13.09.2022 / Din / Genel

Zelle şeytanın asli görevidir. Bir de şeytanlaşanların işidir. Zelle, gümrah bir günahtır. Peygamberler, zelle işlemekten / şeytanlaşmaktan oldukça uzaktır.

MEVZUYU DAHA ANLAŞILIR KILMAYA ÇALIŞALIM:

HZ. ÂDEM’İN RABBİNE İSYAN ETMESİ, BİR ÇEŞİT ŞİRK HAREKETİDİR. ŞEYTANIN İŞLEDİĞİ ZELLE İSE, BİR BAŞKASINI ŞİRKE TEŞVİK ETMEK VE BAŞARIRSA ŞİRKE DÜŞÜRMEKTİR.

PEYGAMBERLER KENDİLERİ TÖKEZLERLER AMA BİR BAŞKASINI ÇELMELEMEZLER.

ZELLE HAKKINDA YAPILAN TARİFLER VE ÇÖZÜMLER

«Zelleayağın sürçmesini ve kaymasını ifade eder. Terim olarak ise peygamberlerin hata ile veya unutarak yaptıkları kusurları anlatır. İslamî eserlerde zelle kelimesi yerine “sağair, taksirat, aserât” gibi kelimeler de kullanılmıştır. Bunlar sırasıyla “küçük hatalar, kusurlar, sürçmeler” anlamını ifade eder.» [1]

ZELLE, TERİM OLARAK PEYGAMBERLERİN KUSURLARINI ANLATMIYOR. ZELLENİN PEYGAMBER KUSURU OLDUĞUNA DAİR, KUR’AN’DA VE HADİSTE HİÇBİR BİLGİ BULUNMUYOR. EVET, ZELLE KELİMESİNE KİTAPLAR “KÜÇÜK HATALAR, KUSURLAR, SÜRÇMELER” ANLAMI VERİYOR FAKAT KUR’AN BU YORUMU ASLA DESTEKLEMİYOR.

MESELA ALLAH’IN KELÂMINDA ZELLE FİİLİNİ İŞLEYEN ÂDEM İLE HAVVA DEĞİLDİR, BİLÂKİS İBLİS’TİR (2/36).

ÂDEM İLE HAVVA’NIN SUÇLARI İSE, YASAKLANAN NESNEYE YAKLAŞMALARI NETİCEDE ŞEYTANA UYMALARIDIR (20/121). ŞEYTANIN PEŞİNDEN GİDEN KİŞİLERİN STATÜSÜ İSE, KUR’AN’A GÖRE SİLM’DEN AÇIKÇASI İSLÂM’DAN ÇIKMALARIDIR (2/208).

SIRF BAKARA 37 BİLE ÂDEM ALEYHİSSELÂM’IN ZELLE SUÇUNU İŞLEMEDİĞİNİN BELGESİDİR. ÇÜNKÜ O ÖNCE İSYAN ETMİŞ OLSA DA SONRA TÖVBE ETMİŞ / YENİDEN YÜCE RABBİNE YÖNELMİŞTİR.

«Hz. Yunus’un Allah'tan izin gelmeden görev mahallini terk etmesi, Hz. Musa’nın dövüşen iki kimseyi ayırmaya çalışırken birinin ölümüne sebep olması da zelle kabilinden durumlardır. (Saffât, 37/139-141 ve Kasas, 28/15-16).» [2]

ZELLE “KÜÇÜK HATALAR, KUSURLAR VE SÜRÇMELERDİR” DEDİKTEN SONRA, “HZ. MUSA’NIN BİRİSİNİN ÖLÜMÜNE SEBEP OLMASI DA ZELLE KABİLİNDEN DURUMLARDIR” DEMEK, AKLIN ALABİLECEĞİ BİR TARİF DEĞİLDİR.

ÇÜNKÜ YUNUS ALEYHİSSELÂM’IN BİZZAT KENDİSİ “BEN GÖREV YERİMİ SENDEN İZİNSİZ TERK ETTİĞİM İÇİN KESİNLİKLE ZALİMLERDEN OLDUM. TEKRAR SANA YÖNELİYORUM, GAYRI SENİ KUSURSUZ OLARAK ANIYORUM VE ARTIK SENDEN BAŞKA HİÇBİR İLÂH TANIMIYORUM” DİYEREK RABBİNE ŞİRK KOŞTUĞUNU İTİRAF ETMİŞ VE YENİDEN İMAN TAZELEMİŞTİR (21/87).

