16.03.2020 / Tarih / Eğitim

I. Dünya Savaşı sırasında Gelibolu Yarımadası'nda Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan muharebelerdir.

Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri’nin çok ağır kayıplar verdiği Çanakkale Savaşı veya Çanakkale Muharebesi sonucunda İtilaf Devletleri kaybeden taraf olmuştur. İtilaf Devleri, yaptıkları saldırı ile şunları hedeflemişlerdir.

  • Başkent İstanbul’u ele geçirerek İstanbul ve Çanakkale Boğazları’nın kontrolünü sağlamak
  • Rusya ile güvenli bir erzak tedarik yolu ve askeri ikmal yolu açmak
  • Almanya’nın güçlü müttefiklerinden Osmanlı İmparatorluğu’nu saf dışı bırakarak İttifak Devletleri’ni zayıflatmak

Bu üç hedef doğrultusunda İtilaf Devletleri ilk hedef olarak Çanakkale Boğazı’nı hedef seçseler de zafer sağlayamadılar. Yaşanılan kara ve deniz saldırılarında her iki taraf da çok ciddi kayıplar verdi.

Savaş Öncesi

Avrupa'nın büyük devletleri 19. yüzyıl boyunca farklı hızlarda gelişmişlerdi. Bu devletlerin gelişmelerini sürdürebilmek için etki alanlarını genişletmeleri gerekiyordu. Bu yüzden de sıkı bir rekabet içerisindeydiler. Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve Çarlık Rusya’sı farklı ilgi alanlarına gelişmelerini sürdürseler de birbirleri ile rekabetten geri kalmamışlardır. Bu rekabet, 20. yüzyılın başlarında bir savaşı kaçınılmaz olarak gündeme getirmişti.

1882 yılında Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve İtalya arasındaki bir ittifak oluşmuştur. Ardından 1894 yılında Fransa – Rusya, 1904 yılında Birleşik Krallık – Fransa, 1907 yılında da Birleşik Krallık – Rusya arasında antlaşmalar yaptı. Birleşik Krallık ile Fransa arasında yapılan anlaşmaya göre Fransa, Afrika’nın en verimli topraklarını sömürme yetkisini alırken Birleşik Krallık’ta Mısır’daki varlığını sürdürecekti.

I. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinde Balkanlar da ikiye ayrılmıştı. İtilaf Devletleri'nin himayesinden olan Yunanistan, Romanya ve Sırbistan bir tarafı oluştururken İttifak Devletleri'ne daha eğilimli görünen Bulgaristan diğer tarafı oluşturuyordu. 1914 yılında ekonomik sebeplerden dolayı Bulgaristan da İttifak Devletleri’ne katıldı.

çanakkale savaşında osmanlı cephesi

Osmanlı İmparatorluğu’nun Savaşa Katılımı

Yaklaşık 200 yıllık gerileme dönemine giren Osmanlı İmparatorluğu, 1912-13 yıllarında yaşanan Balkan Savaşı sonucunda hem Balkanlardaki tüm topraklarını hem de en iyi ordularını kaybetmiştir.

Avrupa Devletleri, I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu’nun tarafsız kalacağını düşünüyordu. Çünkü savaşın ilk aylarında Osmanlı İmparatorluğu savaş dışında kalacaklarını ilan etmişti. Bu ilanın en avantajlı kısmı boğazların ticari anlamda bütün ülkelere açık kalıyor olmasıydı.

Fakat bu durum Rusya tarafından olumlu karşılanmadı. Rusya, Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşa katılması durumunda İstanbul’un savunmasız kalacağını düşünerek buraya bir saldırı planlıyordu. Bunun için dönemin Dışişleri Bakanı Sergey Sazonov, 1914 yılı ilkbaharında İngiliz ve Fransız hükûmetleriyle görüşmeler yaptı. Birleşik Krallık Hükûmeti'nin yanıtı ise şöyle oldu.

