5.12.2019 / Deneme

Etrafı dağıtıp, pislettikten, bir şeyleri kırıp döktükten sonra yine de hoş karşılanmayı bekleyen; adeta çocukluğunuzu tekrar ve tekrar yaşamak isteyen tek insan değilsiniz. 

İnsan zihni üç aşamalı bir yapıya sahiptir. İd (nefis), süper ego (vicdan) ve ego (akıl) olarak nitelendirilen bu aşamalar sebebiyle insan olarak anılırız. Yani bir bakıma hayvandan ayrılma sebebimiz bu üçlü sistemin arasındaki ilişkiyle açıklanır.

Bilimsel olarak, ilk üç yaşımıza kadar herhangi bir kuralı tanımayan, hayatı yalnızca ihtiyaçları (haz ve zevkleri) temin etmek ve acılardan kaçınmak odaklı algılayan bir zihne sahibiz. Sonradan hayattaki kurallara, anne baba nasihatlerine, dinî yargılara, normlara, toplum değerlerine uymakla karşılaşırız.

kurallarla karşılaşmak

Bebekliğinin başından beri yapabildiği masum kabul edilen birçok davranışı devam ettirdiğinde azarlanmaya ve ayıplanmaya maruz kalan çocuk zihni, kendini korumak için aklını geliştirmek zorunda kalır. Bu akıl geliştirme süreci, bazıları derin izler bırakan travmalar süreci olarak da değerlendirilebilir.

Altına serbest bir şekilde pisleten bir bebekken, büyüdükçe sorumluluğu artan ve mesela klozet kapağını kapatmayı unuttuğu için azarlanabilen bir 'birey' olma arasında sıkışmamak için; ego tabir edilen aşama başlatılmış ve böylece, bir şekilde en az zararla zihnimizi koruma girişimleri de başlamış olur.

serbestçe yaşamak

Doğuştan bedenimize yerleşmiş duygular bastırılmaya, mantıklı çözümler ile haz almaya yönelik yeni yöntemler keşfetmeye, daha doğrusu toplumun değer yargılarına uygun hazlar bulmaya başlamışızdır.

Olduğumuz gibi görünmek artık yasaktır. Çünkü toplum sizin olduğunuz gibi görünmenize engel yasalarla kuşatılmıştır.

olduğumuz gibi olamamak

Normal şartlarda olduğu gibi görünmek, kişiliğinizin gizli yanları bulunmasından daha değerlidir. Toplumun genel yargıları gereği hem kendinizi olduğunuz gibi göstermeli hem de olduğunuz gibi davranmamak için olanca çabanızı harcamalısınız. Yani bir nevi kişiliğinizin çöp özelliklerinden vazgeçmelisiniz.

Evet, bebekken ve belki biraz da çocukken çok tatlıydınız ve belki sırf kaka yapabildiğiniz için alkışlandığınız zamanlar da oldu; ama artık çok da sevimli değilsiniz.

Bazıları bunu, akıl gelişimi ve dolayısıyla irade gelişimi ile ilgili bir mevzu olarak görebilir. Aklı ve iradesi gelişmeyen ya da yaşlılık sebebiyle çocuklaşan bireyler, bebekliklerindeki yahut çocukluklarındaki kadar sevimli kalabilirler mi peki? Sanmıyorum.

bebeklikteki kadar sevimli değiliz

Toplumun geneli, siz büyüdükçe sizi sevmemekle ilgili sebepler bulma eğilimine sahiptir.

Eğer sizi siz yapan özelliklerden vazgeçemiyor ya da bazıları birazcık kötü bile olsa bu özellikleri yitirdiğinizde hayat amacınızı kaybetmiş gibi hissediyorsanız; çok da yalnız değilsiniz. Bütün o kuralları koyan ya da benimsediğini iddia eden insanlar, içlerinde bir yerde sizin içinizde verdiğiniz savaşa çok benzeyen bir savaş vermektedirler.

Etrafı dağıtıp, pislettikten, bir şeyleri kırıp döktükten sonra yine de hoş karşılanmayı bekleyen; adeta çocukluğunuzu tekrar ve tekrar yaşamak isteyen tek insan değilsiniz.

hoş görülmek