14.04.2021 / Deneme

Hırsıza kilit, hazıra dağ ve bazı acılara yürek dayanmaz. Ne var ki hırsızlarla ve yürek dağlayan acılarla yaşamayı öğrenmişizdir. Dağ tükenirse ovada dilenmeyi de bir şekilde öğreniriz.

Hayat, bir arama yolculuğudur. Huzuru arar insanoğlu. Mutluluğu, bir ömür birlikte olacağı kişiyi ve bazı cevapları arar hayatının sonuna değin.

bir ömür birlikte olacağı kişiyi aramak

Erişemediği huzur, kaçırdığı fırsatlar ve mutluluklar, elde edemediği her şey için suçlayabileceği birini arar.

Ve bazen de kendini arar, yalandan da olsa. En önemli şeyin bu olduğunu hasbelkader duymuştur bir yerlerden.

Nikolay Vasilyeviç Gogol, Ölü Canlar adlı romanının bir yerinde "İnanın, elinizden alınabilir servet hiçbir şeydir! Kimsenin alamayacağı, çalamayacağı, el koyamayacağı servetinizdir önemli olan!" demektedir.

el konamayan servet

Gel gör ki insanoğlu çalınamayacak şeylerin peşine düşmeyecek kadar kurnazdır. İster ki somut olsun elindeki her şey. Yaptığı iyilikleri bile rakamlaştırmaya uğraşır. Böylece kendisiyle gurur duyabileceği bir statü oluşturmak ister. Toplumda sevilmenin ve sayılmanın rakamlara bağlı olduğunu kolayca çözmüştür ne de olsa.

İnsanoğlu kendini eninde sonunda işte bu pozisyona hapseder. Elinden her şeyin alınacağı ve öleceği güne kadar sürmesi muhtemel bu anlamsız oyunu sürdürmek onu yeterince tatmin etmektedir. Çünkü diğer türlü kendini aradığında ve nihayet bulduğunda kimse ona bir madalya takmayacağı gibi, alabileceği en büyük ödül toplumdan direkt veya dolaylı olarak dışlanmak olacaktır.

Rakamlar öyle göstermektedir ki içimizdeki servet bir müddet daha elde etmeye yahut çalınmaya değmeyecek atıl bir konumda beklemeye devam edecektir. Bu rasyonel bir sonuçtur. İçimizdeki serveti bulacağız ve ortaya çıkartacağız diye toplum nezdinde mecnun ilan edilmenin ve oluşan baskı neticesinde aklımızı kaybetme risklerine girerek ilan edildiğimiz şeye dönüşmemizin bir âlemi yoktur.