21.01.2023 / Sağlık / Genel

Otizm Spektrum Bozukluğu, doğuştan gelen veya kişinin hayatı boyunca bütün yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen sözel ve davranışsal bozukluktur 

Ruhsal bir bozukluk olarak adlandırılan otizm’ de erken teşhis ve rehabilitasyon çok önemlidir. İlk 3 yaş döneminde yinelenen davranış belirtileriyle kendini gösterir. Otizmin tamamen atlatılması için herhangi bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Rahatsızlığın kişinin kaliteli bir hayat sürdürmesini ve toplum içinde sosyalleşmesini engelleyen etkilerini minimum seviyeye indirmek mümkündür. Farklı ilaç tedavileri ve rehabilitasyon yöntemlerinin uygulanması bu noktada büyük fayda sağlamaktadır.

Otizim Nedir?

Otizm; erken çocukluk çağlarında belirtilerin gözlendiği önemli bir nöro-gelişimsel bozukluktur. Atipik otizm ise bazı yönleriyle otizme benzer ancak yaygın gelişimsel bozukluklar spektrumundaki bozukluklardan birinin altında konumlandırılmayan bozukluk olarak adlandırılır. Şiddeti otizm’ den daha azdır. Bazı durumlarda otizmden oldukça uzak gözlemlenebilir.


Otizm 1970’li yıllarda nadir görülen bir bozukluk olarak tanımlanmasına rağmen 2000’li yıllarda sıklığının oldukça arttığı görülmektedir. Amerika Hastalıkları Kontrol Merkezinin verilerine göre 2006’da 1/150 oranında görülürken 2014’te 1/64 gibi daha yüksek oranlardan bahsedilmektedir.
Otizm sıklığındaki artışın nedenleri araştırıldığında tanı konusundaki farkındalığın artması, hafif belirtiler taşıyan olguların atlanmaması ve bu hastalık grubu içinde değerlendirilmeleri ve daha geç yaşta anne-baba olma sıklığının artması sayılabilir. Ancak bunlarla birlikte sıklıktaki artışın diğer başka bilinmeyen nedenleri de olabileceği düşünülmektedir.
Otizm erkek çocuklarda kızlara oranla 3-4 kat daha sık görülmektedir.

Otizme dair belirtiler bazı çocuklarda gelişim basamaklarının erken dönemlerinde başlarken, bazı çocuklarda öncelikle normal seyreden gelişimde gerileme veya aksaklıklar olur.
Otizm şüphesi çocuğun konuşmasının gecikmesi veya etrafa ilgisiz, tepkisiz olması ile ortaya çıkar. Aile, çocuğun akranları konuştuğu halde hiç kelime çıkarmamasından ya da daha önce “anne, baba” gibi tekli kelimeleri söyleyebilirken son aylarda bu kelimeleri unutması nedeniyle bir uzmana başvurur.
Otizm nedeni henüz tam olarak bilinmemektedir. Otizm’de çok sayıda genin hastalıktan sorumlu olduğu düşünülmekte ve hastalığın tedavisinde genlerdeki bozukluğa etki eden ilaçlar geliştirilmeye çalışılmaktadır. İlerleyen yıllarda otizmi olan çocukların bir kısmında bu tedavilerin olumlu sonuçlar yaratacağı öngörülmektedir.

Otizm Çeşitleri Nelerdir?

Asperger Sendromu: Bir takım nörolojik bozukluk olarak adlandırılır. Kişilerle iletişime geçmede zorluk oluşturmasıyla karakterizedir. Bu otizm türü dil ve zihin gelişiminde gerileme yapmamaktadır. Bu hastalığı yaşayan bireylerde dil bilgisi, kelime dağarcığı ve sözel alanda herhangi bir zayıflık oluşturmuyor. Fakat görsel ve algısal alanlarda zayıflık yaşanabilmektedir.
Çocukluk Disinteragratif bozukluğu: Bu bulgunun bulunduğu çocuklarda en az 2 yıl gelişim normal olarak gözlemlenmektedir. Fakat bozukluğun başlaması ile beraber elde edilen birikimler hızlı şekilde kaybedilmektedir. Zihinsel becerilerde oluşan gerilikle birlikte bu otizm türünde zihinsel gerilik de görülmektedir.
Atipik Otizm: Konuşmada güçlüğün yanı sıra devam eden konuşmalar, sosyal hayatta problem ve gelişimde bozukluklar görülmektedir. Semptomlar erken yaşta ortaya çıkar. Fakat bazı durumlarda tam olarak tanı koymak da mümkün olmamaktadır. İyi bir eğitim alarak oluşan sorunlar da ortadan kaldırılabilir. Tedaviye en uygun olan otizm türü atipik olmaktadır.

