25.07.2022 / Genel / Tarih

George Junius Stinney, 16 Haziran 1944 yılında Betty ve Mary adındaki iki küçük kızın ölümünden suçlu bulunmuş ve idam edilmiştir.

Betty June Binnicker 11 yaşındaydı. Ailesiyle birlikte Güney Carolina'da yaşıyordu. Betty günün büyük bir kısmını dışarda arkadaşlarıyla oyun oynayarak geçiriyordu. En yakın arkadaşlarından birisi 7 yaşındaki Mary Emma Thames'dı.

İkisi de okuldan gelir gelmez dışarıya çıkar ve akşam hava kararıncaya kadar eve girmezlerdi. Günümüzden tam 75 sene önce yine oyun oynamak üzere dışarıya çıktılar. En büyük eğlenceleri kırları gezip çiçek toplamak ve bisiklet sürmekti.

O karanlık günde Güney Carolina’da Alcolu yakınlarında ufak bir gezinti planlamışlardı. Aylardan Mart’tı ve hava oldukça soğuktu. Betty ve Mary, aileleriyle son kez vedalaşıp yola çıktılar. Annelerini bir daha göremeyeceklerdi. Kim bilir belki de o an, az da olsa bunu hissetmiş olabilirlerdi.

suçsuz yere idam edilen çocuk George Stinney

Mary ve Betty o gün eve dönemedi. Aileleri akşam saatlerinde her zamanki gibi kızlarının eve dönmesini bekliyordu ama hava çoktan kararmıştı. Fakat kapı hâlâ çalınmamıştı.

Saatler akşam 9'u gösterdiğinde Mary'nin annesi ve babası Betty'nin evine gitti. Mary en son Betty'le birlikteydi. Belki de birlikte Betty'lerin evine gitmişlerdi. Aile Betty'lere gittiğinde büyük bir şok yaşadı. Zira henüz Betty'nin de eve gelmediğini öğrenmişlerdi. Aynı şekilde Betty'nin ailesi de kızlarının Mary'lerin evinde olduğunu düşünüyordu.

İki aile de artık bir şeylerin ters gittiğini anladı. Önce kendileri 4 tarafa ayrılıp kızlarını aramaya koyuldu. Yakınlardaki tüm tanıdıkların evine gittiler. Fakat insanlar kızları hiç görmediklerini söylediler.

Artık kızların kayıp olduğu aşikârdı. Bu andan sonra komşularda arama çalışmalarına katıldı ve onlarca insan kızları aramaya başladı. Hiçbir sonuç alınamayınca gece 11'de durum polislere bildirildi. Bir ekip kızların ailesiyle görüştü ve şüpheli bir durum sezip sezmediklerini sordu. Diğer bir ekipte köpekler yardımıyla çevreyi aramaya koyuldu.

İki ailede kızlarının evde gayet mutlu olduğunu, evden kaçmak gibi bir eyleme kalkışmayacaklarını, muhakkak başlarına bir şey geldiğini söyledi.

Marry ve Betty'nin evden ayrılmalarının üzerinden tam 2 gün geçmişti. Polisler birkaç görgü tanığıyla görüştüler. Görgü tanıklarının bir tanesi Marry ve Betty'i Alcolu'da dolaşırken gördüğünü ama şüpheli bir durum sezmediğini söyledi. Diğer bir tanık Mary ve Betty'i ufak siyahi bir gençle konuşurken gördüğünü söyledi.

Kayboldukları gün Marry ve Betty o gençle sohbet etmişti. Gencin ismi George Stinney'di ve henüz 13 yaşındaydı. Yani henüz bir çocuktu. Polisler hemen George'un evine gittiler ve onu kelepçeleyip polis merkezine getirdiler. George polis merkezine geldiğinde çevresine ürkek bakışlar savuruyordu. Burada ne işi vardı? Hiçbir şey anlamıyordu.

Polisler onu merkeze getirirken hiçbir açıklama yapmamışlardı. Mary ve Betty bir süre sonra Francis Batson isminde bir rahip tarafından bulundu. İkisi de bir hendekteydi. George polisler tarafından tam 2 saat sorguya çekildi. Sorgu sonunda polisler George'un her şeyi itiraf ettiğini söylüyorlardı.

Mary ve Betty olayının faili oydu. Peki ama kızlara ne yapmıştı? Polislere göre ikisinin de hayatına son vermiş ve onları tek başına bir hendeğe götürüp atmıştı.

George Stinney, Güney Carolina'daki Alcolu'da yaşıyordu. O tarihlerde Alcolu siyah ve beyazlar olarak ikiye ayrılmıştı. İki tarafı birbirinden ayıran bir duvar değil bir tren yoluydu. Tren yolunun karşısında siyahlar yaşıyordu ve beyazlar kolay kolay o bölgeye geçmezlerdi. George'un 2 abisi 2'de kız kardeşi vardı. Abisi de aynı gün polis merkezine getirildi ve sorgulandı. Fakat daha sonra masum olduğu anlaşıldığı için serbest kaldı.

George, Mary ve Betty olayında kız kardeşi Aime'den yardım almıştı. Bu olayı ikisi yapmıştı. Daha doğrusu polislerin iddiası bu şekildeydi. Polisler daha sonra Aime'de işin içine kattılar.

