17.03.2022 / Tarih / Eğitim

Kaptanıderya Piyale Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması'nın 1566 yılında Sakız Adası'nı ele geçirerek sonuçlanan deniz harekâtı.

Sakız Adası'nda daha önceki yıllarda da Müslüman idaresi kurulmuştu. Nitekim 670 yılında Emevîlerce Bizans İmparatorluğu'ndan kısa süreliğine alınan ada, 1089-1091 arasında İzmir ve civarında bir beylik kuran Türk denizcisi Çaka Bey tarafından ele geçirildi. Bizans İmparatorluğu ve Dördüncü Haçlı Seferi sonrasında kurulan Latin İmparatorluğu el değiştirdikten sonra, VIII. Mihail döneminde Bizans’ta Cenovalılar üstün duruma gelince 1261 tarihli Nif Antlaşması ile Sakız Adası’nda Ceneviz tebaasına konsolos tayin etme ve pazar yeri açma gibi ayrıcalıklar verildi.

Bir sonraki imparator olan II. Andronikos Aydınoğulları Beyliği tehdidi karşısında 1304’te yeni Foça hâkimi Cenevizli Benedetto Zaccaria’dan yardım istedi ve Sakız Adası bir oldubitti ile bu kişinin denetimine geçti. Menteşe Beyliği’ne ait otuz gemilik bir Türk filosu 1306 yılında adayı yağmaladı ve halkını esir aldı. 1319’daki ikinci saldırı ise başarısız oldu. Bir süre tekrar Bizans'a bağlanan ada Cenovalı Simone Vignosi tarafından tekrar işgal edildi (15-21 Haziran 1346).

Zayıf durumdaki Ceneviz Cumhuriyeti, armatör Simone Vignosi ile anlaşıp Ceneviz toprağı olarak kabul edilen Sakız Adası’nda Maona adıyla anılan şirketin tasarruf hakkını tanıdı. Şirket özellikle sakız ürününe dayalı paylaşımlı ortaklık tekelini esas alan, cumhuriyet sistemini andıran bir idare kurdu. Sakız Adası, Ceneviz Maona yönetiminde köle ticaretinde de bir merkez haline geldi.

Maona yönetimi, Venedik’in baskısına karşı Akdeniz’in bu stratejik adasını ellerinde tutabilmek için Batı Anadolu Türkmen beylikleri Aydınoğulları ve Saruhanoğulları'na 500’er düka altını vergi veriyordu. Yıldırım Bayezid bu beylikleri Osmanlı Devleti'ne katınca Sakız Adası’na buğday gönderilmesini yasakladığı gibi, 60 gemilik bir filo yolladı.

1412 yılında Sakız Adası’na yönelik ikinci bir Osmanlı hücumu da Cenova ve Rodos’tan gelen yardımlarla engellendi. I. Mehmed'in İzmir kuşatması esnasında 1428 yılında yapılan bir anlaşmayla Sakız Adası'nın yıllık vergisi 4.000 düka altınına çıkarıldı. II. Murad döneminde ise Sakız Adası'nın haraçgüzârlık statüsü devam etmekle birlikte ilişkilere dostane bir hava egemen oldu ve 1431 yılında adayı kuşatan Venediklilere karşı Osmanlı Donanması’ndan yardım istendi.

II. Mehmed’in İstanbul'u fethinden sonra ise Sakız-Osmanlı ilişkilerinin seyri değişti ve Maona yönetimi İstanbul’a elçiler gönderip yıllık vergiyi 6.000 düka altınına çıkarmak suretiyle barışı sağlamayı başardı. Bununla birlikte II. Mehmed 1455 yılında bir alacak meselesini gerekçe göstererek adaya önce Hamza Bey, ardından Yunus Bey komutasında iki filo gönderdiyse de sonuç alamadı. 1456 yılında Sakız Adası üzerine daha geniş kapsamlı bir harekât hazırlıkları yapılırken, bu defa verginin 10.000 düka altınına çıkarılmasıyla bundan vazgeçildi.

16 yüzyılda sakız adası

16. YY. Sakız Adası

Harekâta Giden Süreç

Sonraki dönemde vergilerin ödenmesi düzenli bir şekilde icra edilirken, Kanuni Sultan Süleyman döneminin sonlarında ödemelerin üç yıl boyunca kesintiye uğraması ilişkilerde gerginliğe yol açtı. Gerginliğin bir başka sebebi de 1565 yılında Malta Kuşatması sırasında Sakız Adası'ndan Hospitalier Şövalyeleri'ne yardım gitmesiydi.