ÇÜNKÜ MUSA ALEYHİSSELAM’IN BİZZAT KENDİSİ: "ŞU YAPTIĞIM İŞ, BİR İNSANI KESİNLİKLE DALÂLETE DÜŞÜREN ŞEYTANIN AMELLERİNDENDİR (7/27. 14/22. 24/21; 31/21; 35/6) DİYEREK KENDİSİNİ YERMİŞ (28/15) VE KENDİSİNE: “SEN KÂFİR OLDUN” DİYEN FİRAVUNA: “EVET, O ESNADA DALÂLETE DÜŞMÜŞTÜM” DEMİŞTİR (26/20).

«İslâm âlimleri, peygamberlerin nübüvvetten önce ve sonra küfür ve şirkten korundukları görüşündedir. Kur’an-ı Kerîm, peygamberlerin Allah’a iman ve O’na şirk koşmama hususunda tam bir hassasiyet içinde olduklarını beyan etmektedir (el-Bakara 2/21; en-Nisâ 4/36; el-Enbiyâ 21/25; ez-Zümer 39/65).» [3]

ŞAHSIN İDDİASINA DELİL OLARAK SUNDUĞU BAKARA 21 VE NİSÂ 36 MEVZUDAN UZAK AYETLER. ENBİYÂ 25 İLE ZÜMER 65 İSE BURADAKİ İDDİASININ DELİLİ DEĞİLLER.

ÇÜNKÜ, «KUR’AN-I KERÎM, PEYGAMBERLERİN ALLAH’A İMAN VE O’NA ŞİRK KOŞMAMA HUSUSUNDA TAM BİR HASSASİYET İÇİNDE OLDUKLARINI BEYAN ETMEKTEDİR» DİYEREK SAVUNDUĞU HZ. ÂDEM, KUR’AN’A GÖRE YASAK NESNE HUSUSUNDA ASLA HASSAS DAVRANMAMIŞTIR. CENABI HAK BU KONUDA ONDA BİR DUYARLILIK, BİR KARARLILIK BULMAMIŞTIR (20/115).[4]

HZ. YUNUS DA HASSAS OLMAMIŞ / ÇOK SABIRSIZ DAVRANMIŞTIR / (68/47).

«Kusursuz kul anlayışı, Kur’an prensiplerine, tevhit anlayışına ters düşmektedir. Peygamberlerden bile “zelle” denen küçük hataların sudur ettiği gerçeği -ki Kur’an, bunu Hz. Muhammed (s.a.s.) dâhil bütün peygamberler için ısrarla belirtmektedir.»[5]

«YUKARIDAKİ CÜMLEDEKİ, SADECE “KUSURSUZ KUL ANLAYIŞI, KUR’AN PRENSİPLERİNE TERS DÜŞMEKTEDİR” SÖZÜ DOĞRUDUR.  

ZEELE FİİLİNİ “KÜÇÜK HATALAR” DİYE NİTELENDİRMESİ YANLIŞTIR. ÇÜNKÜ, KUR’AN’DAKİ ZELLE KÖKENLİ DÖRT AYETİN DÖRDÜNDE DE ZELLE SUÇUNUN HEM KÜÇÜK KUSURLARLA BİR İLGİSİ HEM DE PEYGAMBERLERE HAS BİR ÖZELLİĞİ YOKTUR.

«Zell (zülûl) kökünden türeyen zelle, sözlükte “ayağı kaymak, sürçmek; hata etmek, yanılmak” demektir (Kamus Tercümesi, III, 1342-1343; el-Müncid, “zll” md.). Terim olarak “mükellefin bir kastı olmadan işlediği hata” manasına gelmektedir.»[6]

«ZELLE TERİM OLARAK “MÜKELLEFİN BİR KASTI OLMADAN İŞLEDİĞİ HATA” MANASINA GELİR» CÜMLESİNE, ŞU ŞEKİLDE İTİRAZ EDİYORUZ: KUR’AN’DA ZELLE, ŞEYTAN’IN VEYA ŞEYTANLAŞAN MÜNAFIKLARIN KAZARA YAPTIKLARI HATALARI DEĞİL AKSİNE KASITLI FİİLLERİDİR. MESELÂ, HZ. ÂDEM İLE EŞİNİ CENNETTEN KOVDURMAK, ONLARI KULLUK KONUMUNDAN MAHRUM BIRAKMAK İSTEYEN İBLİS’İN BİLİNÇLİ BİR TERTİBİDİR (2/36).  BU YÜZDEN, ZELLE’NİN KASITSIZ İŞLENEN BİR HATA OLDUĞUNU SÖYLEMEK ŞEYTANI AKLAMAKTAN BAŞKA HİÇBİR İŞE YARAMAYACAK OLAN TALİHSİZ BİR İFADEDİR.

