01.08.2022 / Eğitim / Genel

Fotoğrafçılığın üç temel ilkesi vardır. Bunlar; öğrenmek, sahip olmak ve geliştirmek başlıklarıdır. Şimdi bu başlıkları tek tek inceleyelim.

Fotoğrafçılığın temel ilkeleri olan öğrenmek, sahip olmak ve geliştirmek başlıklarını tek tek açıklayalım.

Öğrenmek

Fotoğrafçılık öğrenilen ve geliştirilen bir sanat disiplinidir. Öğrenmenin temel ilkeleri sadece fotoğraf ile sınırlı değildir. Diğer sanat dallarının fotoğraf sanatının gelişmesine; fotoğraf sanatının da diğer sanat dallarının gelişmesine olan katkısı düşünüldüğünde fotoğrafın disiplinlerarası bir yapıya sahip olduğu karşımıza çıkmaktadır.

Öğrenme edimi teknolojik açıdan sahip olunan kamerayı, görüntü işleme ve sunma programlarını, özde fotoğrafın özgün dilini genelde ise sanatın evrensel dilinin öğrenilmesini içermektedir. “Fotoğraf nedir?” sorusundan başlayarak, “Elimde tuttuğum fotoğraf makinası nedir?, Nasıl kullanılır?, Ne tür çıktıları/sonuçları vardır?, Ne tür etkiler elde edilebilir?, Nasıl bir araçtır?, Bu araç ile neler yapabilirim? Sınırlarım nedir?” vb. soruların çoğaltılması mümkündür.

Fotoğraf öğrenildikçe yerine sığamayan bir yapıya sahiptir. Sürekli daha fazlasını kendiliğinden getirir. Işık, kompozisyon, zamanlama, bakış açısı, çekim ölçeği, çekim ve sunum tekniği gibi pek çok parametre öğrenilir. Bununla beraber kamera - objektifler sorgulanmaya başlanır.

“Daha fazla ne yapabilirim?” şeklindeki sorgulamalar aynı zamanda da kişinin sanatsal vizyonunun gelişmesine katkı sağlar. Operatörlükten sanatçılığa giden sürecin içerisinde bu sorgulamaların oldukça önemli bir yeri vardır. Deneyimlemelerin zamana yayılması bu süreçte yapılan sergiler – gösteriler sonrasında gerçekleşen kazanımlar oldukça değerlidir. Nitekim fotoğrafçının üslubu bu süreçte yerleşir. Dolayısıyla öğrenilen bilgilerin işlevsel olabilmesi için bol miktarda uygulama yapılması gerekmektedir. Aksi taktide öğrenilen bilgiler kitabi bilgi olmaktan öteye gitmez. Dahası sahaya inildiğinde elindeki ekipman ile ciddi bir bocalama ve bu doğrultuda gereksiz zaman kaybı görülür.

Bu arada öğrenmenin doğasında hata yapmak olduğu göz önüne almamız gerekir. En etkili öğrenme yerinde, yaparak ve yaşayarak yapılan öğrenmedir. Bir başka deyişle yapılan hataların tekrarlanmamasıyla gerçekleşen öğrenme en etkili öğrenmedir. Dolayısıyla hata yapmaktan korkmamak gerekir. Çekim sürecinde yapılan işlemleri not etmek, diafram-enstantene ve iso değerlerini çıktılar üzerinde değerlendirmek; bütün bu işlemleri yaparken kameramızı manuel modda kullanmak öğrenmenin etkisini arttıracaktır.

Farklı ülkelerde fotoğraf eğitimi incelendiğinde 1. Sınıf öğrencilerinin temel fotoğraf eğitimlerini aldıkları süreçte tamamen manuel modda kamera kullanmak ve bu doğrultuda ışığı (diafram ve enstantene uygulamalarıyla) doğru bir şekilde kontrol etmeyi öğrenmek zorunda oldukları bilinmektedir. Bu bağlamda doğal olarak bu kadar çok fotoğrafı öğrenme konusunun neden üzerinde duruluyor diye aklımıza bir soru da gelebilir.

