26.07.2022 / Eğitim / Genel

İhtiyaç, insanda eksiklik veya yoksunluk hissi uyandıran, içsel ve dışsal, psikolojik veya fizyolojik her tür faktördür.

İhtiyaçlar kişinin fizyolojik ve psikolojik denge durumunu (homeostazi) bozan, karşılanmasıyla (tatmin) birlikte tekrar eski denge durumuna dönülmesini sağlayan psikolojik ve fizyolojik özellikleri olan durumlardır. Kişi yaşamını sürdürmek için ihtiyaçlarını tatmin etme gereği duyar. İsteklerin karşılanması kişinin yaşam konforunu arttırırken, ihtiyaçlar kişinin yaşamı için zorunlu unsurlardır. İstekler sonradan öğrenilmiş olmasına rağmen ihtiyaçlar öğrenilmiş değillerdir ve doğuştan getirilir. İsteklerin her zaman karşılanmasına gerek yoktur; ancak yaşamın sürmesi için ihtiyaçların karşılanması gerekir.

İhtiyaçların daha kolay anlaşılması için bilim adamları onları iki genel kategoride incelemektedirler. Buna göre ihtiyaçlar birinci derece temel ihtiyaçlar ve ikinci derece tamamlayıcı ihtiyaçlar olarak iki grupta incelenebilir. Başka bir sınıflandırmaya göre ise ihtiyaçlar; fizyolojik (yeme, içme vb.), güvenlik (sağlık sigortası, iş garantisi, soğuktan korunma), sosyal, (arkadaşlık, grubun üyesi olma vb.,) ve psikolojik (başarı, statü, sosyal kabul görme, kendini gerçekleştirme)’tir.

İhtiyaç

İnsan, yaşamına ihtiyaçlarının anlaşılması ile başlar. Doğumdan itibaren en erken öğrenilen şey ihtiyaçların tatmin edildiğinde haz ve doyum, tatmin edilmediği zaman acı ve üzüntü kaynağı olduğudur. Giderilmediği zaman yokluk veya eksiklik duygusu oluşturan her şey ihtiyaçtır. İnsanların tutum ve davranışlarının arkasında çeşitli ihtiyaçlarının tatminine yönelme vardır. İnsanlar yaşamlarını sürdürebilmek ve mutlu bir yaşam sürebilmek için ihtiyaçlarını karşılamak durumundadırlar. İhtiyaç; fizyolojik veya psikolojik nitelikte olan bir nesnenin yoksunluğundan veya yetmezliğinden duyulan içsel gerilimdir. Günlük anlatımda ihtiyaç, güdü ve dürtü terimine göre daha çok kullanılır. Dürtü, güdü ya da ihtiyacın, insanın bir davranışı yapmaya itecek güçte olması gerekir. İhtiyaç, genellikle güdü ile eş anlamlıdır. İhtiyacın güdüden ayrılan özelliği, amaçlılığı ve kapsamıdır. Güdü, genellikle içten gelen bir iticiliği, ihtiyaç ise hedeften gelen bir çekiciliği anlatır.

İhtiyaçlar şiddetlerine göre, zorunlu (temel) ihtiyaçlar ve zorunlu olmayan (ikincil) ihtiyaçlar olarak iki gruba ayrılır. Zorunlu ihtiyaçlar, insanın yaşamını devam ettirebilmesi için mutlaka gerekli olan hava, gıda ve su gibi fizyolojik ihtiyaçlardır. Diğer taraftan karşılanmaları yaşamsal olmayan; ancak tatmin edildikçe insanlara haz veren, onların yaşam konforunu artıran eğlenme, seyahat ve müzik dinleme gibi ikincil ihtiyaçlar vardır. Daha özlü bir şekilde ifade etmek gerekirse zorunlu ihtiyaçlar insanların yaşamı için mutlaka gerekli olan ve karşılanması gereken içsel durumlardır.

İnsanların tatmin etmek istedikleri çok sayıda ihtiyaçları vardır. Ayrıca bu ihtiyaçların bir bölümü tekrarlanan nitelikte yani periyodiktir. İhtiyaçların diğer bir özelliği tatmin edildikçe şiddetinin azalmasıdır. İhtiyaçların tatminine devam edildikçe, belirli bir aşamadan sonra bu ihtiyacı gideren şeylerin tüketimi insana haz vermek yerine ıstırap vermeye başlar. Yeme, içme gibi biyolojik ihtiyaçlar karşılanmadığı zaman acı verme özelliği ikincil nitelikteki ihtiyaçlardan daha fazla olduğu gibi karşılandıktan sonra ihtiyaçtan daha fazlasının tüketilmesinin verdiği acı da daha fazladır.

