08.01.2021 / Deneme

Belki bir çoğumuzun okuduğu bir kitap Mustafa Kutlu'nun Uzun Hikâye isimli eseri.

Baba, anne ve oğul üçlemesinin, göçebe olarak yaşamak zorunda kaldıkları sıkıntılı hayatlarından bahsediyor. Öyle ki kitabın yüz yedinci sayfasında, ‘bazen pencereyi açıp “yeter artık, yeter!" diye bağırasım geliyor.’ diyor. Bu cümleyi okuyunca kitaptan kopup cümlenin bende hissettirdiği derinliklere daldım.

Günlerin, saatlerin hatta saliselerin bile ehemmiyetli olduğu insan hayatında her türlü duyguyu, anı yaşıyoruz. Fakat sanki kötü durumlar, can sıkan konuşmalar hep peş peşe oluyor. Ve bir süre sonra avazı çıktığı kadar “yeter!" diye bağırmak istiyor insan.

bazen öyle bunalıyor ki insan artık yeter diye avazı çıktığı kadar bağırıyor

Cidden artık yeter mi? Yeten ne? Yaşadığımız acılar, şahit olunan dayanılmaz hayatlar, yapılan hatalar, işlenen günahlar mı yoksa duyunca ömrümüzü etkileyen tek kelimeden oluşan cevaplar mı?

Cidden yeten ne?  Bu dünyaya eğlenmeye ve her şeyin dört dörtlük istediğimiz gibi gittiği bir hayat yaşamaya mı geldik.  Sürekli doğru olanı unutuyoruz fakat bizler dünyaya imtihan olmaya geldik. Arapça kökenli bir kelime olan ve zahmet çekme anlamına gelen imtihan, Türk Dil Kurumuna bakıldığında da dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor durum diye geçer.

İmtihan olmaya geldiğimiz sonu olan bir dünyadayız. Yitip giden bir ömür için sabrımız nerede?.. Nerede inancımız, sağlam(!) olan imanımız? Derdi, sıkıntıyı veren yaratıcımızın hiç mi hatırı yok? Hayatımıza verdiği güzellikleri görmezden geliyoruz… Biraz sabır, sevgi, samimi(ni)yet, çokça inanç çokça dua…

Belki de üstatlardan okumalı ve dinlemeli bu yakarışları. Bu hususta Mustafa Kutlu’nun “Uzun Hikaye” isimli kitabını okumanızı ve alttaki videodan Barış Manço’nun “Benden Öte Benden Ziyade” şarkısını dinlemenizi tavsiye ederim. Sevgiyle kalın.