16.06.2022 / Din / Genel

..

3.35.                     

“Rabbim! İçimdekini hürce sana adadım!” demişti İmran’ın eşi.

“Kabul buyur benden [bu adağımı, hür irademle yaptığım bu işi]!”

Şüphesiz ki sensin işiten;

Kuşkusuz ki sensin bilen.

3.36.                     

Doğurduğunda, şu şekilde niyaz etti [Rabbine]:

“Rabbim! Ben dişi doğurdum [senin mabedine].”

Oysa ne doğurduğunu, Allah [kendisinden] daha iyi biliyordu;

[Buna rağmen İmran’ın eşi:]: “Dişi, erkek gibi değildir” diyordu.

“[Rabbim]! Ben onu Meryem diye adlandırdım;

O ve zürriyeti adına, kovulmuş Şeytan’dan sana sığındım.”

«Ayetteki “veleysezzekeru kel ünsê” sözünü Allah söylüyorsa mana şöyle olur: “Senin doğurmayı beklediğin erkek, şu kız gibi değildir.” Cenabı Hak böyle buyurarak, Meryem’in, İmran’ın eşinin doğurmayı düşündüğü erkekten daha üstün olduğunu ifade etmiş olabilir.» [1]

«Zemahşerî, “Kavuşmak için dua ettiği erkek (çocuk), kendisine bağışlanan kız gibi olmayabilirdi” der. Bu ifade, Hz. Meryem’in üstünlüğünün annesinin umduğunun çok ötesinde olduğuna işaret eder.»[2]

3.37.                     

Rabbi onu güzel bir şekilde kabul etti;

Onu iyi bir bitki / bir çiçek gibi yetiştirdi.

Ve onu[n bakımını],  Zekeriya’ya teklif etti;

Zekeriya mihraba / mabede her girdiğinde,

[Hazır] rızık buluyordu Meryem’in önünde.

Sordu: Bunlar neredendir ey Meryem?

Dedi: O rızık, bana Rabbimden her dem.

Allah dilediğini kesiksiz rızıklandırır;

[Dilediğinin] rızkını, sınırsızca artırır.

«Meryem validemizin güzel bir bitki gibi yetiştirilmesi (3/37)[3], yapısında bitkilere has bir özellik olduğunu gösterir. Bazı bitkilerde hem erkeklik hem dişilik organı olur ve kendi kendini döller. Meryem'in rahmine ruhun üflenmesi ile ilgili iki ayetten birinde (Tahrim 12) erkek, diğerinde de dişi zamirin (Enbiya 91) kullanılması bunu gösterir.»[4]

«Özel olarak sadece Hz. Meryem için kullanılan “güzel bitki” ifadesi, onun mucize yaratılışıyla ilgilidir.»[5]

YUKARIDAKİ CÜMLELER KESİNLİKLE DOĞRU DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ, BU AYETTE HZ. MERYEM İÇİN KULLANILAN “GÜZEL BİR BİTKİ OLARAK BİTİRİLME” İFADESİ, MEHMET OKUYAN’IN ZANNETTİĞİ GİBİ ÖZEL OLARAK SADECE HZ. MERYEM’E HAS BİR NİTELİK DEĞİLDİR. BU ÖZELLİK, SECDE 7 VE NUH 17’NİN BİRLİKTEKİ BEYANLARINA GÖRE, DİĞER İNSANLAR İÇİN DE GEÇERLİDİR.

(Secde 32/7)

Yarattığı her şeyi EN GÜZEL yaratmıştır.[6]           

O her şeyin yaratılışını en güzel yapandır;[7]

(Nuh 71/17)

Sizi / HEPİNİZİ, topraktan BİR BİTKİ GİBİ BİTİREN Allah’tır.[8]

BU İKİ AYETİ BİR ARADA ŞU ŞEKİLDE YORUMLAYABİLİRİZ:

YARATTIĞI HER ŞEYİ / TÜM VARLIKLARI, EN GÜZEL BİÇİMDE YARATIP, HEPİNİZİ TOPRAKTAN BİR BİTKİ GİBİ BİTİREN ALLAH’TIR. 

19.16.                  

Meryem’i şu şekilde anlat / şöyle gündeme taşı[9] bu Kitap’ta!

Bir zaman o, ailesinden ayrılıp bir yere çekilmişti doğu tarafında.

21.91.                  

