27.07.2022 / Eğitim / Genel

Hukuk kurallarının uygulaması nasıl belli bir coğrafi alanla sınırlı oluyorsa, aynı şekilde belli bir zamanla da sınırlandırılabilir.

Hukuk kuralları usulüne uygun olarak yürürlüğe girdikten sonra ilanihaye yürürlükte kalmaz, belli bir süre sonra yürürlükten kalkar. Gerçekleşen bir olaya o ülkedeki zaman bakımından önceki ve sonraki kurallardan hangisinin uygulanacağı ya da bir hukuk kuralının yürürlüğe girmeden önce veya yürürlükten kalktıktan sonra gerçekleşen olaylara uygulanıp uygulanamayacağı gibi sorunlar, hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanması probleminin içeriğini oluşturur.

Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasında ana kural, bir hukuk kuralının yürürlüğe girdikten sonra, yürürlükten kalkana kadar kapsamına giren olaylara uygulanmasıdır. Bu nedenle bir hukuk kuralı, kanunda açıkça istisna olarak belirlenen hâller haricinde, yürürlüğe girmeden önceki ve yürürlükten kalktıktan sonraki olaylara uygulanmaz. Ancak kanun koyucu kimi durumlarda hukuk kuralının, yürürlüğe girmeden önceki ve sonraki olaylara uygulanmasını da kabul etmektedir. Dolayısıyla hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanması sorunu, hukuk kuralının ne zaman yürürlüğe girdiği ne zaman yürürlükten kalktığı ve hukuki uyuşmazlığa hangi hukuk kuralının uygulanacağı gibi üç ayrı konuyu kapsar.

Hukuk Kurallarının Yürürlüğe Girmesi

Bir hukuk kuralı ancak yürürlüğe girmesinden sonra hukuki etki ve sonuç doğurur. Bu sebeple hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin bir problemle karşılaşıldığında yapılması gereken ilk iş, çözülmesi gereken uyuşmazlığın ortaya çıktığı anda yürürlükte hangi hukuk kuralının bulunduğunun belirlenmesidir. Hukuk kurallarının yürürlüğe girme usulü, hukuk kuralları arasında değişiklikler gösterir.

Kanunlar, milletlerarası antlaşmalar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve yönetmelikler Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girerler. Örneğin, kanunun yürürlüğe girmesi açısından iki ihtimal söz konusudur. İlk ihtimal, söz konusu kanunun yürürlüğe gireceği tarihin kanunda açıkça gösterilmesidir. Bu durumda söz konusu kanun belirtilen bu tarihte yürürlüğe girer.

Bir Kanun’un yürürlüğe girmesi açısından ikinci ihtimal, kanunun yürürlüğe gireceği tarihin kanunda açıkça belirtilmemiş olmasıdır. Bu durumda ise söz konusu kanun, Resmî Gazete’de yayımlandığı gün yürürlüğe girer.

Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikler, yürürlükleri için yayımdan sonraki bir tarih ayrıca belirlenmemişse, Resmî Gazete’de yayımlandıkları gün yürürlüğe girer. Anayasa m.124/2 uyarınca, hangi yönetmeliklerin Resmî Gazete’de yayımlanacakları kanunla belirlenir.

Hukuk Kurallarının Yürürlükten Kalkması

Hukuk kuralları sonsuza kadar yürürlükte kalmaz, belli bir süre yürürlükte kaldıktan sonra, yürürlükten kalkarak hukuki geçerliliklerini kaybederler. Hukuk kurallarının yürürlükten kalkması dört farklı şekilde olur.

Açık İlga: Yürürlükte bir hukuk kuralının yürürlüğe giren yeni tarihli bir başka hukuk kuralıyla açıkça yürürlükten kaldırılması

Bu durumda yürürlükte olan bir hukuk kuralı, kendisini kabul eden merci tarafından aynı usulle kabul edilmiş normlar hiyerarşisindeki aynı veya daha üst basamakta yer alan bir başka hukuk kuralı tarafından yürürlükten kaldırılır. Bir hukuk kuralının başka bir hukuk kuralını ismen belirterek yürürlükten kaldırmasına “açık ilga” denir.

İlga edilen hukuk kuralı “mülga” düzenleme olarak anılır. Hukuk kuralının bu şekilde yürürlükten kaldırılması, eski düzenlemenin yerine yeni bir kural konulması ihtiyacının ortaya çıkmasından ya da o konunun hukuken düzenlenmesine ihtiyaç kalmamasından kaynaklanabilir.

