24.02.2022 / Eğitim / Genel

Bilgi bireyin dış dünyadaki olayları algılama, işleme, değerlendirme ve muhakeme etmesi sonucunda zihninde ürettiği anlamdır.

Bu tanıma göre bilginin, dolayısıyla öğrenmenin oluşabilmesi için bilgiye ihtiyaç vardır. Davranışçı öğrenme kuramı öğrenmeyi bir uyarıcı-tepki ilişkisi olarak görürken; bilişsel kuramlar öğrenmenin basitçe bir uyarıcı-tepki ilişkisinden farklı olduğunu, sürece organizmanın ve onun zihinsel fonksiyonlarının dâhil olduğunu belirtmişlerdir.

Öğrenme; insanın gözlemleri, deneyimleri veya okuma, dinleme ve izleme gibi çeşitli etkinlikleri sonucunda çevresine ait veriler toplaması ve o verilere zihninde bir anlam yüklemesi sürecidir. Bireyin öğrenme sürecine aktif olarak katılımlarını ve öğrenme etkinliklerinin onların tecrübe ve yaşantılarıyla ilişkilendirilmesini gerektirir. Öğrenmenin oluşabilmesi için bireyin yeni olayları veya olguları zihninde daha önce öğrendikleri ile ilişkilendirmesi gerekir. Öğrenme, kavram olarak değişme kavramını da içerdiğinden, davranıştaki her değişim sürecinde oluşan öğrenmeye, öğrenme süreci adı verilir.

Burton öğrenmeyi, bireyde, çevresiyle etkileşimi sonucu oluşan, bir gereksinmeyi karşılayan ve onun çevresiyle baş edebilir hale gelmesini sağlayan bir değişim olarak tanımlamaktadır. Haggard’a göre öğrenme, yaşantının sonucunda davranışta meydana gelen değişmedir. Bilgi, beceri ve anlayış edinme; yeti ve yetenekleri geliştirme etkinliği olarak tanımlayabileceğimiz öğrenme, organizmada davranış değişikliği yoluyla kalıcı izler bırakan bir süreçtir.

Öğrenme ile ilgili tanım ve açıklamalar, öğrenme eyleminin bazı ortak noktalarının olduğunu göstermektedir. Bunlar;

  • Yaşantı ürünü olması,
  • Kalıcı olması,
  • Davranış değişikliğinin meydana gelmesi,
  • Bir süreci içermesidir.

Öğrenme sonucunda kişinin davranışlarında kalıcı etkiler meydana gelir. Bilindiği gibi davranış organizmanın bir etkiye karşı bilişsel süreçler sonucunda ortaya koyduğu tepkidir. Bu davranışlardan bir kısmı öğrenmenin sonucunda ortaya çıkmaz; bilinçdışı olarak meydana gelir. Ayrıca bunlar eğitimle de değiştirilemezler. Örneğin; göz bebeğinin şiddetli ışıkta küçülmesi, az ışıkta büyümesi bilinç dışı hareketlerdir (refleks). Dolayısıyla bunları öğrenme sonucu kazanılan davranışlardan ayırmak gerekir.

Öğrenme belli bir süreci kapsayan zihinsel bir etkinliktir. Bu süreçte öğrenmeyi etkileyen birçok faktör vardır. Her şeyden önce öğrenmenin olabilmesi için öğrenenin buna hazır olması gerekir. Bir organizmanın istenilen davranışı göstermesi, daha doğru bir ifadeyle öğrenebilmesi için gerekli biyolojik alt yapıya sahip olması gerekir. Buna kısaca türe özgü hazır oluş denir. Öğrenme sürecini etkileyen diğer bir faktör de olgunlaşma durumudur. Öğrenmenin gerçekleşmesi için öğrenmenin içeriğine uygun bir olgunluk düzeyinde bulunmak gerekir.

Öğrenmeyi etkileyen diğer bir faktör genel uyarılmışlık halidir. Organizmanın öğrenebilmesi için uyarıcıları algılayabilmesi ve değerlendirebilmesi gerekir. Uyarılmak için öncelikle zihinsel uyanıklık düzeyinde bulunması ve uyaranların algı eşiğini aşması gerekir. Öğrenme sürecinde kişi önceki öğrenmelerinden etkilenir. Buna göre her yeni öğrenme öncekinin etkisinde gerçekleşir. Öğrenme sürecinde önceki öğrenmelerin sonrakileri etkilemesi, aktarım (transfer) olarak adlandırılır.

Öğrenmenin aynı zamanda kişinin yaşıyla da ilgisi vardır. Yaş, belli bir davranışın sergilenebilmesi için biyolojik yapının uygun zaman dilimini gösterir. Dolayısıyla öğrenme için uygun yaşta olmak gerekir. Yaşın öğrenmeyi etkileyen bir faktör olması öğrenme hızıyla da ilgilidir. İnsanların genç yaşlarında öğrenme hızları ile yaşlılıklarındaki öğrenme hızları farklıdır.

Öğrenme süreci aşağıdaki aşamaları kapsar:

Anlama Aşaması: Öğrenme süreci, öğrencinin kendisine gösterileni algılaması ile başlar. Önce öğrenen hedef davranışı iyi algılamalıdır. Hedef davranış, insanın trafik kurallarına uygun davranan bir yaya olmasıysa, bu hedefin ne olduğunu neye yaradığını, niçin gerektiğini ve benzeri yönlerini anlayabilmelidir.

Yorumlama Aşaması: Yorumlama aşamasında kişi, gösterilen hedef davranış ile öğretilenlerden algılayabildiklerini irdelemeye çalışır. Bu süreçte kişi; içinde bulunduğu koşulları tek tek gözden geçirir, bunları birbirleriyle karşılaştırır, dikkatini hedef davranışa, öğrenmeye ve parçalarına yöneltir, hedef davranış ve öğrendikleri ile yaşantıları arasında bağlantılar kurar, hedef davranış ve öğrendikleri arasında karar verir, yorumlama aşamasıyla öğrendiklerini sınar.

Öğrenmenin İmlerini Yakalama: İm (ipucu), öğrenmeyle gelen bir uyaranın insana ne yapacağını, nasıl yapacağını üstü kapalı olarak gösteren ipucudur. İnsan, öğrenme sürecinde birçok uyaran alır. Bu uyaranlar, yapılacak tepkiyi üstü kapalı olarak imler. İmler, uyaranın parçalarıdır.

Yorumlamada Kararsızlık: Öğrenme sürecinin yorumlama aşamasında insan, kararsızlığa düşebilir. Kararsızlık, kimi kez insanı zorlayarak öğrenmeden vazgeçirebilir; bazen de yorumlama aşamasını gereğinden fazla uzun sürdürebilir.

Öğrenmeyi Sınama Aşaması: Sınama; insanın sunulan bilgi, beceri ve tutumu öğrenmek için yaptığı gözlenebilir davranışlarıdır. Yorumlama, öğrenme için ne ve nasıl yapılacağıyla ilgili kararların uygulamaya konulmasıdır. Sınamayla insanın öğrenim görevini yorumlaması bitmiş değildir. İnsan, sınama aşamasında öğrendiklerini yorumlayarak yeni kararlar alır.

Öğrenme Sisteminin Çıktısı: İnsan, öğrenme sürecinde anlama, yorumlama ve sınama aşamalarını geçerek, öğrenmenin ürününü (öğrenilen) elde eder. Öğrenmenin ürünü, öğrenen kişinin davranışlardaki değişimle kendini gösterir.