29.12.2021 / Eğitim / Genel

İktisat Bilimi; ekonomideki tüm insanları konu edindiği gibi, bir üretici yanında tüm üreticilerin davranışlarını da inceler.

Yine devletin iktisadi hayattaki rolünden, diğer ekonomilerle olan iktisadi ilişkilere kadar oldukça geniş bir ilişkiler ağı iktisadın alanını oluşturur. Bu geniş alandaki çeşitli kesimler, iktisadın alt disiplinlerinin konusunu oluştururlar. Bu alt disiplinler iki temel guruba ayrılır: Mikro iktisat ve Makro iktisat.

Mikro İktisat: Bireysel ünitelerin iktisadi davranışlarını inceler yani iktisadi karar vericilerin tek tek ele alınması bir mikro yaklaşımdır. Mesela, herhangi bir tüketici, üretici ya da faktör sahibinin her türlü iktisadi davranışları mikro iktisadın ilgi alanına girer ve konusunu oluşturur. Üreticinin kârını nasıl en yükseğe çıkarabileceği, tüketicinin faydasını arttırmak için hangi mal miktarlarını satın alması gerektiği gibi analizler mikro analizlerdir.

Makro İktisat: İktisadi karar vericilerinin toplam değerlerini, bir bütün olarak davranışlarını ele alır. Toplam talep ya da toplam arz, toplam yatırımlar veya tasarruflar; enflasyon, işsizlik gibi ülke ekonomisinin toplam değerlerini içeren konuları ele alır. Enflasyon ve işsizlikle mücadele, üretimin nasıl arttırılacağı, kaynakların dağıtılması gibi sorunlar makro iktisadın alanına giren sorunlardır.

Bütün bunlardan sonra, iktisadi olayları açıklarken iktisatçıların hem pozitif hem de normatif analizler yaptıklarını belirtmeliyiz. Bu ayrım pozitif iktisat- normatif iktisat olarak bilinir.

Pozitif İktisat: iktisadi olayları neden, nasıl şeklinde bir neden sonuç ilişkisi bakımından ele alır. Var olan resmi betimler. Bazı nedenlerden dolayı hangi sonuçların ortaya çıkacağını inceler. Mesela, ülkede eğitim sektörüne yapılacak yatırımların verimlilik artışlarına yol açacağı ve bunun da üretim ve gelir artışlarına sebep olacağı açıklaması pozitif bir yaklaşımdır.

Normatif İktisat: iktisadi olayları ne olması gerektiği anlayışı ile ele alır. Kurallar koyar. Kurallar koyması nedeni ile değer yargılarına dayanır. Toplumun temel değer yargılarının zaman zaman ekonomik kararları etkilediğini görürüz. Mesela, Müslüman ve Yahudi inanışlarda domuz eti tüketmek ve üretmek yasaktır. Bu kural, bu inanışlara sahip tüketici ve üreticilerin kararlarını etkiler. Benzer şekilde ülkenin toplam gelirinin arttırılması bir hedef olarak belirlendiğinde, buna ulaşmak için neler yapılması gerektiği incelendiğinde, normatif bir analiz yapılmış olur.