«Zelle gayr-i meşru [İslâm’a aykırı] bir iş yapmak değil, meşru/helal dairesinde olan bir kusurdur.» [7]

OYSA ZELLE KADAR GAYRİ MEŞRU / ZELLE KADAR GAYRİ İSLÂMÎ BİR KUSUR YOKTUR. KUR’AN, BUNU HAYKIRAN AYETLERLE DOPDOLUDUR. BU HUSUS, BU YAZIMIZDA ALLAH’A İSTİÂZE YAPARAK / ALLAH’IN KELÂMINA SIĞINARAK AYDINLATMAK İSTEDİĞİMİZ BİR KONUDUR.

«Bazı âlim ve mutasavvıflarca zelle, peygamberlerin Allah’a yakınlıklarını ve O’nun katındaki itibarlarını yükseltme sebebi olarak açıklanmış (Ebü’l-Müntehâ, s. 39), bu anlayış, “Sâlihlerin iyilikleri Allah’a en yakın olanların kötülükleri gibidir” sözüyle ifade edilmiştir (Devvânî, s. 83; rivayet için bk. Aclûnî, I, 406).» [8]

YOK ARTIK!

ZELLE ÇOK BÜYÜK BİR KUSUR, ÇOK BÜYÜK BİR POTTUR. İŞTE BU YÜZDEN, KUR’AN’DA ZARARI SADECE KENDİLERİNE DOKUNACAK OLAN HERHANGİ BİR GÜNAHI İŞLEYEBİLECEKLERİNE ŞAHİT OLDUĞUMUZ, ASLİ GÖREVLERİ ALLAH’IN YOLUNA ÇAĞIRMAK OLAN NEBİLERİN, DEVÂSA BİR KUSUR OLAN ZELLEYİ UYGULAMALARI / ŞAHISLARIN AYAKLARINI ALLAH’IN YOLUNDAN KAYDIRMALARI / İNSANLARI ALLAH’IN DİNİNDEN AYIRMALARI / FERTLERİ YARATANLARINA İBADETLERİNDEN ALIKOYMALARI KATİYEN MÜMKÜN DEĞİLDİR.

«Ezelle, “birisini günah işlemeye tahrik ve teşvik etti” demektir.» [9]

ARİF ERKAN’IN YUKARIDAKİ TARİFİNE, KUR’AN DA ONAY VERMEKTEDİR.

«Zel/zülûl kavramının Kur’an’da yer aldığı dört ayetin üçünde kuldan sâdır olan zellenin şeytanın tahrikiyle gerçekleştiği belirtilmekte (el-Bakara 2/36, 209; Âl-i İmrân 3/155), birinde ise samimiyetten uzak yeminin kişiyi hak yoldan saptırdığı ifade edilmektedir (en-Nahl 16/94).»[10]

YUKARIDAKİ İFADE KUR’AN TARAFINDAN DA KABUL GÖREN BİR CÜMLEDİR.

Hadislerde “kişinin ayağını kaydırıp onu yerinden [yurdundan, kulluk konumundan etmek]” anlamındaki “ezelle” fiili, şeytana nispet edilmiştir. Mesela Abdullah b. Sa‘d b. Ebî Serh Resulullah’ın (sav) katiplerinden olmasına rağmen dinden dönüp müşriklere katılınca Abdullah b. Abbas, İbn Ebî Serh’i kastederek “şeytan onu kaydırdı da gidip kafirlere katıldı” sözünde ‘ezellehu’ş-şeytan’ ifadesini kullanmıştır. (Müslim, “Müsafirîn”, 28. (İstanbul: Çağrı Yay., 1413/1992). [11]

NE YAZIK Kİ YUKARIDAKİ HADİS, ZELLE HAKKINDA NUTUK ATAN BİRÇOK KİŞİYE KILAVUZ OLMAMIŞTIR.

«Zelle, kebâir nev’indendir / büyük günah cinsindendir. Kebire işlemek, kovulmayı, hakaret edilmeyi ve lanetlenmeyi hak etmeyi gerektirir. Bütün bunlar ise, peygamberler hakkında caiz değildir. Bu sebeple yasak meyveyi yeme olayının, peygamberlikten önce vuku bulduğunu söylemek gerekir.» [12]

RÂZÎ HAZRETLERİNİN İFADESİNİ EN CESUR VE EN DOĞRU TARİF OLARAK BULUYORUZ. AMA YASAK MEYVEYİ YEME OLAYININ PEYGAMBERLİK VERİLMEDEN ÖNCE GERÇEKLEŞTİĞİNİ SÖYLEMESİNİ ŞİMDİLİK KURCALAMIYORUZ.

