20.12.2021 / Kültür / Sanat / Deneme

1922'de Die neue Rundschau adlı edebiyat dergisinde yayımlanan ve Kafka’nın yayın için hazırladığı son hikâye koleksiyonundan bir eser.

Franz Kafka’nın klasik temaları olan, ölüm, asketizm/asetizm, manevi yoksunluk, yararsız hissetme, başarısızlık ve insani ilişkilerin yolsuzluğu temalarını işleyen Açlık Sanatçısı (Ein Hungerkünstler) eseri, sanatını takdir edenlerin azaldığı bir açlık sanatçısının hikâyesini anlatır. Genç yazarın arketipik bir yaratımı olan başkahraman, büyük ölçüde toplum tarafından yalnız bırakılan ve mağdur edilen bireyin anlatımıdır.

Açlık sanatına ve bu sanatı icra eden performans sanatçılarına değinerek başlayan kitap, özetle bu sanatın popülaritesinin yitirilmeye başlandığı zamanlarda hala mesleğini devam ettirmeye çalışan bir açlık sanatçısının özelindedir. Menajerinin ayarladığı bölgelerde bir kafesin içine girip günlerce aç kalan adam, toplanan seyircilerden eskisi kadar takdir görmemekten şikayetçidir. Üstüne üstlük, başında üç adet nöbetçi beklemesine rağmen bazılarının arasında “gizlice yemek yediği” hususunda dedikodular yayılmaktadır.

Kendisini kanıtlamak ve tekrar eskisi kadar ilgi görebilmek adına aç kaldığı gün sayısını artırmak ister. Fakat menajeri onu, neredeyse ölmek üzere olduğu son denemesinden bir fotoğrafla bastırır. Onun yerine birlikte Avrupa turnesine çıkarlar ama burada da istedikleri ilgiyi bulamazlar. Bir süre sonra açlık sanatçısı, menajeri ile yollarını ayırır ve daha uzun süre aç kalabileceği bir sirkte çalışmaya karar verir. Hayvanların bağlı olduğu arka tarafa kafesi koyulur. İlk zamanlar gösteri aralarında hayvanları görmek için gelen kalabalığa heyecanlanır.

Franz Kafka Açlık Sanatçısı, Ein Hungerkünstler, Hunger Artist

Bir süre sonra görevliler, kirlenmiş samanlar dikkatlerini çektiği için kafesi kontrol ettiklerinde, açlık sanatçısını neredeyse ölmek üzere bulurlar. Ona “neden bu kadar aç kaldığını” sorarlar. Kitabın 31. sayfasındaki şu anlatım manidardır:

 …"Hoşuma giden bir yiyecek bulamadığım için de… O yiyeceği bulmuş olsaydım, inanın bana, hep karnımı doyururdum… Tıka basa, senin, ötekiler gibi…" Bunlar açlık sanatçısının son sözleri oldu. Açık gözleri gurur doluydu. Açlığına devam edecekti.

Kişisel yorumum (K.y.): Açlık hissedebilmemiz için doyum alacağımız şeyler mi bulmalıyız önce? En baştan tiksinti duysaydık her şeye ya da ilgisiz kalabilseydik birçoğuna, açlık hissetmez miydik? Öyle değil midir ki, akşam iş çıkışı düşünebildiği tek şeyin kıraathanede arkadaşlarıyla kart oynamak olan bir bireyin sanata dair hiçbir şey hissedememesi. Onunki yalnızca, bu dünyada tok hisle yaşayabileceği kadardır.

Kitapta İlgimi Çeken Kısımlar

Kadınlar kendilerini çok sık güçsüz hissederler ve insanların her şeyle ilgilenmeye zamanları yoktur.

Bir genç gözetlermiş gibi çevresine bakınıp durabilir, bundan rahatsız olmayalım. Hem bunu herkes fark etmez, en başta da gencin kendisi. İleriki yaşlarda insana kalıntılar kalır, hepsine gerek vardır, çünkü onlar artık yenilenmeyecektir.

K.y.: Gençliğin kıymetinin yaşlanınca anlaşılması makus bir kaderdir. On binlerce tecrübe, yüz binlerce nasihat de dinleseniz, birçoğu için bu kaçınılmazdır. Fakat yine de dürtüklenmekte fayda vardır. Yerinde ve güzel desteklerin, mutlaka ileride faydası olacaktır. Ki, akıllı birisi için, yerinde ve hoş olmayan zorlamalardan bile kazanımlar elde etmesi kaçınılmazdır.