Temel bir ayrımla ihtiyaçlar, psikolojik veya fizyolojik kökenli olabilir. Psikolojik ve fizyolojik ihtiyaçlar karşılandığı zaman insanda bir haz duygusu oluşturur. Ancak bu haz alma durumu süreklilik göstermez. Tıpkı azalan verim yasasında olduğu gibi haz alma durumu bir noktaya kadar devam eder. Hatta belli bir noktadan (haz plâtosu) sonra haz duygusu ortadan kalkmaya başlar, yavaş yavaş elem ve acı duygusu devreye girer. Burada söylenenler özellikle fizyolojik ihtiyaçlardır. İhtiyaçları aşağıdaki gibi iki kategoride incelemek mümkündür:

  • Birincil İhtiyaçlar: Bu tür ihtiyaçlar insanın yaşaması için temel olan ihtiyaçlardır. Karşılanmadığı zaman çeşitli rahatsızlıklar, hatta ölüme kadar varan sonuçlar ortaya çıkabilir. Bu tür ihtiyaçlar; yeme, içme, barınma, cinsellik gibi insanın fizyolojik yapısının gerektirdiği ihtiyaçlardır.
  • İkincil İhtiyaçlar: İnsanların toplumsal ilişkilerinin, sosyal statülerinin, sorumluluk, görev ve rollerinin gereği olan ihtiyaçlardır. Bu yönüyle bunları sosyal ihtiyaçlar olarak nitelendirmek mümkündür. İkincil ihtiyaçlara; sevmek, sevilmek, ait olma hissi, beğenilme ve rekabet duygusunu örnek olarak verebiliriz.

İhtiyaçları; yaşamı sürdürmek için zorunlu olan ihtiyaçlar, yaşamı kolaylaştıran ihtiyaçlar ve yaşamı güzelleştiren ihtiyaçlar şeklinde de sınıflandırabiliriz. Burada yeme içme gibi insanın fizyolojik ihtiyaçları, onun yaşamı için zorunlu ihtiyaçları iken; âlet kullanma, dinlenme, çeşitli teknolojilerden yararlanma insan yaşamını kolaylaştıran ihtiyaçlardır. Resim, sanat, müzik gibi yaşamdan estetik hazlar alınmasını sağlayan ihtiyaçlar ise hayatı güzelleştiren ihtiyaçlardır. İhtiyaçlar “sürekli ihtiyaçlar” ve “geçici ihtiyaçlar” olarak ikiye ayrılır.

İhtiyaçların Özellikleri

İhtiyaçlar çok sayıdadır. İnsanın evreni algıladığı, olguları tanıdığı ölçüde ihtiyaçları farklılaşır. Gözlemleri arttıkça, tecrübe ettikçe her geçen gün ihtiyaçlara yenileri eklenir. Tatil yapma alışkanlığı olmayan birinin tatil yapması böyle bir ihtiyaçtır.

Tatmin edildikçe şiddetleri azalır. Özellikle fizyolojik ihtiyaçlar böyledir; ancak aynı şeyi psikolojik ihtiyaçlar için söylemek doğru değildir. Örneğin; susuz birinin su içtikten sonra, aç bir insanın doyduktan sonra ihtiyacı ortadan kalkar. Ancak sevgi gören bir çocuğun sevgi ihtiyacının azalması veya ortadan kalkması söz konusu değildir.

İkame özellikleri vardır. İhtiyaçları karşılarken, ikame özelliği olan çeşitli nesnelerle bunları ikame etmek mümkün olabilir. Su yerine maden suyu, ayran veya meyve suyu içmek, yemek yerine meyve yemek fizyolojik ihtiyaçları ikame edebilir. Burada psikolojik ihtiyaçları başka bir şeyle ikame etmenin kolay olmadığını belirtmek gerekir.

İhtiyaçların şiddeti farklıdır. Yukarıda da açıklandığı gibi hayat için zorunlu olan, hayatı kolaylaştıran ve hayatı güzelleştiren ihtiyaçlar vardır ve bunların şiddeti birbirinden farklıdır. Hayat için zorunlu olan ihtiyaçların şiddeti doğaldır ki hayatı güzelleştiren ihtiyaçlardan daha fazladır.

Güdü Kavramı

Organizmanın bir amaca yönelebilmesi için öncelikle o amacın organizmanın dengesini değiştirmesi ve hoşnutsuzluk yaratan bir gerginlik halinin ortaya çıkması gerekir. Daha sonra organizma bozulan bu dengeyi yerine getirmek ve düzenlemek için ihtiyaç güdüsüyle uyarılır. Organizmayı belli bir amaca yönelten neden, ihtiyacı karşılamaya yarayan araçlar değil, bizzat bu bozulan dengenin yerine getirilmesi ihtiyacıdır. Yeme davranışı, özel bir tür besin alma gerekliliği değil, açlıkla bozulan dengenin yerine getirilmesi ihtiyacından kaynaklanır.

