19.05.2020 / Din / Genel

Kadir, bizim de kadr ve haysiyet diye ifade ettiğimiz şekilde şeref ve büyüklük anlamında olmasıdır ki “azamet ve şeref gecesi” demek olur.

97 KADR / Kudret [1]  Değer, kıymet[2]

Bismillêhirrahmênirrahıym

1.          

Onu / Kur’an’ı kadir gecesinde indiren muhakkak ki biziz;

[Onu size, kadrini/kıymetini bildiğiniz gecelerde biz öğretiriz]. 73/1-4; 55/2

2.          

Bildin değil mi [şimdi], “kadir gecesi” nedir?

[Kur’an geceleri, katımızda ne kadar değerlidir]?

3.          

[Tertil gecelerinin, katımızda hatırı çok sayılıdır];

[O derece ki], Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.

4.           

O gece, melekler Ruhla/vahiyle beraber[3] inerler de inerler;[4]

Rablerinin izniyle, [tertil edenlerin] her birine[5] [ilham ederler];

5.          

[Müminlere], tarifsiz bir mutluluğun[6] (formüllerini getirirler).[7]

Bu durum, [bu şekilde sürer gider];

Ta ki [bir gün, ahiretin] şafağı söker.

 

«Adını, birinci ayetinde geçen ve Kur’an’ın ilk ayetlerinin nazil olduğu gecenin önemine, daha doğrusu o gece gönderilmeye başlanan Kur’an’ın, insanlığın kaderinde oynadığı role işaret eden “el-Kadr” (kıymet, değer) kelimesinden almıştır.»[8]

«Kadr, “kıymet, değer, ölçü” anlamındadır. Kadir, aslında “güç yetirmek” demek olup hüküm ve yargı, takdir, şeref ve ululuk, bir de tazyik anlamlarına gelir. Kadir Gecesi denilmesinde tefsirciler bu anlamlardan her birine göre birkaç izah şekli ileri sürmüşlerdir: 

Birincisi: Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir ki Duhan suresi 4’de: “Biz onu mübarek bir gecede indirdik. Biz ikaz ediciyiz; o gecede her hikmetli iş ayırt edilir” buyurulduğu gibi her kesinleşmiş, ilâhî takdirde kararlaştırılmış işlerin veya birçok işlere hâkim büyük kuvvetli işlerin ayırt edildiği kutsal gece demektir. Zira çoğu tefsircilerin görüşüne göre ayette geçen mukaddes gece Kadir gecesidir.

Bu anlama göre birçoğu Kadir gecesinin “takdir gecesi” demek olduğunu söylemişlerdir. Ayette “ayırt edilir” buyurulması da bunu gösterir. Kadir gecesinin asıl kıymeti de böyle feyzi bol ve geniş, önemli işlerin yerine getirildiği hüküm ve kaza gecesi olmasındandır.

İkincisi: Kadir, bizim de kadr ve haysiyet diye ifade ettiğimiz şekilde şeref ve büyüklük anlamında olmasıdır ki “azamet ve şeref gecesi” demek olur. Çünkü bin aydan hayırlıdır.

Üçüncüsü: Tazyik anlamına gelmesidir ki “tazyik (sıkışma) gecesi” demek olur. Çünkü o gece inen meleklere yeryüzü dar gelir denilmiştir. Bu bize şunu ifade eder ki, büyük, şerefli olayların meydana gelmesinin sonundaki hayır ve esenliğin büyüklüğü oranında büyük bir şiddet ve tazyik ile ilgilidir. Nitekim Kur’an’ın inmesi de Meleğin (Cebrâil’in) şiddetli tazyiki /sıkıştırması / üstelemesi ile başlamıştı.

Şu hâlde Kadir gecesinde bu üç anlamın üçü de var demektir. Bu surede “kadir gecesi” unvanının üç defa zikredilmiş olması da buna işarettir.»[9]

«Kadr kelimesi sözlükte, "güç, hüküm, takdir, şeref, ululuk" gibi anlam­lara gelir. Özellikle Kur'an'ın bu gecede indirilmesinin geceyi şereflendirdiğini ve kadrini yücelttiğini ifade etmek üzere ona bu isim verilmiştir. Bu sûre inmeden ön­ce gecenin böyle bir ismi yoktu. Duhân sûresinde "Biz onu mübarek bir gecede in­dirdik" (44/3) buyurularak bu gecenin bereketli, hayırlı, uğurlu, önemli ve kutsal bir gece olduğu açıkça ifade edilmiştir. Surenin ilk ayetinde Kur'an'ın bu gecede, Bakara suresinde de (2/185) Ramazan ayında indirildiği belirtilmiştir. Buna göre Kadir gecesinin Ramazan ayı içerisinde olduğu açıktır; Ramazan'ın hangi gecesi­ne denk geldiği konusunda farklı görüşler vardır. Bununla birlikte, Buhârî ve Müs­lim'in kaydettiği, Hz. Ayşe’ye isnat edilen bir hadis­te Hz. Peygamber'e ilk vahyin Ramazan'ın 27. gecesinde geldiği bildirilmiş; bu sebeple Kadir gecesinin Ramazan'ın 27. gecesi olduğu yönünde genel bir kanaat oluşmuştur. Bazı rivayetlere göre Kur'an bu ayın son on günü içinde inmeye baş­lamıştır. Kadir gecesinin kesin olarak bildirilmemesi, insan­ların o gecede kazanacakları sevaplara güvenip diğer zamanlarda kulluk görevle­rini ihmal etmelerini önlemek gibi bazı sebep ve hikmetlerle açıklanmıştır.»[10]

