10.2.2020 / Deneme

Kelebek ışığa âşık. Işık kelebeğe mezar. Yine de ne kelebek sevmekten vazgeçti, ne de ışık mezar olmaktan. Işığın cazibesi bu. Baktıkça seversin, sevdikçe yanarsın. Kelebeğin ömrü üç gün ama kelebek yine de âşık. Şimdi sen kelebek olup yanmakta mısın yoksa ışık olup yakmakta mı?

Bir sevda düştü içine adamın. Derinden bir of çekti. Adam gibi seviyordu ama bunu kendisine bile söyleyemedi. Bir şeyler anlatmalıydı birilerine. Bir şeyler söylemeliydi. Doğru, yanlış; haklı, haksız çok da önemli değildi. Sadece bir şeyler söylemeliydi işte.

İçine attı adam hep. Daima sustu. Kimse duymasın istedi. Kâğıtlara sevda şiirleri yazmadı. Aşkla yazılmış aşk dolu sözcükler dökülmedi kaleminden. Duvarlara slogan halinde haykırmadı hissettiklerini. Adam sustukça kabardı gönül denizi. İsyan etti. İlkin kalbi çıktı sahneye. Sitemi sahibineydi:

sitem

-‘Madem’ dedi, madem söylemeyecektin, madem hep saklı kalacaktı o zaman bana niye kıydın? Sana ne kötülük ettim de beni böyle kan revan içinde bıraktın? Ben kalbim, kalbinim, seninim, sendenim. Efendinim, kölenim. Durursam durur hayat. Sen hayatımıza hayat kat.

Adamın içi burkuldu, gözleri doldu. Sonra gözleri aldı sahne sırasını. Belli ki onlar da sitemliydi.

-‘Bak ‘ dedi. Bu hüzün, bu keder, bu döktüğümüz yaş senin sebebinedir. Senin içindir geçirdiğimiz uykusuz geceler. Seniniz, seninle değiliz. Beraberken bize gurbeti yaşatma. Sevdiğinin gözlerine bakmaya utanır olduk. Bakarsak o bakışta kalırız. Bakarsak baktığımızla yanarız. Ne bizi bir bakışa sal, ne de ömrümüzden ömür çal.

Adam susmaya devam etti. Lakin susmadı sevdaya dâhil ettikleri. Akıl büyük söyledi. Söylediğiyle büyüklenmedi. Kelebek ışığa âşık. Işık kelebeğe mezar. Yine de ne kelebek sevmekten vazgeçti, ne de ışık mezar olmaktan. Işığın cazibesi bu. Baktıkça seversin, sevdikçe yanarsın. Kelebeğin ömrü üç gün ama kelebek yine de âşık. Şimdi sen kelebek olup yanmakta mısın yoksa ışık olup yakmakta mı?

yakmak mı yanmak mı

Kalp, gözler ve akıl gibi diğerleri de söyledi. Söylemeye hiç biri erinmedi. Söyledikleri dağ oldu. Gönülden taştı. Sabırdan taştı. Söylemeyecekti ya adam… Edemedi. Gözleri yerde; aklı, yüreği, hayalleri bin parça.

-‘Siz’ dedi adam. Siz sebep oldunuz yangınıma. Sizler yer açmasaydınız en kuytularınızda bu beden, bu can katlanırdı elbet.

Ey gözlerim! Görmek için bakmasaydın içimde büyür müydü o filiz? Köküne tuz ekerdim. Can damarını keserdim hayat yolunun. Sensiz yaşamaya razıydım da böyle yanmaya gücüm yetmiyor. Siz yaş döküyorsunuz. Çilenizi ben çekiyorum. Ey gözlerim, şikâyet etmeyin ne olur.

Ya sen kalbim. Hani olmayacaktı, sevmeyecektin bir daha. Hani içinde benden başkasına yer yoktu. Hani sevda diye bildiğin rüzgârlarda yıpranmış, bilmediğin karanlık sokaklarda bitkin düşmüştün. Kalbimsin. Benimsin. Bendensin. Sevmekten korkar oldum artık. Hem gücüm yetmiyor hem de yüreğim. Kalbim, kalbindeydim. Dur ki dursun hayat. Sevdana, aşkına yetmiyor bendeki takat.

Ey aklım! Bilirim, banadır sitemin. Öfken de bana, sevdan da. Aynadaki yüzüm gibi yabancısın artık. Bana yol gösteren sendin. Ama kalbimden yana taraf tuttun. Kederlere saldın beni. Karşı çıkmadın gözlerimin görmek istediğine. Seni inkâr edemem. Lakin sensiz yaşayabilirim. Delilikse halimin adına dedikleri şey, divanesiyim bu yolun. Aklımdın. Başımdaydın. Artık ayrıyız ve ikimiz de bütünden daha azız.

bütünden daha az

Söyledi ya adam kendisini ölecekmiş gibi hissetti. Kalbi, gözleri ve aklına döndü sonra: Benden birer parçayken her biriniz, sadece kendiniz için sevdiniz. Ben efendi sizler ise köleydiniz. Bana olan aşkınız isyana, sadakatiniz ihanete dönüştü artık. Siz benden bu denli kopmuşken ve ben size bu kadar kırgınken yine de benimsiniz, bendensiniz. Fakat yollarımız ayrı. Sizler başkası için yaşamaktasınız. Bense kendim için. Artık böyle kalalım ve bildiğimiz gibi yaşayalım.