ŞİMDİ DİREKT KUR’AN’A GÖZ ATALIM VE ZELLE’NİN HANGİ ANLAMLARI TAŞIDIĞINI ALLAH’IN KELÂMLARINA BAKARAK ANLAMAYA ÇALIŞALIM:

KUR’AN’DA ZELLE KÖKÖNDEN TÜREYEN DÖR AYET VAR.

BİRİNCİSİ: Bakara/36

ZELLE, HZ. ÂDEM’İN KÜÇÜK SUÇU DEĞİLDİR. ŞEYTANIN BÜYÜK KUSURUDUR.

Fe ezellehume-şşeytânu ‘anhâ fea?racehumâ mimmâ kânâ fîhi(s) vekulna-hbitû ba’dukum liba’din ‘aduvv(un)(s) velekum fi-l-ardi mustekarrun vemetâ’un ilâhîn(in)

Ozanca Bal Meal 2 Bakara 36                     

Şeytan, onların ayaklarını oradan kaydırdı;[13] (A’raf: 20-22, Tâ Hâ: 120-121)

İçinde bulundukları ortamdan onları çıkardı.

Buyurduk biz de: “Birbirinize düşman olarak buradan inin!

Bir süreliğine, yerleşim ve geçim yeriniz olan evrene yerleşin.” (A’râf 10-27; Sâd 71-85)

AYETTEKİ “ZELLE” HAREKETİ, GÖRÜLDÜĞÜ ÜZERE HZ. ÂDEM’İN BİR FİİLİ DEĞİL AKSİNE ŞEYTANIN İŞİDİR.

BURADAKİ ZELLE, BİR KİMSENİN RABBİNİN DOSDOĞRU YOLUNDAN AYRILMASINA, RABBİNE ASİ OLMASINA VE ONA BAŞKA KİŞİLERİ VEYA NESNELERİ ŞİRK KOŞMASINA SEBEP OLMAKTIR. İNSANLARIN ALLAH’A KARŞI GELMESİNE, HAKKI ÖRTMESİNE, ZULÜM İŞLEMESİNE ÇALIŞMAKTIR.

BUNU İLK OLARAK YAPAN VARLIK AYETTE GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ ÂDEM’İN VE EŞİNİN AYAKLARINI ALLAH’IN YOLUNDAN KAYDIRAN YARATIK, YOLA GELMEZ ŞEYTANDIR.

ZELLE SUÇUNUN CENABI HAK KATINDA NE DENLİ BÜYÜK BİR GÜNAHA KARŞILIK GELDİĞİNİ ANLAMAK İÇİN, KUR’AN’IN BAZI AYETLERİNDE ONUN YERİNE KULLANILAN “SA-DE-DE / SADDE” SÖZÜNÜ VE “SADDÛ AN SEBÎLİLLÂH / ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYDULAR” İFADESİNİ GÖZDEN GEÇİRMEMİZ GEREKMEKTEDİR:

İNSANLARI ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYMAK, KUR’AN’DA BİR FİTNE HAREKETİ OLARAK ADLANDIRILMAKTADIR (2/217). FİTNE / YÖNLENDİRMEYE YÖNELİK ZULÜM / ENGEL OLMAK İÇİN YAPILAN İŞKENCE / AİLE, ÇEVRE VEYA MAHALLE BASKISI İSE, MASUM BİR CANA KIYMAKTAN BİLE DAHA AĞIR BİR GÜNAHTIR (5/32).

ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYMANIN AHİRETTEKİ CEZASI, ÇILGIN ALEVLİ CEHENNEME ATILMAKTIR (4/45).[14]

ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYANLAR, AHİRETE KÂFİR OLANLAR / CENNETTE YAŞAMAYI ARZULAMAYANLARDIR (7/45).

ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYANLAR, FESAT ÇIKARANLAR / ALLAH’IN DOĞRULARINI BOZANLAR, ŞEYTANIN VE ŞEYTANLAŞANLARIN YANLIŞLARININ PEŞİNDE KOŞANLARDIR (7/86).

ALLAH’IN YOLLARINDAN BİRİ OLAN HACC İBADETİNDEN ALIKOYANLAR, AHİRETTE AZABA UĞRAYACAK OLAN ZAVALLILARDIR (8/34).

ALLAH’IN YOLUNDAN AYAK KAYDIRANLAR, AHİRETE KÂFİR OLANLAR / AHİRET HAYATINI YOK SAYANLARDIR (11/19).

ALLAH’IN YOLUNDAN AYAK KAYDIRANLAR, DERİN BİR DALÂLET / HAK VE HAKİKATTEN ÇOKÇA UZAKLAŞTIRAN BİR FELÂKET İÇİNDE BOCALAYANLARDIR (14/3).

ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKOYANLAR, ALLAH’IN VARLIĞINDAN BİLE KUŞKULANDIKLARI İÇİN GÜNAHLARINDAN TÖVBE ETMEYE YANAŞMAYANLAR YANI SIRA ATALARININ / ÖNDERLERİNİN / HAYRAN OLDUKLARININ ARKALARINDAN AYRILMAYANLARDIR (14/10).

İNSANLARI ALLAH’IN YOLUNDAN AYIRANLAR FİRAVUN GİBİ (10/90-91. 28/4) MÜFSİT OLANLAR / ALLAH’IN KURDUĞU DÜZENİ SÜREKLİ BOZMAYA ÇALIŞANLAR (5/64. 7/85. 26/183), ALLAH’A SAVAŞ AÇANLARDIR (28/83). ASIL HAYATTA, İFSATLARINDAN DOLAYI AZAPLARINA AZAP KATILACAK OLANLARDIR (16/88).

KOVULMUŞ ŞEYTANIN DIŞINDA, İNSANLAR ARASINDA ALLAHIN YOLUNDAN ENGELLEMEYİ ÜSTLENENLERİN VE SÜRDÜRENLERİN İÇİNDEKİ KÂFİRLER, ŞEYTANLAŞAN MÜNAFIKLARDIR (58/19; 59/16).

ALLAH’IN YOLUNDAN ALIKONAN TOPLULUKLAR, ŞEYTANIN ALLAMASINA PULLAMASINA VE POHPOHLAMASINA ALDANANLARDIR (29/38).

ŞEYTAN, İNSANLARIN AYAĞINI ALLAH’IN YOLUNDAN KAYDIRIR. AYAKLARININ KAYDIĞININ FARKINA DAHİ VARAMAYANLAR, KUR’AN AYETLERİNİN NE DEDİĞİNE VE NEYİ KAST ETTİĞİNE DİKKAT EDEREK BAKMAYANLAR / KISACASI İSTİÂZE YAPMAYANLARDIR. BUNLAR, ALLAH’IN AYETLERİNE SIĞINMADIKLARI İÇİN, ŞEYTANIN SALDIRILARINDAN VE SAPTIRMALARINDAN ASLA KURTULAMAYANLAR LÂKİN YİNE DE KENDİLERİNİ DOĞRU YOLUN YOLCUSU SANANLARDIR (43/36-37).

BURADA BİRAZ DURALIM VE ZİKREDİLEN AYETLERDEKİ ZELLE İZAHLARINDAN HANGİSİNİN BİR PEYGAMBERE YAKIŞABİLECEĞİNE DİNEN VE VİCDANEN KARAR KILALIM.

İKİNCİSİ: Bakara/209

ZELLE, ALLAH’IN AYETLERİNİ DUYDUKTAN SONRA DA ŞEYTAN’IN ADIMLARINA UYMAKTIR:

Fe-in zeleltum min ba’di mâ câetkumu-lbeyyinâtu fa’lemû enna(A)llâhe ‘azîzun hakîm(un)

Ozanca Bal Meal Bakara 208-209.            

208.      

Müminler! İslâm’a topyekûn / hepiniz birden giriniz /

“İslâm’ın[15] kâffesine giriniz / tüm önerilerine boyun eğiniz! (2/85. 3/119. 22/11)

Şeytanın adımlarına uymayınız! 43/62

Çünkü o, uslanmaz bir düşmanınız.

[Atalarınıza yaptıklarını unutmayınız]! 2/35…  7/19…

209.      

Size bu beyyineler / doğru ile eğriyi ayırt eden ayetler[16]   geldikten sonra da İslâm’dan kayar / Şeytana uyarsanız, (2/208)

Şu hususu gayet iyi biliniz ki Allah sürgit üstündür ve uçsuz bucaksız bilgindir; [iyi edersiniz bunu unutmazsanız].

BAKARA 209, BAKARA 208’DEKİ “ŞEYTANIN ADIMLARINA UYMAYINIZ” İFADESİYLE İRTİBATLI OLARAK TERCÜME EDİLDİĞİNDE, “ŞEYTANIN AYAKLARINIZI KAYDIRMASI İŞLEMİNE ALLAH’IN AYETLERİYLE DİRENİNİZ / KULLUK KONUMUNUZU ŞEYTANA ASLA TESLİM ETMEYİNİZ” (14/10; 22/67; 27/43; 19/44; 36/60) ANLAMINA GELMEKTEDİR (28:87; 43:37). 

ÜÇÜNCÜSÜ: Âl-i İmrân/155

ZELLE, PEYGAMBERLERE UYMAYARAK, ŞEYTANIN AYAKLARIMIZI KAYDIRMASINA YARDIMCI OLMAKTIR.