«Surede geçen “gece” ile ilk elde, vahyin inmeye başladığı gece kastedilir. Bu gecenin ima ettiği diğer bir hakikat, cahiliyenin karanlık gecesidir. Işığını Allah’tan alan Kur’an dolunayı bu geceyi aydınlatmıştır. Fakat surenin son iki ayeti dikkate alındığında, dünya hayatının bir geceye benzetilmiş olması da muhtemeldir. Dünya hayatı bir gece, ahiret ise bu gecenin sabahıdır. İnsanlar ilahi rehberlik olmadan bu hayat yolculuğunu sürdürüp ebedi saadete ulaşamazlar. Vahiy, insanlığa gönderilmiş bir doğru yol haritası, bir rehberliktir.»[11]

Surenin konusu, Kur’an vahyinin kadir ve kıymetidir. Söylenmek istenen şudur: Ey bu vahyin muhatabı! Kur’an indiği geceyi bir ömre bedel kıldı. Aynı vahyin, senin hayatına inmesi durumunda ömrünü kaç ömre bedel kılmaz ki?[12]

 

İnsanoğlunun Kur’an’la tanıştığı, ona kavuştuğu gecedir Kadir Gecesi. Kadir gecesi, insanoğlunun Kur’an’la ilk buluştuğu gece olduğu için çok şanslıdır, bu kutlu olaya tanık olduğu için bin aydan daha hayırlıdır.

İnsan da Kur’an’a sımsıkı sarıldığında, Hakk’ın katında adeta som altındır. Ondan ayrıldığında ve ona darıldığında ise, Hakk’ın gözünde odundan farksız olup cehennemin bir yakıtıdır.

Kendisi bu kadar değerli olan ve kendisine hizmet edeni haddinden fazla değerli kılan bu ilâhî kelâm bizim en yanılmaz hocamız, hayattaki en büyük ihtiyacımızdır.

 

OLMAZSA OLMAZIMIZDIR

Kur’an’ı tanımayanlar kendilerini de Rablerini de tanımaz

Kur’an’ı tanımayanlar Allah’tan korkmaz ve kuldan utanmaz

Kur’an’ı öğrenemeyenler, ailelerine sevgi veremezler

Çocuklarına, ateşten kurtulma yollarını öğretemezler

Kur’an’ı araştırmayanın problemi artar, çözümü kalmaz

Kur’an’la terbiye edilmeyenin, yüzü hiç mi hiç kızarmaz

Kur’an olmadan hayat anlam kazanmaz, dolu yaşanmaz

İçenler doyasıya içer, yine de Kur’an’ın iksirine kanmaz

Kur’an sulhu öğrenilmeden, toplumsal barış sağlanamaz

İnsanlar birbirlerine sıkı sıkıya kenetlenemez bağlanamaz

Kur’an bilinmeden, bozguncular ve sapıklar tanınamaz

Kur’an’ı yaşamımızdan soyutlarsak, cennet kazanılamaz

Kur’an kıssaları anlaşılmadan, tarih doğru yazılamaz

Kur’an’dan ders alınmazsa, tuzaklar asla bozulamaz

Kur’an tetkik edilmezse, bilime zinhar ulaşılamaz

Ona aykırı veriler, insanlığın hiçbir işine yaramaz

Kur’an olmazsa, yoksul kimseden hakkını alamaz

Kur’an olmazsa, zenginler zerrece huzur bulamaz

Kur’an’sız millet yönetilemez, siyaset yapılamaz

Vatan bütün kalamaz, öz bağımsızlık kazanılamaz

Kur’an’la bilgilenenlerin, ilerlemesi durdurulamaz

Onunla yürüyenlerin, gerilemesi söz konusu olamaz

Kur’an olmazsa, yaşamın şifresi çözülemez

Kur’an söylemezse, ölümün sırları bilinemez

Kur’an yaşanmadan, sosyal yaralar sarılamaz

Kur’an yoksa, insanın psikolojisi anlaşılamaz

Ne zaman ki Kur’an-ı Kerim, baş tacı edilir

İşte o zaman, dünyada ve ahirette rahata erilir

Kur’an olmadan geçmiş anlaşılamaz

An yaşanılmaz ve gelecek kazanılmaz.

 

Son söz yerine:

GÖRÜŞMEK ÜZERE

Ey dostlarım ağlayalım       

Oruç ayı gitti yine     

Hasret ile inleyelim    

Oruç ayı gitti yine.[13]



[1] Evrensel Çağrı Kur’an Meâli, 643, Mustafa Sağ

[2] Hayat Kitabı KUR’AN, 1281

[3] Hayat Kitabı, 1283, not: 8

[4] (Vahiy kesintisizdir; hâlâ inmektedir: 17/82; 65/12) “Herhangi bir topluluk Allah’ın kitabını okuyup, aralarında incelemek için Allah’ın evlerinden bir evde toplanırsa kesinlikle üzerlerine sekîne / huzur iner, kendilerini rahmet kaplar, etraflarını melekler sarar, Allah onları yanındakilere anlatır.” {Riyâzüssâlihıyn, 29. Bab, sh: 128, Ter: Abdullah Feyzi Kocaer}

[5]küllümriin” kıraatine binaen.

[6] Selâm: M. İslâmoğlu

[7] M. İslâmoğlu

[8] Kısa Tefsirli Kur’ân-ı Kerim Meâli, 687, Mahmut Kısa, Ağustos 2007

[9] Sadeleştirilmiş Hak Dîni Kur’an Dili, 9/12-13, Heyet, Birleşik Yayıncılık

[10] Kur’an Yolu, V/658, Heyet, D. İ. B. Ankara 2007

[11] Hayat Kitabı KUR’AN, 1281

[12] Hayat Kitabı KUR’AN, 1281

[13] Çelebioğlu, “Edebiyatımızda Ramazan”, s. 49.