Bizler için en iyi müzik huzurdur.

Islık çalmak nedir, her insanın yaptığı olağan bir şeydir. Fakat birisinin oturup bunu büyük bir ciddiyetle yapması biraz tuhaf değil mi? Bir fındığı kırmak gerçekten bir sanat sayılmaz. Bu nedenle de hiç kimse çevresine izleyicileri toplayıp sadece onları eğlendirmek için fındık kırmayı aklından bile geçirmeyecektir. Fakat o bunu yine de yaparsa amacı sadece fındık kırmak olmayacaktır. Biz ise fındık kırmayı başardığımız için onun sanatsal yanının farkına bile varmayacağız. Karşımızdaki yeni fındık kırıcı bizden beceriksiz de olsa fındık kırma işinin özünü gösterdiği için bizde yaptığı etki yararlı da olabilir.

K.y.: "Sanat nedir?"… Sanat aslında “popüler” olandır. Evet, fındık kırma işinin özünü bulmak ve onu uygulamak sanat diyelim. Ama birileri bunu keşfetmedikçe, duyurmadıkça ve duyurulan yayılmadıkça, belki de en kaba şekliyle, en azından toplumun bir kesimi tarafından kabul edilmedikçe, onun sanat olmasının bir değeri kalmayacaktır. E şimdi diyeceksiniz ki, "ama yine de sanat olduğu gerçeği değişmeyecek!". Şöyle bir örnek vereyim. Varsayalım ki Grönland'a keşfedilmemiş bir kuş türü mevcut. Belki yalnızca Grönland'a yaşayan bir kısım köylülerin bildiği ve kendilerince tanımladığı bir tür. Literatüre geçmemiş ve duyurulmamış. Onun bir kuş olduğu kaçınılmaz bir gerçektir ama aslında biz onu bilmediğimiz müddetçe o kuşun ve kuş olmasının bir önemi yoktur. Ehemmiyet arz edebileceğiniz bir konu bile olamaz hayatınızda. Çünkü aslında sizin için hiç var olmayan bir ögedir. Dolayısıyla, bir şeyin evrende tanımına uygun bir yer kaplaması için, bilgiyi muhafaza eden ve aktaran bir canlıya (insana) ve benzer canlılar tarafından tanınmasına (popülariteye) ihtiyacı vardır.

Bizler de gülümsemesini seven insanlarız. Yaşamımızdaki bütün acılara karşın ruhumuz her zaman hafif de olsa gülümsemeyle doludur.

Çok farklı nüanslara sahip, akıcı ve sürükleyici bir kitap. Her zamanki Kafka. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Ben Koridor Yayınları’ndan okudum; çevirisi tatmin ediciydi. Satın almak için tıklayabilirsiniz.

Kitabın Uyarlamaları

Peter Kuper tarafından “Give It Up and Other Short Stories” ismiyle oluşturulan çizgi romanda “Açlık Sanatçısı” hikâyesi, Franz Kafka’nın diğer 8 kısa hikâyesi ile birlikte verildi.

Peter Kuper Give It Up and Other Short Stories, hunger artist manga

David Zane Mairowitz’un yazdığı ve Robert Crumb’un çizdiği “Introducing Kafka” isimli çizgi romanda da, Kafka'nın yaşamı ve çalışmaları ele alınırken "Açlık Sanatçısı" hikâyesi de yeni bir anlatımla sunuldu.

Hunger Artists Tiyatro Topluluğu, hikâyenin bir uyarlamasını The Pledge Drive: Ruminations On The Hunger Artist adıyla sahneledi.

2002 yılında Tom Gibbons tarafından “The Hunger Artist” ismiyle 16 dakikalık bir stop motion animasyon üretildi.

2016 yılında Masao Adachi tarafından “The Artist of Fasting” ismiyle Japon yapımı uzun metraj bir film uyarlaması yapıldı.

2017 yılında Josh Luxenberg tarafından uyarlanan hikâye Connelly Tiyatrosu'nda Off Broadway'de sergilendi.