Nedeni aslında oldukça basittir. İster bireysel estetik duygu ve kaygılarınızdan yola çıkarak sanatsal açıdan fotoğraf üretin; ister stüdyoda ürün –model fotoğrafı çekin; ister ıssız bir dağın başında yıldız pozlaması yapın; isterseniz mimari amaçlı çekim yapın neticede benzer fotoğraf makinalarını ve diafram – enstantane kombinasyonlarını kullanacaksınız. Dolayısıyla ekipmanınızla neler yapacağınızı iyi öğrenin. Yapacağınız uygulamalarla da öğrendiklerinizi pekiştirin.

Sahip Olmak

Bugün için cep telefonları bile iyi bir görüntü kayıt aracıdır. Fotoğraf makinam yok diye hayıflanmaktansa elindeki malzemeyi değerlendirmek daha işlevsel bir yaklaşım olacaktır. Daha da önemlisi toplumda yaygın olan “İyi fotoğraf çekmek için çok pahalı ekipmana ihtiyaç vardır.” kanısı hem eksik hem de yanlıştır. Fotoğraf makinası bir araçtır. Önemli olan elinizdeki aracı tanımak ve onunla neler yapabileceğinizi iyi bilmektir.

Zamanla ihtiyaçlar değişir, ekonomik alım gücü daha iyi bir fotoğraf makinası, daha farklı objektiflere sahip olma imkânını sağlayabilir. Fotoğraf bilginizi geliştiremezseniz ya da kendinizi geliştiremezseniz sadece pahalı fotoğraf ekipmanına sahip bireyler olmaktan öteye gidemezsiniz. Bir çocuk eline çekiç aldığında nasıl etrafındaki her şeyi adeta çivi gibi görüyor ve vuruyorsa; bir fotoğrafçı da eline fotoğraf makinası aldığında etrafındaki her şeyi çekilecek fotoğraf olarak görmesi gerektiğini hep hatırımızda tutmamız gerekir.

Geliştirmek

İnsanoğlu doğası gereği bilgiye ve öğrenmeye açtır. Öğrendiği bilgileri, sahip olduğu ekipmanla farklı uygulamalara taşımak suretiyle her geçen gün kendini geliştirir. Öyle bir an gelir ki kullandığı objektiften, yaptığı çerçevelerden ya da ışığı yorumlamasından kendine özgü bir üsluba ya da dile sahip olur. Bir başka deyişle öğrenilenleri bir değer olarak bilgiye dönüştürüldüğünde bilgi ışık, fotoğraf makinası ve çekim tekniği bağlamında estetize edilerek hem görsel bir dile hem de onun somut aracı olan fotoğrafa dönüşür.

Paylaşmak

Bilgi ve sanat paylaştıkça büyür. Çektiğiniz fotoğrafları paylaştığınızda fotoğrafınıza ilişkin yapılan iyi niyetli değerlendirmeler fotoğrafta neyin eksik ya da fazla; neyin yanlış olduğunu tanımlar ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini de belirtir. Geri kalan değerlendirmeler şakşakçılıktan ve boş göstergeden öteye gitmez.

Hatada ısrarcı olunmadığı sürece yapılan hatalar öğrenmeyi geliştirir. Dolayısıyla sanat genelinde fotoğraf sanatı özelinde beğendiğinizi de beğenmediğinizi de ifade ederken “neden” sorusu üzerinden şekillendirip paylaşmanız gerekir. Burada altı çizilmesi gereken bir diğer unsur da bazı fotoğrafçılar fotoğraflarını, notlarını, bilgilerini paylaşmak istemezler. Bunu da etik ilkeler doğrultusunda ifade ederler.

Fotoğraflarını oldukça küçülterek verirler. Ustaya ve emeğe saygı kendine mal etmemeyi, aşırmamayı gerektirir. Aksi takdirde her şeyin sanal ortamda ifşa olduğu günümüzde deşifre olmanında bir o derece kolay olduğu unutulmamalıdır. Paylaşılan bilgiler, kaynağıyla birlikte paylaşılmalıdır. Bu aşamadan sonra fotoğraf tekniğine ilişkin öğrendiklerimiz bilgileri, sahip olduğumuz ekipman(lar)ımızla uygulamalara dönüştürmemiz, hatalarımızdan alacağımız dersler ile kendimizi geliştirip sonuçta öğrendiklerimizden elde ettiklerimizi çekim tekniğimize uyarlayıp estetize ederek somut bir dile dönüştürmemizin zamanı gelmiştir.