[Sâlihalardan idi] namusunu koruyan şu hanımefendi de;

[Zikret / zihnine yerleştir / tut bu Meryem’i daima gündemde]. [19/16]

Ona da ruhu biz üfledik / canı biz verdik;[10]

Onu ve oğlunu, âlemlere birer ayet eyledik. 23/50

66.12.                    

İmran’ın kızı Meryem de [teşkil eder müminelerin örneğini];[11]

O (Meryem) ki, korudu namusunu / korudu iffetini / fercini.

Üfledik biz de Meryem’in fercine / üreme organına[12] ruhumuzdan; 21/91

O da tasdik etti Rabbinin hem kelimelerini hem de ne varsa kitaplarından;

Zira idi o, Allah’ın iradesini gerçekleştirmek için el pençe divan duranlardan.

3.42

Hatırla[13] ki, bir vakit melekler,

“Ey Meryem!” diye seslendiydiler.

“Allah seni seçti ve pakladı büsbütün; (6/124)

Seçip kıldı seni, bütün kadınlardan üstün.”

3.43.                     

[Dedik ki]: “Ey Meryem! Rabbine has kıl kulluğunu ve secdeni!

Rükûunu da Rabbine has kılıp eğilenlerle birlikte yap eğilmeni!”

3.44.                     

Belirleyebilmek için Meryem’in kefilini / destekleyicisini kendi aralarında

Bunun için atarlarken / kullanırlarken kalemlerini değildin sen yanlarında

Yanlarında olmadığın için de göremedin haliyle çekişmelerini.

İşte bunlar, kayıp[14] haberlerdendir ki bildiriyoruz sana bilgilerini.

3.45.                     

Melekler dediğinde: “Allah kendisinden bir kelimeyle müjde veriyor sana;

Adı Meryem oğlu İsa Mesih’tir,[15] [doğduğunda bu ismi vermelisin sen oğluna].

Onun şerefi, dünyada ve ahirette yücedir;

Ve o, Allah’a en yakın olanlardan biridir.”

3.46.                     

“Konuşacak insanlarla hem beşikteyken,

Söyleşecektir yine yetişkin vaziyetteyken; 5/110. 19/29-34

Ve [yaşayacaktır] sâlih kimselerden biriyken.”

3.47.                     

Meryem dedi: “Rabbim! Şimdi bu bebek de nereden;

Benimle asla temasta bulunan biri olmadı ki beşerden?”

(Melek)[16] dedi: "İşte böyle, Allah diledi mi var eder;

Allah, her ne zaman ki herhangi bir işin olmasına hükmeder,

Ona sadece ol der; O iş, eninde sonunda isteğine boyun eğer.”

19.17.                  

Bir engel koymuştu kendisiyle ailesi arasına;

Derken, Ruhumuzu / Cebrâil’i gönderdik biz ona;

Cebrâil gözükmüştü ona, bürünerek insan kılığına.

19.18.                  

Dedi: Sığınırım senden Rahman’a;

Tabi sen de saygı duyuyorsan Ona.

19.19.                  

Dedi: Ben sadece Rabbinin bir elçisiyim;

Geldim ki, sana tertemiz bir oğul hibe edeyim.

19.20.                  

Nasıl oğlum olabilir, bana hiçbir beşer eli değmemişken,

Böyle bir şeyi hiç arzulamamış/içimden bile geçirmemişken?

19.21.                  

Dedi: Evet, öyledir![17] [Doğrudur söylediklerin];

Fakat “o iş benim için çok kolaydır” buyurdu Rabbin.

Üstelik de onu, insanlara bir ayet ve bir rahmet kılacağız bizden;

[Sen istemesen de] bu iş, çoktan gerçekleşmiş bulunmaktadır zaten.

19.22.                  

Onu yüklendi; hemen (karnındaki) yavrusuyla birlikte kuytu bir yere çekildi;

19.23.                  

Ve doğum sancısı, Meryem’i bir hurma ağacının gövdesine doğru sürükledi;

[Üzüntüsünden]:[18] “Keşke daha önce ölseydim de unutulup gitseydim” dedi.

19.24.                  

Bunun ardından,

Seslendi ona (birisi, hurma ağacının) alt tarafından.

Üzülme sakın! [Aslında o çocuk için daha fazlasını çekmeye değer];

Çünkü kıldı muhakkak ki Rabbin, karnındakini şanlı şerefli bir lider.[19]

19.25.     