İnne-llezîne tevellev minkum yevme-ltekâ-lcem’âni innemâ-stezellehumu-şşeytânu biba’di mâ kesebû(s) velekad ‘afa(A)llâhu ‘anhum(c) inna(A)llâhe gafûrun halîm(un)

Ozanca Bal Meal 3 Âl-i İmrân 155

İki topluluğun karşılaştığı sırada, (Elçiye) sırt çevirenler var ya içinizden / siz müminlerden, (Bkz. 3/152-153)

Şeytan onların ayaklarını kaydırmaya çalıştıydı, bir kısım kazanımları[17] / itaatsizlikleri yüzünden.[18]

Andolsun ki Allah onları yine de affetmiştir / müsaade vermemiştir;

Zira Allah çok bağışlayıcıdır, ceza vermede aceleci davranıcı değildir.

BU AYETTE ZELLE KÖKENLİ “İSTEZELLE” KELİMESİYLE, PEYGAMBERLERİN İŞLEDİĞİ BİR KUSURDAN, BİR SÜRÇMEDEN DEĞİL, ŞEYTANIN DA DÜRTMESİYLE ALLAH’IN ELÇİSİNİ DİNLEMEMEKTEN KAYNAKLANAN BİR SUÇTAN / ASHÂB’IN UHUD HARBİ’NDE OKÇU TEPESİNİ TERK ETMESİNDEN BAHSEDİLMEKTEDİR. BARİZ BİR ŞEKİLDE GÖRÜNEN ŞEY ŞUDUR Kİ, BURADAKİ ZELLE İFADESİ DE YİNE BAŞ DÜŞMANIMIZ ŞEYTANIN BİR FİTLEMESİ, MAL SEVGİSİNİ ASHAB’IN YÜREKLERİNDE KÖRÜKLEMESİDİR.    

BU AYETTE AYRICA, ŞEYTANIN AYAKLARINI DİNDEN KAYDIRDIĞI KİŞİLER BUNUN SUÇUNU SALT ŞEYTANA YIKMAMALILAR, İLKİN KENDİ FİİLLERİNDE ARAMALILAR FİKRİ DERİNDEN DERİNE HİSSETTİRİLMEKTEDİR.

BU DELİLİ DE GÖRDÜKTEN SONRA, HÂLÂ PEYGAMBERE KARŞI GELME SUÇUNU DA PEYGAMBERİN SÜRÇMESİ OLARAK KABUL EDECEK DEĞİLİZ HERHALDE.

ÂL-İ İMRÂN 155’E DİĞER MEALLERDEN BİR ÖRNEK:

Mahmut Kısa Meali

İki ordunun karşılaştığı gün, içinizden savaş meydanını terk edip kaçanlara gelince; şeytan onları, sırf kendi işledikleri birtakım yanlışlıklar yüzünden Allah yolundan çevirerek saptırmak istemişti. Onlar fırsat vermeselerdi, şeytan onları zorla günaha sürükleyemezdi. Fakat her şeye rağmen, Allah onları affetti. Çünkü Allah çok bağışlayıcı, pek merhametlidir.

DÖRDÜNCÜSÜ: Nahl/94

ZELLE, İNSANLARI ALLAH’IN ADIYLA ALDATARAK, ONLARDA DİNE KARŞI NEFRET UYANDIRMAK, BU VESİLEYLE İSLÂM’DAN UZAKLAŞMALARINA SEBEP OLMAKTIR.

ALLAH’IN YOLUNDAN AYAKLARI KAYDIRAN VARLIK EN BAŞTA ŞEYTANDIR. LÂKİN İNSANLAR ARASINDA DA ŞAHISLARI ALLAH’IN YOLUNDAN SAPTIRANLAR VARDIR (114/1-6) Kİ, ONLAR DA MÜNAFIKLARDIR (58/19; 59/16).

MÜNAFIKLAR, DİN DIŞI YAŞAYIŞLARIYLA ALLAH’A GÖNÜL BAĞLAMAYA YATKIN KİŞİLERİ İSLÂM’DAN SOĞUTAN VE KUR’AN’DA “ŞEYÂTIYN (ŞEYTANLAŞANLAR)” ADIYLA ANILAN BAHTSIZLARDIR.

MÜSLÜMANLARA ASIL ÇELME TAKANLAR, ASIL AYAKBAĞI OLANLAR, ASLINDA BU MENDEBURLARDIR.