Eğer savaş zaferle bitecek olursa İngiltere, kendilerinin Osmanlı İmparatorluğu arazisine ya da başka yerlerdeki arazilere (özellikle İran) yapacakları taleplerinin olumlu karşılanması kaydı ile İstanbul ve Boğazlar hakkındaki Rus taleplerini tasvip edecektir.

Akdeniz de Alman tehdidinin ortaya çıkması sonucu Fransa da Rusya ile anlaşmıştır. Anlaşma gereği Suriye ve Adana topraklarını Fransa istemektedir. Bu taleplerin ardından Rusya’da Doğu Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Batı Karadeniz Bölgesi’ni istedi. Üç devlet de bu talepler üzerinde anlaşma sağladı.

Fakat taraflar harekete geçmeden önce Britanya ile Haşimi Ailesi'nden Şerif Hüseyin arasında yapılan anlaşma tüm planları bozdu. Peygamber ailesinden olduğu kabul edilen Şerif Hüseyin, Arap Yarımadası’nda bir imparatorluk kurmak istiyordu. Arap Yarımadası, Irak ve Suriye'yi kapsayan bir krallık kurması üzerinde Britanya ile anlaşma sağlandı. Fransa ise bu duruma tepkiliydi. 29 Nisan 1916 tarihli Sykes-Picot Anlaşması ile Fransa’nın hâkimiyet alanları yeniden belirlendi.

Osmanlı İmparatorluğu ise bu anlaşmaların farkındaydı. Kendilerini kurtarmak için Birleşik Krallık ve Fransa ile anlaşma yapmak isteseler de olumlu yanıt alamazlar. İttihat Terakki'nin 1913 yılı Ocak ayında iktidara gelmesiyle Osmanlı dış politikası Almanya'ya yakınlaşmaya başlamıştır. Enver Paşa’nın da Almanya Ordusu’nun gücüne inanıyor olması sonucu Osmanlı ile Almanya her gün daha fazla yakınlaşmış oldu.

Sadrazam (Başbakan) ve Hariciye Nazırı Sait Halim Paşa Avusturya Macaristan İmparatorluğu'nun Sırbistan'a savaş ilanından bir gün önce 27 Temmuz akşamı geç saatlerde Alman Büyükelçisi'ni çağırtmış, iki devlet arasında Rusya'ya karşı bir savunma antlaşması yapma teklifinde bulunmuştur. Bu teklifi Alman Hükümeti kabul etmiştir. Almanya’nın Rusya’ya savaş ilan etmesinden bir gün sonra Osmanlı İmparatorluğu ile Almanya Hükümeti arasında imzalar atılmıştır. Bu anlaşma Osmanlı İmparatorluğu’nun hazırlıklarını tamamlayasıya kadar gizli tutuldu. İmza sonrası Osmanlı İmparatorluğu’nda seferberlik ilan edildi.

Yapılan anlaşma gereği Osmanlı İmparatorluğu, Avusturya ve Sırbistan arasındaki çekişmede tarafsız kalacak ve Almanya ile Rusya arasında savaş olursa Almanya yanında yer alacaktır. Almanya ise Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü korumayı kabul etmiştir.

Almanya’nın savaş sırasında yaşadığı zorluklar sonrasında Osmanlı İmparatorluğu’na baskıları arttırır ve Osmanlı İmparatorluğu da fiilen savaşa girmiş oldu.

 Indefatigable muharebe kruvazörü

Çanakkale Boğazının Ablukaya Alınması

Malta Üs Komutanı olan İngiliz Amiral Carden, 20 Eylül'de Abluka Filosu Komutanlığı'na atanmıştır. Emrine de Britanya ile Fransız ordularına ait olan savaş gemileri ve deniz altıları verilmiştir.

