06.10.2020 / Deneme

Annelik  nedir diye sorsalar, özlemek ve beklemek duyguları arasında yaşadığımız bocalamadır diye cevap verirdim..

Doğumdan itibaren bebeğimizin hem anne karnındaki hareketlerini özleriz hem de yürüyeceği konuşacağı günleri dört gözle bekleriz. Bu öylesine bir çıkmazdır ki her aşaması bir öncekinin zorluğunu unutturarak eskinin kıymetini bildiriyor ve sonraki aşamanın daha kolay olacağı ümidiyle yaşadığımız anın tadını çıkartmayı unutturuyor.

Her anı çok özel ve tatlı olan bebeklerin anneleri olarak yaşadığımız endişeler, korkular, yorgunluklar bizi andan kopartarak geçmiş ve gelecek arasında sürüklenmeye itiyor. Yürümeye başlamış olan çocuğun konuşmaya başlamamış olmasına kafayı taktığımızda ilk adımların kıymetini bilemeden geçirdiğimiz günler ileride de yürek acısı olarak yazılıyor annelik anılarına.

ilk adımlar

Hayat bazen elimizdekine şükretmekten alıkoyuyor bizi ve neden sonraki aşamanın geciktiğini sorgulayarak geçiyor ömrümüz.

Her gelin giden kızın veya her askere uğurlanan evladın arkasından hep şöyle bir cümle kurarlar; ‘doğduğu gün daha dün gibi aklımda’ bu cümle biz annelerin nasıl da eskilerde kaldığımızı, gözümüzde nasıl da büyütmeye kıyamadığımızı gösterdiği gibi, o anlara olan özlemimizi de dillendirir aslında.

o anlara özlem

Büyümüş olan çocuğumuza baktığımızda ne ara bu yaşa geldi, nasıl da çabucak geçti yıllar diye düşünürken aslında işte o kaçırdığımız anlara hayıflanırız en çok. Her geçen günün hem bizim için hem de çocuğumuz için ne kadar güzellik getirdiğini yenilikler kattığını fark ettiğimizde aslında yaşarız anneliği.