Reet Sendromu: Kızlarda meydana gelen genetik bir otistik spektrum bozukluğudur. Doğum sonrasında ilk 5 ayda meydana gelmesinin yanı sıra baş büyümesi yavaşlamaktadır. Fakat takıntılı el hareketleri ile kendini gösterir. Zaman geçtikçe kişisel beceriler gerilemiş olmaktadır. İlaçlar, dikkat eksikliği gibi durumlarla birlikte ortaya çıkan bu hastalık davranışsal eğitim ve özel terapilere olumlu yanıt verebilmektedir.

Otizm Belirtileri Nelerdir?

Otizmli doğan bir bebek sağlıklı bir bebekten farksızdır. Tabi ki bu ilk aylar için geçerlidir. Belirli bir dönemden sonra ortaya çıkar. Doğumdan sonra bebekte bir süre herhangi bir normal olmayan durumla karşılaşılmaz. Fakat bebek büyümeye başladıkça otizm belirtileri de meydana çıkar. Otizm belirtileri, üç alanda incelenerek gözlemlenir. Yinelenen davranışlar, iletişim ve sosyal etkileşim ile saptanan otizm belirtileridir. Otizmli çocuklar aşağıda sıraladığımız semptomların çoğunu gösterirler;

  • Otizm belirtilerinde sosyal etkileşim ve iletişimde yetersizlik gözlemlenir.
  • Hiç göz kontağı kurmayabilir.
  • Genellikle jest ve mimik kullanmazlar.
  • İsmi söylendiğinde veya seslenildiğinde tepki vermezler.
  • Kişilerin, aile bireylerinin ilgisine karşı duyarsızlık gözlenebilir.
  • Yaşıtları ile ilişkiler kuramayabilir ve bunda zorlanabilir.
  • Dil gelişiminde ve konuşma becerisinde gecikme gözlenebilir.
  • Oyunlara ve aktivitelere karşı ilgisiz olabilir.
  • İletişim kurmada ve devam ettirmede problem yaşayabilir.
  • Oyuncaklara karşı duyarsız ve ilgisiz davranabilir.
  • Rutin yaptığı şeylerde aşırı ısrarcı davranıp tepki gösterebilir.
  • Değişliklere ve yapılanlara karşı aşırı tepki gösterebilir.
  • Etrafındaki nesnelere farklı amaçlar ve nitelikler yükleyebilir.
  • Kendi etrafında dönme, sallanma gibi tekrarlayıcı hareketler yapar.
  • Konuşurken konuşma ses tonunu ayarlamakta zorlanır.
  • Aşırı haraketli olabilir ya da tamamen hareketsizdir.
  • Beş duyu organıyla hissedebileceği, ses, ışık, acı ve koku gibi durumlara maruz kaldığında aşırı hassasiyet gösterebilir.
  • Bazı durumlara karşı tahammülsüzlük gösterebilir veya davranabilir.
  • Bazı sıra dışı konulara gereğinden fazla ilgi duyabilir.

Otizm belirtileri 6 ay ile bir yaş arası olan dönemde görülmeye başlanır. Otizm belirtileri iki farklı türdedir. İlk olarak toplumsal iletişim ve etkileşim alanındaki otizm belirtilerinden bahsedebiliriz. Burada bebeğin ailesini tanıması, göz kontağı kurması, seslenildiğinde kulak vermesi beklenir. Fakat otizmli olan bebek bu durumlara tepkisiz kalır. Bir diğer otizm belirtisi türü ise tekrarlayıcı hareketler, davranışlar olarak söylenebilir. Bu davranışlar kendi etrafında dönme, sallanma gibi hareketlerdir.

Otizm Tanısı Nasıl Konur?

Otizm tanısı yapılan bir kan-idrar tahlili ya da beyin görüntüleme yöntemi ile konulamaz, yani tanı koymada kullanılabilecek vücut sıvısında ve dokularda normal ya da anormal bir süreç yoktur. Tanı klinik gözlem ve davranışsal özelliklere göre konur. Otizm genellikle 2 yaş civarında belirtiler gözlenmeye başlar ve tanı konabilir. Ancak iyi bir klinik gözlem ile 1 yaşındaki çocukta bile belirtiler saptanabilir. Otizmi bebek anne karnındayken saptamak mümkün değildir. Bu yüzden aileler çocuklarına otizm tanısı konulduğunda otizm nasıl tedavi edilir sorusunu sıklıkla gündeme getirmektedirler.
Otizm belirtilerinde aylara göre şu şekilde tanımlanır;

