26.09.2022 / Eğitim / Genel

Statü kavramı kişiye ekonomik ve siyasal haklar veya ayrıcalıklar sağlayabilen toplumsal bir mevkiye karşılık gelmektedir.

Kavram, günümüzde bir toplumda geçerli olan kültürel değer ve normlar doğrultusunda kişilerin mesleksel konumlarına, bağlı bulundukları aile, aşiret, cinsiyet gibi değişik durumlarına atfedilen itibar, unvan ve güç gibi değerlendirmeleri içermektedir.

Statü konusunda sosyolojide iki görüş vardır. Daha az kullanımıyla statü bir bireyin toplumsal yapıda, öğretmen, asker, öğrenci gibi işgal ettiği toplumsal rolle ilişkilidir. Daha yaygın kullanımıyla ise sınıf çatışmaları karşımıza çıkmaktadır. Statü, bir kişinin bir grup içinde yer alıp almadığını belirleyen hukuksal, siyasal ve kültürel ölçütlerle yapılan toplumsal tabakalandırma derecelendirmesidir. Statü, kısaca davranış düzlemi içerisinde bireylerin bulundukları pozisyon ve sosyal ilişkiler alanıdır. Davranış düzlemi ise sınırları belirlenen davranışlar topluluğu olarak tanımlanabilir. Bireyler yaşamları boyunca farklı sosyal gruplara ve ilişkiler sistemine dâhil olma zorunluluğundan dolayı çok sayıda davranış düzlemi ile karşı karşıyadır.

Davranış düzlemi içerisinde çok sayıda sosyal statü yer almakta ve her sosyal statünün istediği bir rol davranışı bulunmaktadır. Sosyal statü bir davranış düzlemi içerisinde belirlenmiş olan yetki ve sorumluluk alanıdır ve davranış düzleminin özeliklerine ve toplumsal yapıya göre şekillenmektedir.

Statü Çeşitleri

Farklı davranış düzlemlerinde benzer görünümlü ve benzer işleyişli statüler olabileceği gibi, benzer görünüşlü farklı işleyişli statüler de olabilir. Statülerin genel olarak şu özellikleri bulunmaktadır:

  • Bazı statüler doğuştan vardır, bazıları ise sonradan kazanılır.
  • Aynı anda birden çok statüye sahip olunabilir.
  • Bazı statüler doğumdan ölüme kadar değişmezken bazıları daha kolay değişir.
  • Her statü belli kurallara bağlıdır.
  • Statüler arası ilişki ağı vardır.
  • Statüler toplumdan topluma değişiklik gösterebilir.

Bazı statüler doğuştan vardır, bazıları ise sonradan kazanılır: İnsanların statülerinin bazıları doğuştan getirdiği statüler olmasına karşın, bazıları da bireysel çabalarla oluşturulmuş statülerdir. Bu doğrultuda statüleri iki şekilde inceleyebiliriz:

Verilmiş Statüler: Bireyin kazanmak için herhangi bir çaba sarf etmediği, doğuştan gelen statülerdir. Örneğin; cinsiyet, ırk, zengin ya da yoksul bir ailenin çocuğu olmak gibi.

Kazanılmış Statüler: Bireyin doğuştan sahip olmadığı, yaşam içerisinde kendi çaba, beceri, yetenek ve başarısı sonucunda ulaştığı toplumsal konumdur. Eğitim ve fırsat eşitliği bireylerin farklı statülere ulaşmalarında önemli bir faktördür. Öğretmen, doktor, öğrenci, anne-baba olmak gibi.

Aynı anda birden çok statüye sahip olunabilir: Her birey farklı davranış düzleminde farklı statülere sahip olabilir. Kişinin toplumdaki statüsünün belirlenmesine ilişkin değişkenlerin sayısı çoktur. Toplumdaki statü eş zamanlı olarak gelir, eğitim, etnik köken ve cinsiyete göre tanımlanabilir. Bu farklı değişkenler birbirleriyle tutarlı olduğu zaman “statü tutarlılığı” ya da “statü kristalleşmesi”nden bahsedilebilir.

Bireyin sahip olduğu statüler arasında en etkin olanına “anahtar statü” denir. Anahtar statü, bireyin o toplumdaki veya bulunduğu ortamdaki en temel görevlerini ve kimliğini belirler. İlk tanışılan kişiye sorulan en önemli sorulardan biri, "Ne iş yapıyorsunuz?" sorusudur. Çünkü ona nasıl davranılacağı, onun toplumdaki yeri, bu soruya verdiği yanıtla bulunabilir. Ekonomik değerlerin önemli olduğu toplumlarda anahtar statü, genellikle kişinin mesleğidir. Toplum, bireyi bu pencereden görecek ve bireyi anahtar statüsüne göre yorumlayacaktır.