Çanakkale Boğazı'nı ablukaya alan Britanya filosu, 27 Eylül’de Boğazdan çıkan Akhisar Torpido Botu’nun yolunu keserek Osmanlı Savaş Gemileri’ne ateş açılacağını bildirmiştir. Bunun üzerine boğazlar tüm yabancı gemilere kapatılmıştır. Artık ticari gemiler de boğazları kullanamayacaktır.

Yavuz ve Midilli Gemileri

Alman gemilerinin Osmanlı karasuları girmesi sonucu uluslararası antlaşmalar gereği 24 saat içerisinde karasuları terk etmesi gerekiyordu. Bu duruma çözüm olarak gemilerin Osmanlı İmparatorluğu tarafınca 80 milyon marka satın alındığı açıklandı. Goeben'in adı Yavuz, Breslau'nun adı da Midilli olmuştur.

Bu iki geminin Osmanlı Donanması’na katılması Osmanlı’nın elini güçlendirdi. İki gemiyi alan Osmanlı İmparatorluğu, Alman baskıları sonucu Karadeniz Rus limanlarını bombalamak zorunda kalır. Alınan bu iki gemi ile Osmanlı İmparatorluğu I. Dünya Savaşı’na girmeye zorlanmış olur.

Harekât

Yunanistan Başbakanı Venizelos, Bulgaristan’ın İstanbul’a saldırması koşuluyla bir çıkarma yapılması durumundan Britanya’nın yanında olacaklarını açıkladı. Bulgaristan’ın İstanbul’a savaş ilan etmesi sonucunda İstanbul’a Almanya’dan ulaşacak yardımların da önü kesilmiş olacak. Çünkü Almanya ile İstanbul arasındaki tek demir yolu ulaşımı Bulgaristan’dan geçmektedir.

Çanakkale Boğazı'nın geçilerek İstanbul'un zorlanması fikrinin Birleşik Krallık Parlamentosu'nda ilk olarak 25 Kasım 1914 tarihindeki Birleşik Krallık Başbakanlık Toplantı Salonu'ndaki olağan toplantıda Churchill tarafından ortaya sürüldüğü kabul edilmektedir.

Böylesi bir harekâttan Churchill'in beklediği amaçlar, Rusya'ya yardım edilmesi, Bulgaristan ve Romanya gibi tarafsız ülkeleri, hatta Almanya yanında savaşa girmeye yaklaşan İtalya'yı ve taraf konusunda kararsız Yunanistan'ı etkilemek, Fransa ve Rusya cephelerinde kilitlenmiş görülen savaşa, Balkanlar üzerinden bir kuşatma ile çözüm bulmaktı.

Harekâtın Amaçları

  • Rusya'nın silah ve mühimmat gereksinimini karşılamak
  • Rus petrolünü boğazlar üzerinden Avrupa'ya taşımak
  • Balkanlar'daki devletleri İtilaf Devletleri safına çekmek
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun Mısır'a yönelik tehdidini ortadan kaldırmak
  • Avrupa'daki savaşın, kanlı çatışmalara karşın kesin sonuç vermemesinin, Almanya'nın müttefiklerinden birine saldırma fikrini çekici hale getirmesi
  • Osmanlı İmparatorluğu'nun savaştan çekilmesi ve İstanbul'un Britanya kuvvetlerince işgal edilmesiyle Almanya ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu bloğu güneyden kuşatılmış olacaktı
  • Birleşik Krallık savaşın sona ermesinden önce İstanbul'u fiilen ele geçirmekle, Rusya'nın boğazlar üzerindeki istekleri karşısında güçlü bir durumda olacaktı.
  • İstanbul işgal edilerek Rusya'nın Almanya ile tek başına hareket ederek bir antlaşma yapmasını güçleştirmek
  • Osmanlı'nın Kafkasya Cephesi'ne daha fazla kuvvet aktarmasının önüne geçilerek Rus ordusunun tüm gücüyle Almanya üzerine yüklenebilmesine olanak vermek
  • Teşkilât-ı Mahsusa'nın Müslüman ülkelerde yürüttüğü "İttihad-ı İslam" propagandasını durdurmak

