01.02.2022 / Eğitim / Genel

Devlet, insanların toplum yaşamında başvurdukları bir örgütlenme biçimidir. Ayrıca devlet siyasal bir organizasyondur.

Devlet, farklı anlayış ve ideolojilere göre, “bir sınıfın diğer sınıfları egemenliği altına almasını sağlayan örgütlenme”, “bütün toplumu kapsayan ve birleştiren bir kuruluş”, “amaç değil, toplumsal düzeni ve birlikteliği sağlayan bir araç”, “ulusun hukuki kişilik kazanmış şekli”, "etkili olarak yürürlükte bulunan bir hukuki normlar sistemi", "politik birleşme ve bütünleşmeyi sağlayan bir simge, sembol" veya "belli bir ülke üzerinde yerleşmiş zorlayıcı yetkiye sahip üstün iktidar tarafından yönetilen bir insan topluluğunun meydana getirdiği politik kuruluş” olarak tanımlanmaktadır. Devletin tanımlanmasında farklılıkların olmasının nedeni, tarihsel bir gerçeklik olmasındandır.

M.Ö. V. yüzyılda Atina'da ortaya çıkan sofizm akımına göre ise devlet insan yapısıdır. İnsanların güven içerisinde yaşayabilmeleri ve az zahmetle çok iş başarabilmeleri için aralarında anlaşarak kurdukları bir kurumdur. Bu görüş, devletin, insanların aralarında yaptıkları bir anlaşma sonucu ortaya çıktığı düşüncesine götürür. Sokrates, toplumun doğuştan erdemli oldukları sanılan soylularca yönetilmesinden yana değildir. Soylu azınlığın değil erdemli, bilgili azınlığın yönetimini istemektedir.

Sokrates, yasaları yazılı olan ve yazılı olmayan yasalar olarak ikiye ayırır. Yazılı yasalar, toplumu yönetenlerin yaptıkları yasalardır. Yazılı olmayan yasalar ise genel ahlak ilkelerinin oluşturduğu kurallardır. Kişi her iki yasaya da uymak zorundadır.

Platon’a göre ise toplumun doğuş nedeni, insanların tek başlarına kendi kendilerine yetememeleri ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için başkalarının yardım ve iş birliğine gerek duymalarıdır.

İş bölümü ve uzmanlaşma toplumu giderek büyütür ve beraberinde sınıfları getirir. Toplumda iki tür sınıf vardır. Bunlar; üreticiler sınıfı ve toplumu koruyan ve yönetenler sınıfıdır. Aristoteles, hocası Platon’un savunduğu görüşlerin aksine her devir ve tüm toplumlar için geçerli olacak tek bir yönetim biçimini kabul etmez. Çeşitli yönetim biçimleri öngörür ve bunları inceler. Bunlar:

  • Monarşi: Tüm yetkilerin ve güçlerin tek bir kişide toplandığı yönetim biçimidir. Yasama, yürütme ve yargı yetkileri bu kişinin elindedir.
  • Tirani: Bu yönetim biçimi şiddete dayanır. Toplum değerleri tek kişi tarafından sömürülür.
  • Oligarşi: İktidarın belli bir sınıf, grup veya azınlık tarafından adaletsiz olarak kullanılmasıdır.
  • Aristokrasi: İktidardaki görevlilerin servete değil, erdeme göre seçildikleri bir yönetimi anlatır.
  • Cumhuriyet: Devleti idare edenlerin seçimle iş başına geldiği yönetim şeklidir. Halkın egemenliğine dayanır. Halkın hak ve özgürlükleri vardır.

J. Bodin, devleti; birçok ailenin ve onların ortak mallarının egemen güç tarafından yönetilmesi şeklinde tanımlar. Hobbes'a göre devletin varlık nedeni barış ve güvenliğin sağlanması, adaletin eşit dağılımı, muhtaç durumda olanlara yardım etmek ve toplumun mutluluğu için gerekli yasaları yapmaktır. Liberal devlet düzeninin öncüsü olarak Locke’a göre toplum halinde birleşen, bütünleşen ve bir iktidar kuran insanların en önemli hedefleri ve temel amaçları can güvenliğinin ve mülkiyet haklarının korunması olmuştur. Rousseau, toplumsal sözleşme sonucunda manevi ve kollektif bir gücün oluştuğunu, bu kollektif kişiliğin ise devlet olduğunu söyler. Saint Simon ise devletin siyasal ve hukuki kurumun ötesinde ekonomik bir kurum olduğunu ileri sürer. Marx'a göre sınıflara bölünmüş bir toplumda devlet, ekonomik bakımdan egemen olan sınıfın siyasal gücünü ifade etmektedir.

Weber ve Engels' e göre devletin doğuş nedeni, sınıf farkının varlığıdır. Askeri hâkimiyet ile kurulan egemenlik boyun eğdirilenlerin ekonomik olarak sömürülmesidir. Devletin oluşmasında üç temel unsurun da rol oynadığı görülmektedir. Bunlar; devletin varlığını sürdürebileceği ve sınırları belli olan bir toprak parçasına sahip olması, belirli fiziki ve coğrafi sınırlar içinde yaşayan insan topluluğunun varlığı ve iktidar olgusu dediğimiz toplumsal ilişkiler çerçevesinde karar alma, onu uygulama ve uygulatma gücünün olmasıdır. Devlet kurumu farklı tarihsel dönemlerde ve farklı ülkelerde o ülke toplumunun yapısına ve iktidarı elinde bulunduranların uyguladıkları politikalara göre şekil almaktadır.