05.12.2021 / Deneme

Eğer insanlar doğuştan iyi ahlak ve güzel davranış potansiyeline sahiplerse, dünyadaki tüm bu kötü ve şeytani davranışlar nereden geliyor?

Deizm ve Ateizmin en büyük argümanlarından biri olan 'Kötülük Problemi" ile ilgili alt konulardan birini ele alalım.

Tanrı kötü müdür, yoksa kötülüklere müdahale edemeyen bir varlık mıdır sorularıyla vakit kaybetmeksizin direkt olarak mevzuya değineyim.

Peygamber Hz. Muhammed'in şöyle bir sözü bulunmaktadır: “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.”

"Belli yeteneklere ve yatkınlığa sahip olma" anlamına gelen fıtrat, insanın yaratılışındaki özü ifade eder.

Birçokları fıtrat kelimesini "gereken tüm iyi imkânların verilmesi, kâmil sıfatlarla donatılmış bulunma ve yeryüzünün halifesi seçilmeye layık biri olma potansiyeli" olarak yorumlar. Hatta hadisin muhtelif çevirilerinde "Her doğan İslam fıtratı üzere doğar..." şeklinde bir ifadeye bile rastlayabiliriz. Yani doğduğumuz anda yaratıcının istediği ahlaka sahipmişiz ve sonradan iyi özelliklerimizi ebeveynlerimiz ve bize etki eden diğer insanlar yüzünden kaybediyormuşuz gibi düşünebilirsiniz bunu. Hadisin orijinalinde ise İslam kelimesi geçmez ve aslında bize bir ipucu vermektedir ifadenin yalın kullanımı.

Irkı, soyu, cinsiyeti ne olursa olsun, her insan Allah’a inanma potansiyeliyle dünyaya gelmektedir. Buraya kadar doğru; ama tamamı bu değil.

Her insan aynı zamanda Allah'ı inkâr etme potansiyeli ile de doğmaktadır.

Yani bir insanın içinde, bebekliğinden itibaren iyilik ve kötülük potansiyeli eşit bir şekilde bulunmakta; birçok faktöre ve özellikle kişinin kendi kısıtlı iradesine bağlı olarak iki seçenekten birisi öne çıkmaktadır.

Bir çocuğun yalnızca iman potansiyeli ile doğmuş olduğunu düşünüp, kötülük ve inkâr potansiyeli boyutunu görmezden gelirsek; 'doğan çocuklara herhangi bir yönlendirmede bulunmadığımızda otomatik olarak iyiyi ve İslamiyet’i seçecektir' sonucunu da kabul etmek gerekecektir.

sonucu kabul etmek

Dış etkilerden tamamen yalıtılmış bir çocuk tahayyül etmek ütopik bir düşünce olsa da, çocuğun kendiliğinden iyiyi seçeceğini düşünmek de aynı derecede ütopik olacaktır.

İnsanların içlerindeki iyilik-kötülük mücadelesini en güzel özetleyeceğini düşündüğüm bir hikâyeyi de buraya eklemeden geçemeyeceğim.

Yaşlı Kızılderili reisi kulübesinin önünde torunu ile oturmuş, az ötede boğuşan iki köpeği birlikte izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, diğeri ise siyahtı.

siyah ve beyaz köpek

Yaşlı reis torununa: “Aynen şu gördüğün köpekler gibi, iyilik ve kötülük de içimizde sürekli mücadele edip durur” dedi.

Çocuk: “Peki hangisi kazanır bu mücadeleyi?“ diye sordu.

Bilge reis sevgiyle baktı torununa. “Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem, o” dedi.