. İyiyi de görmüş kötüyü de bilmiş. Fakat asla pes etmemiş.

Sonbahar yağmuru gibi gözbebeklerinde iki damla yaş beklemekte. Soğuk ve sıcak. Düşse dünyayı sel alacak. Gönülleri ateş basacak. Düşse düştüğünü tarih yazacak.

Toprağın kokusu annenin teninde saklı. Annenin teni yağmura bahane. Ve annenin gözleri sanki ağlamaya yasaklı. Annedeki yolculuğum bitmeden annenin gözlerinde bittim ben.

annenin gözlerinde bittim

Bir şarkıyı sever, çatlamış iki dudaktan bir dua bekler gibi görülmez mi babanın gözleri. Ellerindeki nasırlara gitti önce ellerim. Dokundum da tenimi ateşler yakmadı, bıçaklar kesmedi bu denli. Zamanın hışmına uğramış yaşadığı her dem, nefes aldığı her an.

Zalime boyun eğmemiş ve direnmiş zamana. Yitirmemiş onurlu bir adamın sahip olması gereken iki çift gözü. Aç kalmış, açıkta kalmış ama aç ve açık bırakmamış. Sonbahara mahkûm kalmış ömrü. Yalnızlık düşmüş bahtına hep. Baba sevinç ve kedere sebep. Çalmadan, kalp kırmadan; baba adam gibi adam. Geceyi gündüz eder, gözlerim gözlerinde kaldı baba ışık ver. Gözlerim karanlığa hapsoldu baba ışık ver. Gözlerim gözlerinde boğuldu baba. Ya ışık ver ya da elimden tutup yol göster.

elimden tutup yol göster

Çocuk, anne ve babanın gözlerini keşfedeyim istedim. Çıktığım yol bitti de ben fark etmedim. Her biri ayrı bir okyanus, her biri ayrı bir dünya. Bense okyanusta damla. Saygılarımla…