19.09.2022 / Deneme

Tanrım, daha ne kadar dayanabileceğim bilmiyorum. 

Tanrım, adaleti olmayan bir iyiliğin övgüsünü yaşıyoruz.

Zihnimi boğan soruların çıkmazındayım. Düşüncelerimle boğuşurken buluyorum kendimi.

Avuçlarımda maziden kalma terli sözcükler var, sıktıkça ruhunu kaybettiğim.

Anlamını kaybettiğim her sözcüğün savaşını veriyorum.

Sus diyorum kendime sonra, sus! Ve hep sonraları da susuyorum.

Göz bebeklerime oturan zulmü durduramamanın acısını ve endişesini taşıyorum.

Omzumdaki yükün ağırlığı bir gün yol ortasına yığacak zayıf bedenimi, biliyorum.

Tanrım, adaleti olmayan bir iyilikten söz ediyoruz. Bu, bu kutsal kitaplarda konu olan iyiliklerden bir iyilik değil, tahammül edemiyor, susuyorum...

Yüreğim titriyor, ilahi adaletle kendisini bir tutan zihinlerle savaşırken.

Tanrım, daha ne kadar dayanabileceğim bilmiyorum.

Hayata gözlerimi yumuyorum, hayata sesimi yumuyorum, hayata küskünlüklerimi gömüyorum.

İhanetten daha zalim bir merhametin eşiğinde sualler ediyorum.

Çıldırmışçasına yanlışlarında ısrar eden yaşamların boyunduruğu altında yaşamanın mücadelesini veriyorum.

Bütün bunlara artık alışmış gibiyim.

Alışmak, acının zırh gibi kuşattığı bir gömlek gibi duruyor üzerimde ve ben hala kuşların seyrine kapılıyor, gülüyorum.

Tanrım bütün küskünlüklerimi kutsanmış göğüne gömüyorum. Bütün olanlara daha fazla dayanacak mecalim yok, bunu sen de biliyorsun.

Tanrım bütün inancımı yitik heybemle göğüne gömüyorum.

Hayata gözlerimi yumuyorum, hayata sesimi yumuyorum, hayata küskünlüklerimi gömüyorum.