25.04.2020 / Deneme

Eğer hayatta sıkı sıkıya bağlı olduğun ilkeler yoksa aldığın her karar seni yanlış sonuçlara götürür.

İnsanı ortadan kaldırınca sorunların kendiliğinden çözüleceği ile ilgili ifadelere birçok yerde rastlayabilirsiniz. Yakın bir gelecekte üretilen, yapay zekâya sahip robotların insanoğlunu ortadan kaldırmaya çalışmasını konu alan bilim-kurgu filmlerine de illa ki denk gelmişsinizdir.

İnsan öyle bir varlıktır ki, aldığı kararların yıkıcı sonuçlarını bildiği ve itiraf ettiği halde, asla bundan ders çıkartmaz. Milyar yıllar yetecek kadar altını olsa, bir kuruş için kavga etmekten çekinmez.

bir kuruş için kavga etmek

Elindekinin kıymetini bilmek deyişini o kadar yanlış anlar ki, elindeki her şeyi kaybetme pahasına, tüm gücünü o bir kuruş için kavga etmekte kullanmak ona hiç de tuhaf gelmez.

İstediği her sonuca ulaşabilecek gücü olmamasına rağmen, istediği her şeyi elde etme uğraşından vazgeçemez.

Yağan yağmurun, doğan güneşin, aldığı nefesin kıymetini fark edemeden de hayatının sonuna ulaşır.

elindekinin kıymetini bilmemek

Bu günlerde takip ettiğim bir dizi filmde, tamamı gençlerden oluşan yüz kişilik bir grubun hayatta kalma mücadelesi işleniyor. Gençler bazen lider olarak gördükleri arkadaşlarının aldığı kararların, bazen de kendi kişisel kararlarının sonuçlarıyla yüzleşmek durumunda kalıyorlar.

En büyük mücadeleleri ise kendilerini yok etmeyi tasarlayan yapay zekâ ile oluyor. Diziyi izlerken yapay zekânın tarafında olmamak için kendinizi zor tutuyorsunuz. Çünkü dizideki en tutarlı unsur maalesef ki yapay zekâ.

Günümüzde insan davranışlarına yüzeysel olarak baktığımızda durum çok da farklı değil. O kadar tutarsız davranışlara sahibiz ki, her geçen gün biz insanları yok etmesi için bir sebebe ihtiyacımız varmış gibi hissetmeye bir adım daha yaklaşıyoruz.

Doğadaki en zararlı canlı olduğumuzu itiraf etmediğimiz bir günümüz dahi yok.

doğadaki en zararlı canlı

Sadece diğer canlı türleri için değil, kendi türümüz için bile büyük bir tehdit oluşturuyoruz.

Aklımıza uygun düşen, mantığımıza yatan seçenekleri bile göz ardı edebilecek, kendi koyduğumuz kuralları çiğneyebilecek ve bundan hiç bir zaman utanmayacak ve belki bununla tuhaf bir biçimde gurur duyacak; oldukça enteresan bir canlı türüyüz.

Dinî ve toplumsal ritüellerimiz mi bunu sağlıyor, yoksa zaten bu ritüelleri kendimize zarar verecek şekilde tasarlamaktan sadistçe bir zevk mi alıyoruz, bilmiyorum.

Basit bir salgın tedbirini bile uygulamaktan aciziz. Kendi evlatlarımızı hem davranışsal hem de fiziksel tehlikelere atabilmek ve sözde onların koruyuculuğuna talip gözükmek tutarsızlığı ile yaşamak, çoktandır alışık olduğumuz bir şey olduğu için; bundan da rahatsız olmuyoruz.

çocuklarımızın koruyuculuğuna talip gözükmek

Bizim hiç bir şey olmadığımızı hatırlatan, kendi elimizle inşa ettiğimiz, putlaştırdığımız düzenimizi değiştirmemizi teklif eden biri çıktığında ise, işte bundan gerçekten rahatsız oluyoruz.