  • 1.ayda: Genellikle yüze bakmazlar.
  • 2.ayda: Gülümseme görülmez
  • 2-3. ayda: Herhangi bir şeyin nesnenin takibini göz ile yapmaz
  • 2-6.ayda: Sesli uyaranlara ve dış etkenlere tepki vermez
  • 3-6.ayda: Kavrama ve anlama becerileri gelişmemiştir
  • 4-7.ayda: Yüz ifadelerini ayırmaz
  • 6.ayda: Heceleyip ifade etmez
  • 7. ayda: Konuşma seslerini ve duyduklarını taklit etmez
  • 8-10.ayda: Bakım verenleri tercih eder
  • 12. ayda: Bakım verenden ayrılmaya tepki verir,
  • 12-24. ayda: İşaret etmez, seslenildiğinde cevap vermez, uygun jest ve mimik kullanmaz.

Çocuk bu otizm belirtilerini gösteriyorsa erken tanı için bir uzman tarafından değerlendirilmesi kritik önem taşımaktadır. Çocuğun bir uzman tarafından bakılıp mutlaka tedavisinin başlanılması gerekmektedir.

Otizm Tanısı Konulduktan Sonra Ne Yapılmalıdır?

Otizm belirtileri gözlenip tanı konulduktan sonra burada asıl görev aileye ve eğitmene düşmektedir. Otizm özel eğitimle desteklenmektedir. Bu aşamada çiftlerin olabildiğince beraber hareket etmesi ve birbirlerine karşı suçlayıcı tavır almamaları ve sakin kalmaya çalışmaları gerekir. Çocuğun alacağı özel eğitim evresinde sorumluluk paylaşılmalı ve çiftlerden birinin üzerine sorumluluk yıkılmamalıdır. Aile üyeleri birbirini desteklemelidir. Çocuğun dil gelişimi, sosyal uyumu, aile içindeki farkındalığı ve çevre ile uyumu için tüm ailenin birlikte hareket etmesi gerekmektedir.
Otizmi olan çocukların büyük bir kısmında zeka geriliği bulunur. Ayrıca bu bozukluğa sahip çocukların bir kısmında epilepsi gibi nörolojik hastalıklar da saptanabilir.

Bu yüzden ailelerin dikkat etmesi gereken durumları şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Bebeklerin 6-9 ay arası konuşma öncesi dönemin olmayışı ya da akranlara göre çıkardığı seslerin az olması
  • Bakım verenin sesine ve yüzüne ilginin az olması
  • Göz temasının ve karşılıklı gülümsemenin olmaması
  • İsmine bakmama
  • Kucağa alınma ve başka insanlarla oynama beklentisinin olmaması
  • Bazı objelere veya parçalarına aşırı ve atipik ilgi (objeleri tuhaf biçimde göze yakın tutarak inceleme)
  • Otizmi olan çocukların %20-47’sinde normal gelişimin ardından 1 yaşından sonra gerileme başlar.

Otizm Nasıl Tedavi Edilir?

Otizm rahatsızlığı tanı sonrası, aile otizm ile ilgili bilgilendirilir ve çocuğa en kısa zamanda doğru eğitim programı uygulanır. En önemli eğitim, uygulamalı davranış analizidir. Bilimsel olarak otizmde etkinliği gösterilmiş bireysel eğitimin yanında uygun yaşta konuşma eğitimi ve duyu bütünleme terapisi önerilen yöntemler arasındadır. Ailenin eğitim programına katılması ve çocuğu eğitim dışındaki zamanlarda da sosyal-duygusal alanda desteklemeleri önemlidir.

Otizm’in temel belirtilerine etkili bir ilaç tedavisi henüz bulunmamıştır. Ancak otizmi olan çocukların bir kısmında eşlik eden dikkat eksikliği, davranış sorunları, uyku problemleri, öfke kontrolünde problemler nedeniyle ilaç tedavisi gerekli olabilir.
Otizm tedavisi yıllar boyunca devam etmesi gereken bir bozukluktur, bu nedenle ailenin bu konuda bilgilenmesi son derece önemlidir. Az sayıda olguda kısa süreli ve erken başlanan eğitimle tanının tamamen yok olduğu saptanmıştır. Büyük kısmında uzun yıllar eğitimin devamı gereklidir. Çocuğun zekasının normal olması, belirtilerin hafif olması ve 6 yaştan önce konuşma becerisinin gelişmesi iyi prognostik belirleyicilerdir. Bilimsel çalışmalarda diyet tedavisi, hiperbarik oksijen tedavisi, ağır metalden arındırma ve neurofeedback gibi yöntemlerin etkinliğinin olmadığı saptanmıştır. Erken tanı ve tedavinin Otizm belirtilerini azaltmak, Otizmli bireyler ve aileleri için yaşam kalitesini yükseltmek için oldukça önemlidir.