Velâ tette?izû eymânekum de?alen beynekum fetezille kademun ba’de subûtihâ vetezûkû-ssû-e bimâ sadedtum ‘an sebîli(A)llâh(i)(s) velekum ‘azâbun ‘azîm(un)

Ozanca Bal Meal 16 Nahl 94

Yapmayın yeminlerinizi, birbirinizi aldatma aracı! / yapmayın çıkar aracı. (4/29)

Aksi halde ayağınızı sağlam basmışken, olur (zemin, ayağınızın altından)[19] kayıcı.

Allah yolundan saptırdığınız için,[20] [dünyada] kötülüğü tadarsınız; 63/2[21]

(Öteki dünyada ise),[22] azabın en irisine / cezanın fecisine uğrarsınız.

BU AYETE GÖRE, YEMİN BİLLAH EDEREK İNSANLARIN BİRBİRLERİNİ ALDATMASI, BUNU YAPANLARIN ALLAH’IN YOLUNDAN AYAKLARININ KAYMASIDIR.

KİŞİNİN AYAĞINI DİNDEN İMANDAN KAYDIRAN NEDEN, ASLINDA HER ŞAHSIN BİZZAT KENDİ HATASIDIR. ÇÜNKÜ KİŞİ, ALLAH’IN ADINI KULLANARAK İNSANLARI ALDATTIĞI İÇİN KENDİSİ ŞEYTANIN YERİNİ ALMAKTA, KENDİSİ ŞEYTANLAŞMAKTADIR.

KİŞİ BU TÜR DÜZENBAZLIĞI SEBEBİYLE, ALLAH’IN DİNİNDE GÖNLÜ OLAN GAYRİ MÜSLİM ŞAHISLARDA DA İSLÂM’A KARŞI NEFRET UYANDIRMAKTA, İNANMAYA YATKIN OLAN BU KİMSELERİN DİNDEN SOĞUMALARINA SEBEP OLMAKTADIR.

ÖYLEYSE SORALIM: BU AYETTEKİ “TEZİLLE / AYAĞINIZ KAYAR” İFADESİ NE KADAR KÜÇÜK GÜNAHTIR VE HANGİ PEYGAMBERE YAKIŞMIŞTIR? HANGİ PEYGAMBER, KENDİ ÇIKARI İÇİN ALLAH’IN ADINI VE ALLAH’IN DİNİNİ KULLANMIŞTIR?

NAHL 94’E DİĞER MEALLERDEN İKİ ÖRNEK:

Mahmut Kısa Meali

O hâlde, ey inananlar! Antlaşma yaptığınız kimseler kâfir bile olsalar, sakın yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı olarak kullanmayın! Aksi hâlde, doğru yolda sapasağlam duran ayaklarınız kayıverir de hal ve hareketlerinizle insanları dinden soğutup Allah’ın yolundan çevirdiğiniz için yaptığınız kötülüğün acı meyvelerini daha bu dünyada tadarsınız ve ayrıca, ahirette de ağır bir cezaya çarptırılırsınız!

Mehmet Çoban Meali

Yemin ederek insanlar arasında fitne fesat çıkarmayın! Yemin ederek Allah’ın yasalarıyla oluşturulan düzenine karşı çıkmayın! Aksi halde Müslümanım diyorsanız ayağınız kayar, kâfirler olarak cezalandırılırsınız. Yeminlerinizle insanları Allah yolundan alıkoymanız nedeniyle cezalandırılırsınız. Yemin ederek insanları yoldan çıkaranlara, ayetlerimize karşı dolduranlara, yasalarımızı inkâr ettirenlere; ahiret hayatında büyük ceza vardır.

SON VERİRKEN:

ALLAH’IN AYETLERİ, İNSANIN AYAKLARININ ALLAH YOLUNDAN KAYMASINI ÖNLEYEN SAPASAĞLAM MIHLARDIR (28/87-88; 43/37).

KUR’AN AYETLERİNE SARILMADAN İSLAM’I ANLADIĞINI SANANLAR, ÖMÜR BOYU YANILANLARDIR / DEYİM YERİNDEYSE, DİN ÇİVİLERİ ÇIKANLARDIR.

KENDİSİNİN ALLAH’IN YOLUNDAN KAYDIRILMASINA RAZI OLMAYAN BİR MÜMİN, AYAKLARINI KAYDIRMAK İSTEYEN ŞEYTANA VE ŞEYTANLAŞAN MÜNAFIKLARA ASLA UYMAMALIDIR. BUNU BAŞARMAK İÇİN İSE MUTLAK SURETTE KUR’AN’IN SAPASAĞLAM KULPUNA TUTUNARAK ÖLÜM KAPIYA DAYANANA KADAR AYAKTA KALMAYI BAŞARMALIDIR.

SÜRÇÜ LİSAN EYLEDİYSEK, RABBİMİZ TARAFINDAN AFFOLA!