Zımni İlga: Yürürlüğe giren hukuk kuralının yürürlükteki bir kuralı zımnen yürürlükten kaldırması

Yürürlüğe giren bir hukuk kuralının, yürürlükte bulunan bir hukuk kuralı ile aynı hususları düzenlemesi nedeniyle kapsam bakımından tamamen örtüştüğü bu hukuk kuralının hukuki geçerliliğine son vermesine “zımni ilga” denir [1]. Dolayısıyla zımni ilgadan bahsedilebilmesi için,

  • Yürürlükte bir hukuki düzenleme olmalı
  • Bu düzenlemeden sonraki tarihte kabul edilen ve normlar hiyerarşisinde bu düzenleme ile aynı veya daha üst basamakta yer alan ikinci bir hukuki düzenleme yürürlüğe girmeli
  • İkinci düzenleme ilk düzenlemenin yürürlükten kaldırıldığına yönelik açık bir hüküm içermemeli
  • Yürürlüğe giren düzenleme, içerik bakımından yürürlükteki düzenlemenin konusunu tamamen kapsamalıdır

Zımni ilga hâlinde aynı hukuki durumu düzenleyen, biri diğerinden daha sonraki tarihte yürürlüğe giren ve görünüşte her ikisi de yürürlükte olan iki düzenleme vardır. Bu durumda bir hukuki uyuşmazlıkta bu düzenlemelerden hangisinin uygulanması gerektiği, sonraki kanunun, önceki kanunu zımnen ilga ettiği kuralına göre çözümlenir. Sonraki hukuk kuralının önceki hukuk kuralını tamamen ilga ettiğinden bahsedilebilmesi için, sonradan yürürlüğe giren kuralın normlar hiyerarşisinde ilk kuralla en azından aynı ya da daha üst basamakta olması ve içerik olarak önceki düzenlemeyi kapsaması gerekmektedir.

Kendiliğinden Yürürlükten Kalkma: Süreli veya geçici hukuk kurallarının sürenin veya durumun ortadan kalkması ile yürürlüğünün kendiliğinden sona ermesi

Kural koyucu, kimi durumlarda hukuk kuralları yürürlüğe girerken belli bir süre boyunca veya durum var olduğu sürece yürürlükte kalmasını açıkça düzenler. Hukuk kuralının önceden metninde belirlenmiş bir süre ile yürürlükte kaldığı hukuk normlarına süreli normlar denir. Örnek, Bütçe Kanunları, bir takvim yılı için kabul edilir, bu sebeple bir yıl boyunca yürürlükte kalır. O takvim yılının sona ermesi ile birlikte kendiliğinden yürürlükten kalkar.

Belli bir durum var oldukça yürürlükte kalan ve o durumun ortadan kalkması ile birlikte yürürlüğünü yitiren normlara da geçici normlar denir. Örneğin, Sıkıyönetim Kanunu, Olağanüstü Hâl Kanunu, sıkıyönetimin veya olağanüstü hâlin devam ettiği belirsiz bir süre boyunca yürürlükte kalacağından geçici kanunlardır.

Süreli ve geçici normlar, belli bir süre ve olayın varlığına bağlı olarak kabul edildiklerinden, diğer hukuk kurallarından farklı olarak, kendilerinden sonra yürürlüğe giren eşdeğer başka bir hukuk kuralı tarafından değil, sürenin dolması veya varlık sebebi olan olayın ortadan kalkması ile kendiliğinden yürürlükten kalkar.

Mahkeme Tarafından İptal Edilme

Hukuk devleti ilkesi gereğince hem kanunlar hem de idarenin işlemleri yargısal denetime tabidir. Kanunların anayasaya uygunluğu Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından, soyut veya somut norm denetimi yoluyla yapılır. Bunlardan soyut norm denetimi, bir kanunun yürürlüğe girdikten sonra, Cumhurbaşkanı, iktidar veya ana muhalefet partisi meclis grupları ile Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki üyenin Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak söz konusu kanunun iptalini talep etmesiyle olur. Somut norm denetimi ise kanunu somut bir davada uygulaması gereken mahkemenin, kanunun anayasaya uygun olup olmadığının denetimini istemek amacıyla Anayasa Mahkemesi’ne yapacağı başvuruyla olur. Her iki hâlde de iptal edilen norm ya da normlar, AYM tarafından ayrıca bir tarih belirlenmediği sürece, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. AYM tarafından verilen iptal kararı geçmişe etkili olarak sonuç doğurmaz.

İdarenin genel düzenleyici işlemlerinin iptali amacıyla da Danıştay’da iptal davası açılması mümkündür. AYM’nin aksine idare mahkemeleri tarafından verilen iptal kararları geçmişe etkili olarak sonuç doğurur. Bu nedenle Danıştay’ın hakkında iptal kararı verdiği kurallar da geçmişe etkili olarak sonuç doğurur.

Hukuk Kurallarının Zaman Bakımından Uygulanmasında Hâkim Olan İlkeler

Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanması konusunda, derhâl uygulama, geçmişe yürüme ve ileriye yürüme olmak üzere üç ilke bulunmaktadır.