Savaşın Tarafları

İtilaf Devletleri:

  • Birleşik Krallık
  • Avustralya
  • Yeni Zelanda
  • Britanya Hindistanı
  • Newfoundland Dominyonu
  • Fransa

İttifak Devletleri:

  • Osmanlı İmparatorluğu
  • Alman İmparatorluğu
  • Avusturya-Macaristan İmparatorluğu

Kayıplar:

  • İtilaf Devletleri’nde 45-50 bin asker öldü ve 250 bin zayiat verildi.
  • İttifak Devletleri’nde 77 bin asker öldü ve 250 bin zayiat verildi.

Savaşın Aşamaları

İngilizler, boğazları ele geçirmek için donanmanın yeterli olacağına inanıyorlardı. Bahriye Nazırı Churchill’in planları Akdeniz filosu komutanı Amiral Sackville Carden tarafından da desteklenince, Birleşik Krallık Donanması Komutanı Lord Fisher’in başarısını şüpheli gördüğü bu harekâtın donanma ile yapılmasına karar verildi. Fisher, kara harekâtınca desteklenmeden deniz kuvvetlerinin "böyle bir maceraya atılmasının" hatalı olduğu görüşündedir. İtilaf Devletleri Savaş Konseyi'nin 28 Ocak 1915 tarihli oturumunda harekât karara bağlanmıştır. Konsey tutanağında harekât amacı şu şekilde tanımlanmıştı,

Bahriye Nazırlığı hedef İstanbul olmak üzere, Gelibolu Yarımadası'nı döve döve zaptedecek bir deniz harekâtına Şubat ayında başlayacaktır.

Zaten Birleşik Krallık Donanması'nın önemli bir kısmı Amiral Carden emrinde olmak üzere Ege Denizi'nde toplanmaya 13 Ocak kararının hemen sonrasında başlamıştır. İtilaf Devletleri’nin deniz harekâtı 19 Şubat 1915'te başladı. 13 Mart 1915'e kadar düşman gemileri tabyaları top ateşine tuttu, mayın tarama gemileri olabildiğince yol açtı. Bir ay süren saldırı sonucunda bir ilerleme kaydedemediler.

Çanakkale Boğazı'nın sadece 1 mil genişliğindeki en dar noktasını hedef alan İtilaf devletleri 18 Mart’ta tekrar saldırıya geçmişlerdir. Nusret Mayın Gemisi’nin yerleştirmiş olduğu mayınlar sayesinde İngiliz HMS Ocean, HMS Irresistible ve Fransız Bouvet adlı üç zırhlıyı batırmıştır. Ayrıca İngiliz Inflexible ve Fransız savaş gemileri Suffren ve Gaulois çok ağır bir şekilde hasar almıştır.

18 Mart 1915'te, deniz mayınları ve kıyılardaki Osmanlı topçu bataryalarının isabetli atışları denizden geçişin mümkün olmayacağını göstermiş, İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası'na asker çıkararak Boğaz topçu bataryalarını etkisiz hale getirmeyi hedeflemiştir.

Birleşik Krallık Kraliyet Donanması'na ait HMS Queen Elizabeth, HMS Agamemnon, HMS Lord Nelson muharebe gemileri ve HMS Inflexible muharebe kruvazöründe oluşan ilk tümen, saat 10:30'da boğazdan içeri girdi. Filonun önündeki muhripler savaş alanını tanıyorlardı. Planlanan noktaya ulaşıldığında HMS Queen Elizabeth'in hedefi Rumeli Mecidiye Tabyası, HMS Lord Nelson'un hedefi Namazgah Tabyası, HMS İnflexible'nin hedefi ise Rumeli Hamidiye Tabyasıydı. "A Savaş Hattı" olarak adlandırılan bu plan 11.30'da uygulanmaya başlandı ve merkez tabyalarına ateş başlatılmıştı.

