24.11.2021 / Deneme

Bir harfe karşı kırk yıl kölelik.

11 Kasım 1928'de, Bakanlar Kurulu tarafından Gazi Mustafa Kemal'e "Millet Mekteplerinin Başöğretmeni" unvanı verilmiştir. 24 Kasım 1928'de, Millet Mektepleri Talimatnamesinin yayımlanması ile "Başöğretmen" unvanı resmi hale gelmiştir. Atatürk’ün 100. Doğum yıldönümü olan 1981 yılına gelindiğinde; 24 Kasımın her yıl, Öğretmenler Günü olarak kutlanması kararlaştırılmıştır.

Bu güne ait kutlamalar esnasında sıklıkla kullanılan bir sözden bahsedeceğim sizlere. Hz. Ali'ye ait olduğu rivayet edilen bu söz şöyledir: "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum."

Öğretmenin değerini anlatmak için başvurulan bu sözün hikâyesi ise oldukça ilginçtir.

Hz. Ali yaklaşık 10 yaşlarındayken Peygamberimize ilk inananlardan olma şerefine erişmiş, Peygamberimizle kuzen olmalarının dışında, Hz Fatıma ile evliliği sebebiyle Peygamberimizin damadı olma ayrıcalığına da sahip olmuş birisidir. Bu detaylar niçin önemlidir? Çünkü böylece Hz. Ali, İslamiyet'in anlatıcısı olan Peygamberimize devamlı surette yakın kalabilmiş, çocukluğundan itibaren O'nun talim ve terbiyesi altında yetişmiştir.

Dinî bilgisi ve kavrayışı Peygamberimiz tarafından övülen ve kendisine "İlim şehrinin kapısı" denilen Hz. Ali'nin; Peygamberimizin vefatı sonrasında halifelik yapan Hz. Ebubekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde şeyhülislâmlık yapmış olması; dinî bilgisine ve kavrayışına diğer sahabelerin de güvendiğini göstermektedir.

Cesaret, kahramanlık ve fedakârlık gibi daha birçok iyi haslete de sahip biri olmasına rağmen, Hz. Osman'ın şehadeti sonrasında Hz. Ali kısa bir sürede eleştiri oklarının hedefi haline gelmiştir. Kendisine Hz. Osman'ın katillerini yakalaması ve suçluları bulması yönünde baskı uygulanmaya başlanmış ve ona akıl verircesine davranan Müslümanlardan bazıları, bir zaman sonra ona cephe de almaya başlamışlardır.

kırk yıl köle

İşte böyle zor bir dönemde Hz. Ali "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" diyerek eleştirilere meydan okumuş, kendisine bir harf öğretebilecek biri varsa kırk yıl kölesi olmayı kabul edeceğini, akla ihtiyacı olmadığını; eleştirmek ve cephe almak yerine, Müslüman kardeşlerinden yardım ve destek beklediğini ifade etmek istemiştir.

Günümüzde bilen-bilmeyen herkesin bir diğerine bir şeyler öğretmeye çalışma yarışına girdiği, her yaştan insanın kendi alanına girmeyen konularda bile uzman kesildiği, iddialaşmanın günlük rutinimiz haline geldiği bir çağda; bu sözün anlamını ve hikayesini bilmeye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var gibi gözükmektedir.