31.01.2022 / Eğitim / Genel

Eğitim kurumları, bireylerin toplum içinde uyumlu bir şekilde yaşamalarını sağlayacak toplumsal kuralları öğrenmelerinde etkili rol oynar.

Aile içerisinde temeli atılan ve daha sonra eğitim kurumları tarafından pekiştirilen bilgilerle birey kişiliğini ve kimliğini oluşturarak sosyalleşir. Sosyalleşme sürecine önemli katkı sağlayan okulda, sosyalleşme daha resmi ve örgütlü olarak gerçekleştirilmektedir. Birey bu eğitim kurumlarında salt bilgi değil aynı zamanda toplumsal sorumluluklarını da kazanmaktadır. Dolayısıyla eğitim kurumlarının bireyi etkileyen ilk organizasyon olduğu rahatlıkla söylenebilmektedir.

Çocuk okulda toplumun temel yapısını anlamaya ve akabinde de toplum halinde yaşamanın kurallarını öğrenerek toplumun bir parçası olmaya çalışır. Eğitimin tarihini gözden geçirdiğimizde, Platon baskılı eğitimin kalıcı ve iyi sonuç vermeyeceğini vurgulamış, derslerin oyun oynanır gibi işlenmesini öğütlemiştir. Özgür insanın öğrenimi de özgür olmalıdır. Eğitimin başlatılma biçimi kişinin tüm gelecek yaşamını etkiler. Platon için eğitilmiş insan, doğru seçimler yapabilen, doğru kararlar alabilen kişidir.

Aristo ise eğitimi, yalnız zihnin eğitimi olarak değil bir gelişme süreci, insan ruhunun her yönünü ilgilendiren ve sonunda kişilik oluşumuna götüren bir süreç olarak algılamıştır. Yunanlılar eğitimi genel olarak onurlu yaşama sanatı olarak görmüşlerdir. Erasmus, hoşgörüyü savunmuş bir filozof olarak öğrenimden baskıyı çıkartıp onun yerine özgürlüğü ve eğlenceyi koymayı istemiştir. Locke ise eğitim kurumlarında çocuklara yaşlarına göre özgürlük tanınarak gereksiz baskı ve kısıtlamaya başvurmadan yaşamalarının sağlanması gerektiğini belirtmiştir. “Çocuk neyi öğrenmeye hazır ise onu öğretin.” ilkesinin benimsenmesini savunmuştur. Günümüzde eğitim kavramı ile ilgili olarak yapılan tanımlarda şunları görebiliriz:

  • Eğitimin toplumsal, ekonomik ve siyasal işlevleri bulunmaktadır. Bu işlevlerle bireyin yaşadığı toplumla uyumlu olması, demokrasinin ilkelerine saygılı, haklarını yasal yollarla koruyan, olanaklarının farkında olarak bireylerin iyi üretici ve tüketici olmaları sağlanmaktadır.
  • Eğitimin toplumsal işlevinde amaç, toplumun sürekliliğini sağlamak için toplumla uyumlu bir biçimde hareket eden bireyler yetiştirmektir. Eğitim kurumları bu işlevlerini yerine getirebilmek için bireylere, içinde yaşadıkları toplumun kültürel mirasını öğreterek, bireylerin toplum kültürünü geliştirecek şekilde yetiştirilmelerini sağlar. Böylelikle de toplumun kültürel birikimini eğitim yoluyla yeni nesillere aktarılır. Eğitim ile bireyler kamusal işlemlerin yürütülmesine, gerekli olan bilgileri, tutumları, yetenekleri vs. alarak daha etkin olarak katılırlar.
  • Eğitimin siyasal işlevinde amaç, toplumdaki bireylere ulusal değerleri kazandırıp ulus bilinci oluşturmak, var olan siyasal düzeni korumak, lider ve seçmen yetiştirmektir.
  • Eğitimin ekonomik işlevinde ise amaç, toplumdaki bireylerin gerekli beceri ve yetenekleri kazanmasını sağlamak, üretim ve tüketimin önemini bilen bireyler yetiştirmektir. Bu üç işlevin yanı sıra eğitim, bireyin kendini gerçekleştirmesinde, insan ilişkilerinin gelişmesinde, sorumluluklarını bilen bir vatandaş olarak yetişmesinde de oldukça etkilidir.
  • Her toplum kendi yaşam biçimi çerçevesinde eğitim etkinliklerinde bulunmaktadır. Her dönemde eğitimin amacı, bireysel ve toplumsal açıdan hayatta kalma becerilerinin oluşturulması olmuştur.