Bazı statüler doğumdan ölüme kadar değişmezken bazıları daha kolay değişir: Cinsiyetin doğumdan ölüme kadar aynı kaldığı söylenebilirken; meslek, yaş, mal varlığı ve dış görünüşün değişken olduğu görülmektedir. Toplumların yapısına göre statü değişimi olarak sosyal hareketlilikten bahsedilebilir. Sosyal hareketlilik, bireylerin sosyal yapı içindeki yerlerini değiştirmelerine ilişkin bir kavramdır. Bu kavram aşağıdan yukarıya ve yukarıdan aşağıya oluşan dikey hareketlilik ve aynı sosyal tabakadaki hareketliliği gösteren yatay hareketlilik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Her statü belli kurallara bağlıdır: Kişilerin sosyal düzende içinde bulundukları statüye uygun davranışlarda bulunması gerekir. Bir şirketin müdürü iş yerinde müdür, evde eş ve baba, aile büyüklerinin yanında ise çocuk statüsündedir. Bir müdürün evde de eşine ve çocuklarına müdür olarak davranması beklenenin aksi yönünde bir davranış olacaktır.

Statüler arası ilişki ağı vardır: Bir bireyin sahip olduğu statüler birbirinden bağımsız değillerdir. Aralarında çeşitli ilişkiler vardır. Bireyin yaşı, mesleği, oturduğu ev, kullandığı araba birbirini tamamlayıcı özellikler taşır. Birey 10 yaşında evli olamaz ya da araba kullanamaz. Meslek sahibi değildir. Bunların olması için belli bir yaşa, eğitime, tecrübeye ihtiyaç vardır.

Statüler toplumdan topluma değişiklik gösterebilir: Toplumun bize dayattığı başarı ölçütleri her daim geçerli ve evrensel ölçütler değildir. Yüksek statüye yol açan özellikler ve beceriler, dünyanın her yerinde ve tarihin bir kesitinde geçerliliğini korurken, başka bir yerde ve başka bir zamanda son derece alakasız görünür. Bu durumda sözü edilen statü, içinde bulunulan toplumun şartlarına göre belirlenir ve yine şartların değişmesiyle beraber değişiklik gösterebilir. Örneğin; günümüzde Amerika’da doktorluk yüksek statülü bir konum sayılırken, Orta Çağ’da Avrupa’da din adamlığı yüksek statü sayılmaktaydı. Hatta Ortaçağ’da doktorluk yapanlara kötü gözle bile bakılmıştır.

Statü Faktörleri

Her davranış düzlemi içerisinde statüyü belirleyen faktörler bulunmaktadır. Statüyü etkileyen faktörler; bireyin yetenekleri, eğitim seviyesi, sahip olunan meslek, yaş ve cinsiyet durumu olarak belirlenmiştir. Bireysel yetenekler, davranış düzlemi içerisinde bireylerin yapabilecekleri işlerin belirleyicisi durumundadır. Her davranış düzleminde bireylerden istenen görevler vardır. Bu görevleri yerine getirecek kişide bulunması beklenen yetenek ve özellikler, söz konusu statüyü işgal edecek kişiler için oluşturulmuştur. Bu durum, statüler arasındaki önem farkını belirleyecektir.

Davranış düzlemi içerisinde statünün gerektirdiği eğitim seviyesi de önemli bir statü belirleyicisidir. Eğer statünün özelliği gereği kişide yüksek eğitim seviyesi aranıyorsa bu statünün önemi, düşük seviyede eğitim gerektiren statülere göre daha fazla olmaktadır. İçinde yaşanılan kültür ortamında hangi mesleklerin önem taşıdığı ve ne tür bir değer atfedildiği o mesleğin taşıdığı statü faktörü açısından önemlidir. Yaş faktörü de terfi konusunda avantaj sağladığı durumlarda önemli bir statü faktörü olarak görülebilir.

Cinsiyet açısından bazı durum ve şartlarda erkek olmak kadın olmaya göre göreli bir üstünlük sağlarken, bazı durumlarda ise kadın olmak statü faktörü açısından göreli bir üstünlük sağlayabilmektedir. Sosyal statüyü belirleyen şartlar açısından bireyin mensup olduğu aile, bireyin eğitim durumu, işi, derisinin rengi, cinsiyeti ve serveti gibi değerler ön plana çıkarken; günümüz toplumlarında bireylerin toplumsal kimliklerinin temeli olarak boş vakit uğraşları ve tüketim alışkanlıkları giderek daha çok önem kazanmaktadır. Statüyü belirleyen unsurlar üretimden ziyade tüketim bazlı olmaktadır.

Statü Sembolleri

Belli statülerdeki bireylerin o statüde olmaktan dolayı elde ettiği imkanlara ise statü sembolleri denir. Aynı davranış düzlemi içerisinde bireylerin kıyafetlerinin renk, kalite ve markası, ofislerin döşenme şekli ve kullanılan ofis araçlarının kalitesi, sahip olunan özel otomobilin markası hatta evlilik yüzüğü bile bir statü sembolü olarak görülebilir. Sosyal sistem içerisinde benzer statüleri işgal eden kişiler zamanla benzer statü sembollerine sahip olmaya çalışırlar.

Evlere ekonomik aletlerin girmeye başladığı 1960’lı, 1970’li yıllarda, buzdolabı ya da çamaşır makinesine sahip olmak kendi başına bir statü sembolü iken, şimdi hangi model, ne marka aletlerin kullanıldığı sınıfsal bir farklılığa işaret etmektedir. Günümüzde parmak izi kullanılarak girilebilen evler, lüks otomobiller, giysilerin markaları örneklerinde olduğu gibi eşyaların kalite, şıklık veya fonksiyon açısından sağladıkları üstünlükler birer statü sembolü olarak görülmektedir.