14.07.2022 / Kültür / Sanat / Genel

Modern Japon edebiyatının önemli yazarlarından birisi olan Juniciro Tanizaki, 20. yüzyıl Japon toplumundaki hızlı değişimleri konu alıyor.

Hikayelerinde sık sık Batı ve Japon geleneklerini yan yana getiren popüler yazar, bu eserinde de Japon aile dinamiklerini irdeliyor. Yıllarca baktığı Avrupa cinsi kedisinin malzeme edildiği, eski ve yeni eşi arasındaki kıskançlık kavgasında, Şozo’nun kültürel kimlik arayışına şahitlik ediyoruz.

Fukuko, tam da kocası Şozo ile yeni bir hayata başladığı günlerde kocasının eski karısı Şinako’dan bir mektup alır. Boşandıktan sonra hiçbir talepte bulunmayan bu kadın, duygu yüklü mektubunda tek bir şey istemektedir: Şozo’nun bağımlı olduğu kedisi Lili’yi.

juniciro tanizaki bir kedi bir adam iki kadın

Bu isteği dilerken de Fukuko’nun aklına karpuz kabuğu sokan Şinako, zaten Lili’nin Şozo için en değerli şey olduğu ve yakında bunu kendisinin de anlayacağını söylemekten geri durmaz. Fukuko her ne kadar oyuna getirildiğini düşünse de istemsizce endişeli bir duygu haline bürünür. Şinako ise, Lili’nin hayatında neler değiştireceğinden habersizdir.

Sade, akıcı ve naif bir üslupla insan ilişkilerinin girift yapısını, küçüc ayrıntıların insan ruhunda yarattığı dönüşümleri, yalnızlığın ve sevginin türlü biçimlerini gösteren usta yazar Tanizaki, yoğun tutkular ve tuhaf arzularla ince bir melankoli sunar bize.

Özellikle kedisever ve kedi bilir birisi olarak okumaktan fazlasıyla keyif aldığım “Bir Kedi, Bir Adam, İki Kadın” kitabı, kesinlikle tavsiye ediyorum. Japon edebiyatı ile harika bir tanışma fırsatı diyebilirim.

Kitapta İlgimi Çeken Kısımlar

Arzular güçlüdür ve onlarla yüzleşmek zordur. Ama yüzleşmeyen insan da kendini tanımamış olur. Kendi zihninin herhangi bir parçasını reddedenler, bir parçası eksik kişiler olarak kalırlar.

Şogyo-Muco: "Tüm Olgular / Eylemler Geçicidir." Budizme göre dünyevi acılara dünyevi şeylerle kurulan bağ yol açar. Biçime sahip her şey bozulur, kırılır, yok olur. Herhangi bir şeye bağlanmak onu yitirmeyi tatmak demektir.

Neden kediler bu kadar şirinler acaba ve ben nasıl oldu da, eskiden bu şirinliği bir türlü göremedim… diye esef ediyor, kendini suçluyordu.

Eskiden bu kedinin bencilliğine kızmış, adamına göre değişen tavırlarından hoşlanmamıştı - kısacası ikiyüzlülüğünü sevmemişti. Ama bunların tümü kendi sevgisizliğinden kaynaklanıyordu.