George, Mary ve Betty'i o gün gördüğünü kabul etti. İki kız, George ve kız kardeşi Aime'nin yanına gelmiş ve onlara yerel bir çiçek ismi söyleyip nerede bulabileceklerini sormuştu. George ve kızların tek iletişimi bu 1 dakikalık andı.

suçsuz yere idam edilen çocuk George Stinney

Birçok kaynağa göre, George polis merkezine geldikten sonra ailesiyle görüştürülmedi. Bazı kaynaklara göre de ailesiyle sadece bir kez görüştü.

George Stinney, mahkemesine kadar hapiste kaldı. Görevliler ona çok az yemek verdi, günlerce susuz bıraktı. İddialara göre birkaç polis olayı itiraf etmesi halinde ona yemek vereceğini söylemişti. George'un hapishane günleri çok zor geçmişti. İlerleyen günlerde George'un çok saldırgan bir kişiliğe sahip olduğu yakın bir zaman önce okuldaki bir arkadaşını bıçakladığı iddia edildi.

Bu iddiayı ortaya atan isim bizzat George'un öğretmeni siyahi bir kadındı. Olay kısa bir süre sonra Güney Carolina'daki herkesin kulağına gitti. George'un ailesi oturdukları semtten ayrılmaları için zorlandı bir süre sonra da evden kovuldu.

George'un babasının çalıştığı kereste fabrikası onu işten çıkarttı. Güvenlikleri tehlikedeydi, sığınacakları tek liman olan polisler bile onları tehdit ediyordu. George, 81 gün boyunca mahkemeye çıkmayı bekledi. O sancılı süreci iliklerine kadar yaşadı. Linç edilme ihtimaline karşı yaşadığı yerden kilometre uzaktaki bir hapishanede kaldı. 81 günün sonunda duruşması başladı.

George avukatı olmadan sorgulanmıştı. Avukat getirilmesine izin verilmemişti. Mahkeme günü formalite icabı George'ye bir avukat atandı. George'un kendi el yazısıyla olayı itiraf ettiği bir kâğıt parçası hâkimin önünde duruyordu. George ile ilgili başka hiçbir kanıt yoktu.

Her şeyin sebebi George'un o gün kızlarla belki bir dakika bile sürmeyen konuşmasıydı. Dava günü içerde onlarca beyaz varken bir tane bile siyahi mahkemeye alınmadı. George'un ailesine de salona giriş izni verilmedi. George'un avukatı vergi komisyoncusu Charles Plowden'dı. Avukat 3 polisin George'un her şeyi itiraf ettiğini söylemesini sakin tavırlarla seyretti. Tanıklara çapraz sorgu yapmadı. Nerdeyse ağzını bile hiç açmadı.

1 gün süren duruşma jüri üyelerinin 10 dakikalık bir görüşmesinden sonra sona erdi. Hâkim Philip'in ağzından dökülenler George'un kalbine bir bıçak gibi saplandı. Hâkim, George'un idam edileceğini söylüyordu ve George'un idamı sadece 2 gün sonraydı.

Mahkeme sonrasında George idam gününü beklemek üzere Colombia hapishanesine gönderildi. Kimi kaynaklara göre mahkemeden sonra George'yi görmeleri için ailesine izin verildi ve ailesi cezaevine gelip yarım saat kadar George ile vakit geçirdi. Ona son kez bakıp son kez konuştular.

George Stinney saat sabah 7.30’da hapishanede idam bölümüne getirildi ve 16 Haziran 1944 senesinde idam edildi. Çok ufaktı. Öyle ki elektrikli sandalyede adeta kaybolmuştu. O tarihte 1.55 boyunda, 40 kilo ağırlığındaydı.

suçsuz yere idam edilen çocuk George Stinney

Görevliler başına koydukları mekanizmayı sabitlemek için uzun bir süre uğraş verdi. George 83 gün süresince çok sancılı bir dönem geçirdi. Hapishanedeki dostları George'un her gün “bugün mü idam edileceğim” diye sorduğunu söylediler. Onunla 80 gün geçiren bir başka mahkûm da polislerin George'ye şiddet uyguladığını olayı itiraf etmesi için her şeyi yaptığını anlattı.

Mahkûm, George'un bunları bizzat kendisine anlattığını söyledi. Yıllar sonra Ray Chandler ismindeki bir avukat bu olayı incelemiş ve aileye bu konuda destek vereceğini söylemişti. 25 Ekim 2013'te George'un ailesi yeniden bir dava açtı. Ocak 2014'te duruşma yapıldı ve yeni kanıtlar mahkemeye sunuldu. 2014'ün Aralık ayında hâkim Carmen Mullen, George'un masum olduğu kararına vardı.

George'un adil bir şekilde yargılanmadığını ve o yaşlardaki bir çocuk için insanlık dışı bir ceza aldığını söyledi. Kızların ailesi ise infazın tartışmalı bir karar olduğunu fakat George'un suçlu olduğundan asla şüpheleri olmadıklarını, bu yüzden bu kararın kendilerinde hayal kırıklığı yarattığını söyledi. George Stinney’in hikayesi birçok filme ve kitaba da ilham kaynağı oldu. Stephen King, 1996 yılında "Yeşil Yol" adlı kitabı yazarken bu hikâyeden ilham aldı. Yapılan bu adaletsizlik yıllarca konuşuldu.