11.01.2022 / Genel / Deneme

Dijital Yobaz Orhan Toker’in “masum değilmiş” diye atıfta bulunduğu animelere bir taş da milli futbolcu Burak Yılmaz’dan geldi.

Kendisini bilişimci olarak lanse eden Orhan Toker’in anime ile ilgili yaptığı paylaşım büyük bir yankı uyandırırken, bazı ünlülerin bile hadsiz söylemlerde bulunmasına sebep oldu. “#Anime izletme” yazarak alıntıladığı “sandığımız kadar masum değilmiş…” postunu Instagram hikayesinde paylaşan Burak Yılmaz, özellikle çizgi sever dünyanın eleştiri oklarını üzerine çekti.

Herkesin zevki, rengi ve düşüncesi kendinedir elbette. Kimseyi “çizgi film” sevmiyor ya da “anime” izlemiyor diye taşlayamayız. Aynı şekilde başka birilerine de futbol fanatiği diye “takım tutma abi çok saçma!” ya da “futbol oynama!” gibi ayrıştırıcı sözler söyleyemeyiz; söylememeliyiz! Bunu ancak kendimizi yönlendirecek bir düşünce olarak saklayıp, dışarıya karşı naif bir dille uyarılarda bulunabiliriz. Tabi uyarılacak bir durum varsa.

Gel gelelim dini ve siyasi hukukun (hangisine dayanak oluşturmak istiyorsanız) yasal gördüğü bir şeyi kimseye, “onu yapma!”, “şunu da yapma!”, “bunu hiç yapma!” şeklinde ifadelerle tabu olarak sunamazsınız. Bunlar kişinin hür iradesi ile isteyebileceği ve tüketebileceği şeylerdir. Bulunduğunuz çevre ve kültür buna ancak bir yaşa kadar müdahale edebilir. Zaten yasalarla koşulları belirlenmiş bir şeyi, kendi kafanıza göre yeni koşullarla yasaklamak “zorbalığa” girer.

yaşımıza göre yasal olan şeylerin kısıtlanması zorbalıktır

Yukarı bahsettiklerimiz herkesin kabul edeceği, etmeyenin de “yobaz” tabirine maruz kalacağı şeylerdir. Eğer açık fikirli iseniz, buyurun yazımıza devam edelim.

Olaya bir de mizahi bir açıdan bakalım. Dünya çapında en popüler ilgi alanlarından biri olmasına rağmen, kendi ilgilileri tarafından bile, zaman kaybı olduğu, üzerinden dönen astronomik paralarla kirli bir kazanç elde edildiği, çocuklara küçüklükten itibaren sınıflaştırma aşılamasına rağmen yaş sınırına maruz bırakılmadığı, fanatizmi doğurduğu ve beslediği için eleştirilen futbol sektöründe yer alan bir isim, içinde bulunduğu durumun vehametinden bîhaber şekilde, daha önce belki iki üç kere bilinçsizce izleme imkanı bulduğu animeleri kötülüyor.

Siz yaşamadıysanız ya da görmediyseniz ben size söyleyeyim. Futbol bağımlılığı olarak söylenebilecek halk arasındaki hastalık, insana daha ilkokulda baskın kulübü destekleyenlerin, desteklemeyenler üzerinde küçük düşürücü davranışlar sergilemesine yol açan ve hatta iş uzarsa kendi takımını desteklemeyenleri dövmeye götürecek kadar ileri boyutta bir problemdir. Yine odaklanılması gereken bilgi deryasındaki onca konu arasından çocukken, özellikle erkeklerin, sevdikleri takımın oyuncularına dair akla hayale gelmeyecek şeyleri bile öğrenmesi ve ezberlemesi, ileride yer alacakları sosyal hayatları için büyük risk oluşturuyor.

Daha bitmedi. Ülkemiz kültürü ve şartları düşünüldüğünde, daha erken yaşta iş hayatına adapte edilmeye çalışan çocuklar, çıraklık yaptıkları kirli işlerdeki yorgunluk düzeyini ve karşılığında aldıkları yevmiyeleri karşılaştırınca, “neden bu işte çalışmak yerine, hem futbol oynayıp hem ünlü olup hem de deli gibi para kazanmayayım” ki diye düşünerek, zaten hali hazırda neredeyse her gün pratik yaptığı top oyununda, kendisini ileri götürecek kanıtlamalara girişiyor. Bundan öte sağlık problemlerine girmiyorum bile.

Evet ama, futbol vücudu fazlasıyla çalıştıran, koordineli ve ekipçe hareket etmeyi öğreten, şov imkanı oluşturan mücadeleci bir oyun. İşin gerçek boyutu ele alındığında, çocuklarımızın bu sporu ilgisine ve yeteneğine göre yapmasında hiçbir beis yok.

Peki o zaman problem ve çözümü nedir?

Futbolda olduğu gibi, daha sayabileceğimiz pek çok somut örneğin bu toplumda yanlış yansımaları mevcut ve bunları çocuklar yapmadı; yetişkinler olarak biz yaptık. Onları suçladığımız her şey bizim yarattığımız dünyanın nimeti.

Dolayısıyla, ancak ve ancak toplumda kendi alanının en üstünde yer alan kimseler, kendi yaptıklarını eleştirdikleri müddetçe yapıcı bir şeyler ortaya koyabilir. Burak Yılmaz içinde bulunduğu futbolun pozitif ve negatif yönlerini ortaya sunarak çocukları bilinçlendirse, eminim gelecekteki futbol daha güzel olur. Bizler de içinde bulunduğumuz animasyon sektörünü aynı bilinçle değerlendirsek, bu sektörü seven ve içinde yer almak isteyen geleceğimize daha kaliteli bir yol göstermiş oluruz.

Ama bilip bilmeden burnumuzu soktuğumuz her şey, hem çevremizin saygısını kaybetmemize sebep olur hem de bizi küçük akıllarımızın alamayacağı karşılıklara maruz bırakır.

küçük aklımızı bilmediğimiz şeylere yormayalım