Bu arada düşman gemileri Kumkale'den gelen tedirgin edici ateş hattına da girmişlerdi. Obüslerden üstlerine ateş yağıyordu. Yine de mesafe uzak olduğundan Türk bataryaları savaş gemilerine karşılık veremiyordu. Saat 12.00 sularında Çimenlik, Rumeli Hamidiye ve Anadolu Hamidiye ateş almıştı.

B Hattı diye adlandırılan Amiral Guepratte komutasındaki 3. Tümen Suffren, Bouvet, Goulois, Charlemagne adlı dört Fransız gemisiyle Triumph ve Prince George adlı iki Britanya muharebe gemisinden oluşuyordu. Yavaş yavaş yaklaşan gemiler Türk bataryalarından düşen mermi ateşi altında B hattına vardılar. Şiddetli yapılan karşılıklı çatışmalarda aradaki bataryalar sustuysa da merkez bataryalar ateşe devam ediyorlardı. Rumeli merkez bataryaları çok yoğun bir ateş altındaydı. Mermilerin çoğu tabyalar içine düşmüş, telefon hatlarını bozmuş, yangınlar çıkarmıştı. Rumeli Mecidiye tabyası topçuların şehit olması ile devre dışı kalmıştı.

A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü.

A hattını geçmek üzereyken Fransız gemisi Bouvet’de bir iki patlama oldu ve Anadolu Hamidiye tabyasınca ateş altındayken 3 dakikada suların altına gömüldü. Derin bir şaşkınlık yaşanıyordu. Queen Elzabeth ve Agamemnon dışındaki bütün gemiler ateşi kestiler. Muhripler ve istimbotlar personeli kurtarmaya gittiklerinde 20 kişi kurtarılabilmiş, 603 kişi sulara gömülmüştü.

Çanakkale Savaşları’nda Deniz Harekâtı’nın başarısızlığı umutları Kara Harekâtı’na çevirmişti. Askeri durumu tetkik için Çanakkale’ye gönderilen General Sir William Birdwood, 5 Mart’ta Kitchener’a gönderdiği raporda, Donanmanın tek başına boğazdan geçemeyeceğine inandığını, kuvvetli bir ordunun karadan donanmayı desteklemesi gerektiğini bildirmişti.

Türk tarafı ise, 18 Mart’ta kazandığı zaferden dolayı kendisine olan güvenini tazelemiş, Çanakkale’nin Boğazlar’dan geçilemeyeceğini tüm dünyaya göstermişti. Bu zaferin ardından, İtilafların kaçınılmaz kara harekâtına karşı Türk tarafı da son sürat hazırlıklarını bir sonraki çıkarma için tamamladı.

osmanlı 5. ordusunun konumu

Osmanlı 5. Ordusunun Konumu

Seddülbahir Cephesi

Seddülbahir Cephesi'ndeki Britanya ve Fransa birliklerinin ilk hedefi Kirte Köyü ve hemen kuzeyindeki Alçıtepe olmuştur

Birinci Kirte Muharebesi

Bu hedeflerin ele geçirilmesi için ilk müttefik taarruzu olan Birinci Kirte Muharebesi, 28 Nisan 1915 sabahı başlamıştır. Taarruzun sol kanadında iki Britanya tümeni, sağ kanadında ise bir Fransız tugayı taarruza katılmıştır.

Osmanlı savunması Britanya taarruzları karşısında tutunurken Fransız kesiminde yarılma noktasına gelmiştir. Cephe komutanı Albay Halil Sami Bey, hatların geri çekilmesi emri vermişken, iki bölüklük bir kuvvet, donanma topçusunun ateşinde bir gedik bularak hatları takviye etmiştir. Bunun üzerine geri çekilme emri derhal geri alınmıştır. Öğleden sonra Yarbay Sabri Bey, iki taburluk bir kuvvetle karşı taarruza geçerek müttefiklerin taarruz gücünü kırmıştır. Gün sonunda müttefikler, taarruz başlangıç hatlarına geri çekilmişlerdir. Toplam zayiat Osmanlı tarafında 2.380, Britanya ve Fransa tarafında ise 3.000 kadardır.