Sakız Beyleri uyarılara rağmen üç yıllık vergi borçlarını ödemeyince, Osmanlı Devleti 1565 Nisan ayında kendilerine bir mektup göndererek, bu gecikmenin nedenlerini sordu ve borçlarını ödemelerini istedi. Bu uyarının ardından Sakız Beyleri hemen İstanbul’a bir temsilci göndererek vergilerine mahsuben 156.356 akçeyi Osmanlı hazinesine teslim ettiler ve geriye kalan 413.644 akçe için 40 gün vade istediler. Bu talepleri kabul edilmesine rağmen, vade dolduğunda kalan borç yine ödenmedi.

Bu durumda, Osmanlı Devleti verginin tahsili amacıyla 1565 yılı sonlarında Dergâh-i Âli çavuşlarından Hüseyin’i Sakız Adası’na gönderdi. Sakız beyleri söz konusu meblağı toplamak için zamana gereksinim duyduklarını bahane göstererek oyalama taktiğini sürdürdüler.

Osmanlı Devleti Hüseyin Çavuş’tan uzun süre alınamaması ve verginin tahsil edilip edilemediğini öğrenilememesi üzere Kanuni Sultan Süleyman 28 Mart 1566 tarihinde Kaptan-ı Derya Piyale Paşa’yla Sakız Adası’na giderek Sakız beylerini ve Hüseyin Çavuş'u İstanbul'a getirdi.

sakız adasındaki ceneviz kalesi

Sakız Adası'ndaki Ceneviz Kalesi

Harekât

Piyale Paşa 26 Mart 1566'da İstanbul’dan 70 kadırga ile hareket etti. Donanmaya Gelibolu’da 10 kadırga daha katıldı. Donanma 14 Nisan 1566 tarihinde Sakız Adası’nın doğusundaki Passaggio mevkiine demirledi. Maona yöneticisi Yincenzo Giustiniani, limana gelerek parayı teslim etmediği gibi, Paskalya'yı bahane ederek Piyale Paşa'yı karşılamaya da gitmedi ve yerine iki temsilci gönderdi. Piyale Paşa ise temsilcileri dinledikten sonra, şehre dönmelerine izin verdi ve 15 Nisan 1566 tarihinde donanmayı üç bölüme ayırarak Sakız Adası limanına girdi.

Esasen sadece Sakız Adası vergisinin tahsiline memur edilmiş olan Piyale Paşa, adanın 12 yöneticisini huzuruna davet etti. Ancak, yöneticilerden borcun uzun süre daha ödenemeyeceği yanıtını alınca, onları tutuklayarak zincire vurdu. Piyale Paşa'nın emriyle harekete geçen yeniçeriler de çok zayıf bir dirençle karşılaşarak şehri ve kaleyi zapt ettiler.

Harekâtın Sonrası

Daha sonra Ege Denizi'nden çıkarak Adriyatik Denizi'ne yönelen Osmanlı Donanması İtalya'nın Apulia sahillerini vurdu. Bu sırada Zigetvar Kuşatması sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman'ın yerine II. Selim tahta geçti. Piyale Paşa komutasındaki donanma, yeni padişah İstanbul'da tahta çıkmadan önce başkente döndü.

Sakız Adası’nda Türk Yönetiminin Başlaması

Sakız Adası'ın Osmanlı topraklarına katılmasıyla eski Bizans topraklarındaki son Ceneviz kolonisi de ortadan kalktı. Piyale Paşa Sakız şehrine girdikten sonra kiliselerden birini camiye çevirdi ve Kanuni Sultan Süleyman adına hutbe okuttu. Sakız Adası, müstakil bir sancak haline getirilerek Kaptanpaşa eyaletine bağlandı, sancak beyliğine de 50.000 akçe bedelle Kırşehir Beyi Gazanfer Bey gönderildi.

Aynı zamanda adaya bir kadı, imam, hatip ve müezzin tayin edildi. Ayrıca, reâyânın mahkemedeki işlemlerinin kolaylaştırılması amacıyla Sakız Adası tercümanlığı vazifesi ihdas edildi. Türk idaresinin kurulmasının ardından Sakız Adası’ın tahriri yapıldı. Bunun sonuçlarını yansıtan iki defterden 1566 tarihli ilkinde, adanın 8 kasaba, 31 mahalle, 52 karye ve 58 manastırdaki gayrimenkuller sayıldı. 1567'de yapılan ikinci tahrirde ise hâne ve cizye miktarı belirlendi. Yine, Sakız Adası'ın zaptından bir süre sonra İstanbul’daki Fransız elçisinin ricası üzerine bir fermanla, adadan sürülen Katolikler’den isteyenlerin dönmelerine ve kendi kiliselerine sahip olmalarına izin verildi. Sakızlıların bir kısmı ise (1453'e kadar eski bir Ceneviz kolonisi olan) Galata’ya yerleşti.