Derhâl Uygulama İlkesi

Derhâl uygulama ilkesi, bir hukuk kuralının, yürürlükte bulunduğu süre içinde, yürürlüğe girdiği tarihten yürürlükten kalkacağı tarihe kadar kapsamına giren tüm olaylara uygulanmasıdır. Dolayısıyla bu ilke gereğince, somut bir olayda maddi hukuk kurallarının uygulanmasına yönelik bir hukuki uyuşmazlığa uygulanacak hukuk kuralının belirlenmesinde, uyuşmazlığa neden olan işlem ya da fiilin gerçekleştiği tarih, muhakeme hukukuna ilişkin hukuk kurallarının uygulanması açısından ise söz konusu muhakeme işleminin yapılacağı tarih esas alınır. Hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasında derhâl uygulama ilkesinin kabul edilmesinin üç temel sonucu vardır.

  • Bir maddi hukuk uyuşmazlığı, uyuşmazlığın ortaya çıktığı tarihte geçerli olan hukuk kurallarına göre çözülür. Bu sebeple konunun başında verilen ilk örnekte fail, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu 3 Haziran 2005 tarihinde işlediğinden, 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK kapsamında cezalandırılır.
  • Bir muhakeme işlemi, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte olan kurallara göre yapılır. Bu sebeple konunun başında verilen diğer örnekte sanığın dördüncü dereceden kan hısımı olan amcasının oğlu T, tanık olarak dinlenmesine karar verilen tarihte var olmayan ancak tanık olarak dinleneceği 17 Mayıs 2017 tarihindeki duruşmadan önce yürürlüğe giren kanun değişikliğinin kendisine tanıdığı tanıklıktan çekinme hakkından yararlanabilir.
  • Önceki kanun döneminde yapılan işlemler, kazanılmış haklara saygı ve hukuk güvenliği ilkesi gereğince, kamu düzenine ve insan onuruna açık aykırılık gibi bir durum söz konusu olmadığı sürece geçerliliğini korur. Bu sebeple örneğin, birden çok kişiyle evlenmenin serbest olduğu bir ülkede bu durumun yasaklanması hâlinde, yasaklamadan önce yapılan evlilikler hukuki güvenlik ilkesi gereğince yasaklamadan sonra da geçerliliğini korur. Ancak kölelik kamu düzenine ve insan onuruna dair bir konu olduğundan, köleliğin serbest olduğu bir ülkede köleliğin yasaklanması durumunda bütün kölelik ilişkileri derhâl sona erer.

Hukuk kuralının zaman bakımından uygulanmasında temel ilke, derhâl uygulama ilkesidir. Bu yüzden aksine açık bir hüküm bulunmadığı sürece hukuk kuralları açısından derhâl uygulama ilkesi geçerlidir.

Geçmişe Yürüme İlkesi

Bir hukuk kuralının geçmişe yürümesi, yürürlüğe girmesinden önce gerçekleşmiş işlem ve/veya eylemlere uygulanmasını ifade eder. Dolayısıyla geçmişe yürüme ilkesi hukuk kurallarının yürürlüğe girerek geçerlilik kazanmasından önceki olaylara uygulanmasına imkân veren, böylece uygulama alanını geçmişe doğru genişleten bir ilkedir. Geçmişe yürüme ilkesi, hukuk güvenliği gereğince, ancak istisnai olarak kanunda açık hüküm bulunan hâllerde uygulama alanı bulur [1]. Türk hukukunda geçmişe yürüme ilkesi, TCK m.7/2’de failin lehine olan ceza kanunları açısından kabul edilmiştir.

İleriye Yürüme İlkesi

İleriye yürüme, bir hukuk kuralının yürürlükten kalktıktan sonra da uygulanabilmesini ifade eder. Dolayısıyla ileriye yürüme ilkesi, bir hukuki uyuşmazlığın çözümünden önce yürürlükten kalkarak hukuki geçerliliğini yitirmiş olan hukuk kuralının, bu uyuşmazlığa uygulanması suretiyle çözümlenmesine imkân verir. Bu sebeple ilke, hukuk kuralının uygulama alanını, yürürlükten kalktıktan sonra da geleceğe etkili olarak genişletme imkânı veren bir etkiye sahiptir. Türk hukukunda hukuk kurallarının yürürlükten kalktıktan sonra da ileriye etkili bir biçimde uygulanması, süreli veya geçici hukuk kuralları açısından kabul edilmektedir. Buna göre süreli veya geçici bir hukuki düzenleme, yürürlükte bulunduğu süre içerisinde kendisinden doğan bir uyuşmazlığın çözümüne, yürürlükten kalktıktan sonra da uygulanır.

Ayrıca Bakınız