İkinci Kirte Muharebesi

Müttefik kuvvetlerin ikinci taarruzu, 6 Mayıs 1915 sabahı başlayan İkinci Kirte Muharebesi'dir. 8 Mayıs'a kadar süren çatışmalarda müttefik kuvvetlerin "bağlantı noktası", en soldan taarruz edecek olan bir Britanya tugayıdır. Bu tugay, ilk günkü taarruzunda yoğun bir ateşle karşılaşmış ve ilerleyememiştir. Üç günlük muharebelerin sonunda müttefik kuvvetler, en fazla 500 metre ilerleme sağlayabilmişlerdi. Müttefik kaybı yaklaşık 7000, Osmanlı kaybı ise 2.000'dir.

Üçüncü Kirte Muharebesi

Müttefik kuvvetlerin üçüncü taarruzu, 4 Haziran 1915 tarihli Üçüncü Kirte Muharebesi’dir. Donanma topçusunun üç yönden, kara topçusunun ise cepheden geliştirdiği hazırlık ateşi ardından başlayan savaşta, Osmanlı cephesinin sol kanadından taarruz eden Fransız birlikleri yer yer Osmanlı siperlerine girmişlerdir. Yarbay Selahattin Adil komutasındaki Osmanlı 12. Tümeni’nin karşı taarruzluyla bu siperlerden çekilmişlerdir.

Sağ kanatta ise Britanya birlikleri Osmanlı siperlerine girmiştir. İkinci Topçu Bataryası komutanı Teğmen Arif Tanyeri’nin, 150 askeriyle ileri çıkıp cepheyi tutmasıyla Osmanlı hatlarının kırılması önlenmiştir. Osmanlı cephesi, Kirte Köyü’ne bir kilometre mesafede sabitlenmiştir.

Üçüncü Kirte Muharebesi’nde Britanya kayıpları 4500, Fransız kayıpları 2000, Osmanlı kayıpları ise 4.965 yaralı, 52 ölüdür.

Her üç taarruzun başarısız olması üzerine cephe komutanları, İngiliz komutan H. Weston ve Fransız komutan Gouraund, tüm cephe hattında değil de, daha sınırlı bir hattan taarruzu gerekli görmüşlerdir. Böylece gerek piyade, gerekse de topçu unsurları daha dar bir cephede kuvvet merkezi (siklet merkezi) oluşturulacaktı. Planın ilk operasyonu, cephenin en sağ (doğu) bölgesi olan Kerevizdere’de uygulamaya konulmuştur. 18 Haziran’da başlayan topçu ateşi üç gün boyunca sürdürülmüştür. 21 Haziran günü başlayan Birinci Kerevizdere Muharebesi’nde Fransız birlikleri, hedefleri olan tepeyi ele geçirmeyi başarmıştır. Muharebelerde Fransız kayıpları 3200, Osmanlı kayıpları ise 6.000 kişidir.

Zığındere Muharebesi

Deniz ve kara topçusunun 26 Haziran’da başlayan bombardımanı üç gün sürmüştür. 28 Haziran’da iki saatlik hazırlık ateşi ardından başlayan taarruz, sağ kesimde Osmanlı siperlerinin tümünde başarılı olmuştur. 800 metre mesafedeki Kirte Köyü’ne yapılan ileri hareket, topçu ateşiyle durdurulmuş, hemen ardından Osmanlı karşı taarruzları başlamıştır. Siperler 30 Haziran 1915 günü sabahına kadar birçok kez el değiştirmiş, sonunda İngilizlerde kalmıştır.