TEZ ZAMANDA TÖVBE / YENİDEN RABBE YÖNELMEK NASİP OLA!



[1] https://sorularlaislamiyet.com/zelle-nedir

[2] https://sorularlaislamiyet.com/zelle-nedir

[3] islam-tr.org/konu/zelle-ne-demektir-ismet-sifatinin-anlami-ve-peygamberler-gunah-islerler-mi

[4] «Bazı müfessirler “Biz Âdem’de bir azim bulamadık” ayetini, “Âdem, yasaklanan şeye karşı bir sabır göstermedi. Âdem’de azim olsaydı düşmanı olan iblise uymazdı” şeklinde açıklamışlardır (Taberî, Tefsîr, XVI, 183-185; Kurtubî, age, XI, 251; Beydavî, Envâru’t-tenzîl, IV, 222; Nesefî, Medârik, IV, 222; Hazin, Lübâbu’t-te’vil, IV, 226).» {Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: XIII, Sayı: 24 (2011/2), s. 1-33, Mustafa AKÇAY}.

[5] Ahmet Alkan, Bakara, 170; Kavram 1159; A T A L A R Y O L U

[6] DİA, cilt: 44; sayfa: 224, [ZELLE - Mustafa Akçay]

[7] Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: XIII, Sayı: 24 (2011/2), s. 1-33, Mustafa AKÇAY

[8] DİA, cilt: 44; sayfa: 224, [ZELLE - Mustafa Akçay]

[9] El-Beyân, 176, Arif Erkan

[10] DİA, cilt: 44; sayfa: 224, [ZELLE - Mustafa Akçay]

[11] Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Cilt: XIII, Sayı: 24 (2011/2), s. 1-33, Mustafa AKÇAY

[12] Fahruddin Er-Râzi, Tefsir-i Kebir Mefâtihul-Ğayb, Akçağ Yayınları: 14/152-154

[13] Yani, “İblis ikisini de itaatten uzaklaştırdı.” TEFSİR- İ KEBİR – BAKARA, MUKÂTİL BİN SÜLEYMAN, Tahkik: Dr. Abdullah Mahmud Şehhate Tercüme: M. Beşir Eryarsoy

[14] Çılgın alevli ateşe düşüren bir günah ise, sürçme gibi seğâir değil olsa olsa kebâirdir.

[15] Prof. Dr. Talat Koçyiğit, Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu, Kur’an-ı Kerim Meal ve Tefsiri, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları: 1/390-392.

[16] DİA, cilt: 06; sayfa: 97, [BEYYİNE - Bekir Topaloğlu]. * Ayırmak: Biriktirmek Toplamak Derlemek Korumak Zapt Etmek ve Tashih: Redaksiyon Düzelti Rötuş Düzeltme Ayırmak Dağıtmak Düzeltici Reform.

[17] İNSAN ZULÜM EDERSE KENDİNE (Nefse zulüm: 7/19, 23), YAKALANIR ŞEYTANIN KEMENDİNE.

[18] (Al-i İmran 3/152). “Bakın! Allah, verdiği sözü tuttu; anlaşmazlığa düşüp dağılıncaya kadar onun izniyle kâfirleri kırıp geçirdiniz. İstediğiniz zaferi göstermesinden sonra isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz de ahireti istiyordu.

 

[19] (M. İslâmoğlu). * Zellet kademuhû, iyilikten sonra gelen kötülük, sağlıktan sonra gelen hastalık, varlıktan sonra gelen yokluk gibi durumlar için kullanılan Arapça bir deyimdir (Taberî). Burada, “Haktan sonra gelen bâtıl”, “sadakatten sonra gelen ihanet” anlamında kullanılmıştır.

[20] Tefhîmül-Kur’ân, Mevdûdî: «Yani, "Müslüman olmak isteyen bazı insanlar, bunların kötü davranışlarını görüp ve müminlere katılmaktan vazgeçiyorlar. Çünkü, davranış yönünden bu Müslümanların kafirlerden pek farkı yokmuş. Öyleyse onlara katılmamız gerekmiyor” diyorlar.»  Muhammed Esed Meali Açıklaması: «Yeminlerin, sözleşmelerin ihlali, kaçınılmaz olarak karşılıklı güvenin giderek bütünüyle yok olmasına ve bu da sonuç olarak toplumsal dokunun bozulmasına, çözülmesine yol açacaktır.»

[21] 63:2. İttehazû eymânehum cunneten fe saddû an sebîlillâh(sebîlillâhi), innehum sâe mâ kânû ya’melûn(ya’melûne). Yeminlerini bir kalkan edinip Allah´ın yolundan alıkoydular. Onların yapmakta oldukları ne kötüdür!

[22] (M. İslâmoğlu)