Güdü kavramı, organizmayı bir amaç için hareket ettiren nedenlerdir. Bunlar organizmanın dengesini koruyucu içsel faktörlerdir ve muhtemelen organizmanın içinde maddî ve potansiyel olarak bulunurlar. Şunu belirtmek gerekir ki güdü, psikolojinin temel kavramlarından biri olmasına rağmen, bu kavram evrimci biyolojinin psikoloji üzerindeki etkisinden doğmuştur. Kavramın kullanışında henüz tam bir fikir birliği sağlanabilmiş değildir.

Çoğu kez dürtü (drive) ve içgüdü (instinct) kavramları ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Kaldı ki içgüdünün ne olduğu veya böyle bir olgunun olup olmadığı konusunda da çeşitli tartışmalar bulunmaktadır. Ancak bütün bu tartışmalara rağmen, insanın içsel dengesini bozan durumlar vardır ve bunlara ihtiyaç diyoruz. İhtiyaçların karşılanması için itici içsel güçlere ihtiyaç vardır ki bunlara da güdü diyoruz.

İhtiyaçları ve güdüleri diğer organizmalar bağlamında değil de insan bağlamında incelediğimiz zaman, insanın biyolojik, psikolojik ve sosyal bir organizma olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönüyle diğer organizmalardan daha gelişmiş ve daha karmaşık bir varlıktır. İnsanı oluşturan biyolojik, psikolojik ve sosyal sistemler, insanda birbirlerini etkileyen dinamik bir süreci meydana getirir. Yemek ve içmek insanda sadece fizyolojik veya biyolojik bir sonuç doğurmaz. Bunların karşılanması, psikolojik sonuçlar da doğurur. Kaldı ki yeme, içme ve cinsellik gibi ihtiyaçların karşılanması insanlarla hayvanlar bakımından farklılık gösterir. Bu durum insanların ihtiyaçlarını karşılarken sosyal süreçleri dikkate aldığını gösterir.

Güdü ve Dürtü İlişkisi

Güdü, insanı yaşaması ve gelişmesi için bilinçli, belli ve düzenli olarak bir ihtiyacını doyurmaya yönelten iç güçtür. Güdüler, öğrenilmemiş ya da öğrenilmiş olabilirler. Güdü, dürtüyü ve ihtiyacı kapsayan bir kavramdır. Güdünün gözlenebilen ya da gözlenemeyen birçok yönü vardır. Psikologlar güdüleri tek tek saymaktan çok, bunları kümelendirerek adlandırırlar. Güdüleme, insanın dürtü ve güdülerinin doyurulmak üzere harekete geçmesiyle ortaya çıkar. Güdülemenin oluşabilmesi için dürtü ve güdülerin insanı harekete geçirebilecek güce ulaşması gerekir. Genellikle insanın acıkma, susama gibi biyolojik ihtiyaçları dürtü terimiyle; toplumsal ilişki, sevilmek, kendini geliştirmek gibi toplumsal ve psikolojik ihtiyaçları ise güdü terimiyle anlatılır.

Fizyolojik kökenli güdülere dürtü denmektedir. Dürtü; açlık, susuzluk, cinsellik, acı veren durumlardan kaçma gibi biyolojik veya fizyolojik kökenli saiklerdir. Güdü ise daha geniş bir anlam içeriğine sahiptir. Güdü, dürtünün kapsamının yanında güven, başarı ve bağlanma gibi psikolojik saikleri de kapsar. Biyolojik kökenli davranışa iten güce birincil (primer) güdü; psikolojik ve sosyal amaçlı davranışa iten güce ise ikincil (sekonder) güdü adı verilmektedir.

Buna göre dürtüler sadece biyolojik kökenli olan birincil güdülerden ibarettir. İçgüdü kavramı ise çoğunlukla bir türe özgü ve belli bir türün tüm üyelerinde görülen ortak davranışlardır. Bu ortak davranışlar göçmen kuşların belli mevsimlerde göç etmesinde, bir organizmanın beslenme veya avlanma biçiminde kendini gösterir. İçgüdüler kalıplaşmış, kendilerine özgü (filogenetik) davranışlarıdır.

Organizmanın yaşamını sürdürebilmesi için yeme içme gibi maddî ya da uyku gibi maddî olmayan fizyolojik ihtiyaçlarını karşılaması gerekir. Organizmanın yaşamını sürdürmesinde kişide eksiklik hissi uyandıran her tür içsel durum, onun açısından bir ihtiyaçtır. İhtiyaç organizmayı gergin bir duruma sokar ve söz konusu gerginlik kurtulmak için onu harekete hazırlar. Organizmayı harekete hazırlayan bu fizyolojik kökenli faktörlere dürtü denir. Dürtü kişiyi belli bir hedefe yönlendirir ve bu hedefe ulaşmak için onda bir irade durumu ortaya çıkarır.