Haydi, kendine doğru çekip silkele hurma ağacının gövdesini;

Döksün o ağaç da senin üzerine, taptaze ve op olgun meyvesini.

19.26.                  

Ye iç artık, aydın olsun gözün / gönlün![20]

İnsanlardan herhangi birine rastlarsan [bugün],

De ki onlara (işaret diliyle):

Ben Rahman’a oruç adadım, bugün konuşmayacağım hiç kimseyle.

19.27.                  

Getirdi kavmine bebeciği (kucağında) [21] taşıyarak;

Dediler: Meryem! Getirdin bize bu çocuğu peydahlayarak.

19.28.                  

Ey Harun’un kız kardeşi! Baban[ı tanıyoruz; o hiç] çapkın biri[22] olmadı;

[Annen desen, bildiğimiz kadarıyla] annen de katiyen kahpelik yapmadı.

[Öyleyse söyle bakalım, bu çocuğu peydahlamanda hangi etken rol oynadı]?

19.29.                  

[Meryem] Çocuğu işaret etti [başıyla veya eliyle];

Dediler: Nasıl konuşabiliriz ki beşikteki bebeyle.

19.30.                  

[Dile geldi ve]: Ben Allah’ın kuluyum dedi [bebek];

Allah bana kitap verecek ve beni elçi tayin edecek.[23]

19.31.                  

Bulunduğum her yerde eyledi beni mübarek;

Salâtı ve zekâtı vasiyet etti bana ölünceye dek.

19.32.                  

Anneme iyi davranmamı da [etti vasiyet];

Beni azgın bir zorba kılmadı, [etmem anama eziyet].

19.33.                  

Selâm / ilahî güvence,[24] her daim benim üzerimdedir;

Doğduğum, öldüğüm ve dirileceğim gün de bu böyledir.          

19.34.                  

İşte, aslen budur Meryem oğlu İsa [öz be öz];

Budur, tartıştıkları noktada söylenecek tek gerçek söz.



[1] Beyânül-Hak, 3/154, Prof. Dr. M. Zeki Duman, -kısmen değiştirerek-

[2] Kur’an Mesajı, 95; not: 25, M. Esed

[3] “Veenbetehê nebêten hasenen= Sahibi Meryem’i güzel bir bitki gibi yetiştirdi”

[4] Süleymaniye Vakfı Meali Açıklaması

[5] Mehmet Okuyan

[6] Süleymaniye Vakfı Meali: Yarattığı her şeyi güzel yaratmıştır.    

[7]  95/4’deki ibareyi, “en güzel şekilde yaratılan insandır” şeklinde anlayanlar, bu âyete göre yanılıyorlar.

[8] Süleymaniye Vakfı Meali: Sizi topraktan bitki gibi bitiren Allah’tır.

[9] M. İslâmoğlu

[10] “Ruhumuzdan üfledik” ifadesi, “Onu biz yarattık” demektir. Çünkü “Ruh üflemek”, Arapçada bir deyimdir ve “hayat vermek” anlamına gelir. Bkz. Tevakku Sözlük. Nefeha fî rûhıhî: Bir şeye hayat vermek.

[11] [43/57]

[12] Mete Firidin: «Ayetteki eril “hî” zamiri, yine eril bir kelime olan “ferc” kelimesiyle ilişkilidir. Hasılı “onun üreme organı”na gitmektedir. Ferc kelimesi eril olduğundan, üreme organı tanımlaması da eril gelmektedir.»

[13] Ali Fikri Yavuz

[14] Aslı “ğayb”

[15] «Mesîh: “Çok seyahat eden, temasıyla [dokunmasıyla] can katan”» {Allah Kelâmı Kur’ân-ı Kerîm ve Açıklamalı Meâli, 1402, Ali Ünal}.

[16] (M. İslâmoğlu)                                                                                                                                       

[17] Mahmut Kısa

[18] [19/24]

[19]S. Ateş.

[20] S. Akdemir

[21] (H. Döndüren)

[22] M. Ustaosmanoğlu

[23] Hamdi Döndüren Meali Açıklaması: Hz. İsa’nın beşikteki ilk sözünün, “Ben, Allah’ın kuluyum.” olması, daha sonra onu ilâhlaştıracak olanlara açık bir rettir.

[24] M. İslâmoğlu