20.12.2019 / Deneme

İnsan özünde kötülüğe meyillidir. Çok az insan herhangi bir eğitim almadan özünde iyiliği yeşertebilir.

İnsanların ve tüm diğer canlıların hayatı tüketme üzerine kuruludur. Doğurganlık, üreme yetisi, icat etme, yeni bir şeyler tasarlama ve oluşturma dürtülerinin tamamı yine bu tüketme ihtiyacına yöneliktir.

İhtiyacımız olana zamanında ulaşabilmemiz ise, doğru bir tüketim altyapısı oluşturmaya bağlıdır.

İnsanlar bu altyapı çalışmasına öylesine önem verirler ki, henüz doğmamış bebekler için bile barınma, gıda, giyim, ulaşım gibi pek çok konu uzun uzun düşünülür, standartlar gözden geçirilir ve olası tüketimler üzerinden üretim denklemleri kurulur.

üretim denklemleri

İşte bütün bu hayat boyu sürecek hesaplamalar için çocuklar okullara yollanır ki, geleceğin yetişkinleri olduklarında, iyi birer tüketen olabilsinler.

Okul, diğer devlet kurumlarından farklı olarak; eğitmenlerin ekmek parası kazanmalarının yanı sıra, iyi yurttaşlar yetiştirmek için özveri harcadıkları özel bir kurumdur.

Okul idarecileri ve eğitmenlerin en büyük handikabı ise, kendi öğrencilerinin diğer eğitim kurumlarındaki öğrencilerle kıyasıya rekabet halinde olmaları yönünde baskı kurmak ve aynı zamanda bireyler arası rekabetin kötü olduğu, ‘gerçek başarı’nın kişinin kendini geliştirmesi ve faydalı olmasından geçtiğini de öğütleme sorumluluğuna sahip olmak gibi birbirine zıt ödevlerinin bulunmasıdır.

zıt ödevler

Her ne olursa olsun, her iki kazanımda da, öğrencileri eğitirken dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.

Mesela öğrencilerin sıralarında otururken öğreneceklerine odaklanıp, yürürken öğreneceklerini hafife alırsanız, harcanan tüm çaba boşa gider.

Duruşunuz, ses tonunuz, bakışınız, yürüyüşünüz, kısacası tüm hal ve hareketleriniz; kazandırmak istediğiniz davranışla ilgili olumlu veya olumsuz mesajlar barındırır. Dolayısıyla eğitim her detayı planlayabilmeyi gerektirir.

detayları planlayabilmek

Eğitim gerçek anlamda mümkün değildir de diyebilirsiniz. Bir açıdan bakıldığında doğru bir yaklaşımdır aslında bu; fakat hitap ettiğiniz kitlenin alışkanlıklarını düzenleyebilme ve oluşturabilme olasılığınız da oldukça yüksektir. Küçük birtakım detaylara dikkat edebilen eğitim gönüllüsü insanlarla bu mümkündür.

İyi bir idareci, farkındalığı çok da yüksek olmayan eğitmenleri, alışkanlıkları hususunda ikna edebilir, onlarla uyum içinde çalışabilir ve belki büyükçe bir mahallenin sosyokültürel yaşam standardını kolayca yükseltebilir.

Zaten eğitim de bu tasarlanmış alışkanlıklar üzerinde şekillenir.

Toplumu oluşturan bireylerin tamamına yakını, belli düzeylerde eğitimlerden geçmiş insanlardır. Ortalama yaşam süreleri göz önüne alındığında ciddi bir sürenin bu eğitimlerle geçtiğini de söylemek gerekir.

Sonuç olarak, aldığımız uzun eğitimlerin hakkını verebilmek ve iyi bir yurttaş olabilmek için çılgınca üretmek, piyasada yeni ihtiyaçlar, yeni sektörler ve meslekler oluşturabilmek gerekir. Edindiklerimizle doymayarak birbirimizi ve böylece en sonunda kendimizi de tüketmeyi öğrenmiş oluruz.

kendimizi tüketmek