Her iki kanattan yapılan taarruzların ardından bu kez cephenin merkez bölümünde taarruza geçilmiştir. Üç saat süren ve 60.000 bin top mermisinin kullanıldığı hazırlık ateşi ardından 12 Temmuz 1915 sabahı başlayan İkinci Kerevizdere Muharebesi iki gün sürmüştür. Hazırlık ateşi ardından başlayan Britanya taarruzu, hiçbir savunmacının sağ kalmadığı ilk hat siperlerini almış, ikinci hat siperlerinde ise ağır kayba uğrayarak geri çekilmiştir. Öğleden sonra yedekteki İngiliz tugayının giriştiği saldırı, üçüncü hat siperlerine girmişse de Osmanlı karşı taarruzlarıyla yeniden eski konumuna çekilmiştir. İkinci girişilen Britanya taarruzu, Osmanlı topçusunun ateşiyle geri çekilmiştir. Savaş sonunda cephenin en sol yanındaki birkaç siper parçası işgal edilebilmiş, sağ kesimde ise Fransız birlikleri Osmanlı siperlerinde tutunmayı başarmışlardır. İki günlük muharebelerin sonucunda müttefik kayıpları 5.800, Osmanlı kayıpları ise 9.700’dür.

Arıburnu Cephesi

25 Nisan sabahı savaş gemilerinin, Türk mevzilerini sürekli vuran koruyucu ateş altında, Anzak Kolordusu’nun 1. Tugayından 1500 kişilik ilk hücum dalgası, çıkarma botlarının bir şekilde kuzeye kayması sonucu, saat 05.00’te, Kabatepe bölgesi yerine Arıburnu kesimine çıkmak zorunda kalır. Bu noktada kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, karaya çıkan Anzak birlikleri belirli bir noktaya kadar ilerleyebildi.

Gün ağarırken, Arıburnu yönünden top seslerinin gelmesi üzerine, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, bir çıkarma yapıldığını anlayıp durumu Ordu Komutanı’na bildirir, ancak bir yanıt alamaz. Durum çok kritiktir. Mustafa Kemal, ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57. Alayı bir batarya ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirir.

Kolordu Komutanı Esat Paşa'nın izniyle, 27. Alay’dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57. Alay'a şu emri verir:

Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.

25 Nisan 1915 günü, vakit ikindiye yaklaşırken, ilk çıkarma kademesi olan tümenin sahile çıkışı da tamamlanmıştır. Ne var ki, 27. Alayın birlikleri ve 57. Alayın yaptığı karşı saldırı ile süngü hücumları sonucu Anzaklar çok sayıda kayıp vermiş ve sahile çekilmişlerdir.

Birinci Anafartalar Muharebesi

5-6 Ağustos gecesi başlayan çıkartma gün boyu sürmüştür. Suvla/Anafartalar Ovası’na hâkim ilk kademe sırtlardaki üç Osmanlı taburu, çıkarma birliklerinin ileri harekâtını durdurmayı başarmıştır.

İngiliz 9. Kolordusu’nun genel bir taarruz için düzen alması, 8 Ağustos tarihini bulmuştur. 9. Kolordunun kaybettiği bu zaman içerisinde Osmanlı 7. ve 12. Tümenleri cepheye yetişerek stratejik noktaları tutmuş, 9 Ağustos 1915 günü şafakta iki Britanya tümeni taarruz için ilerlemeye başladığı sırada Kurmay Albay Mustafa Kemal Bey’in de taarruzu başlamıştı. Osmanlı taarruzu, önlerindeki Britanya kollarını atarak ilerlemiş, öğleden hemen sonra Britanya 9. Kolordusu Komutanı General Stopford, ihtiyatta tuttuğu tümeni ateş hattına sürerek sahilde tutunmayı başarabilmiştir.

Birinci Anafartalar Savaşı’nın hemen ertesi günü, 10 Ağustos 1915 sabahı Albay Mustafa Kemal, Kocaçimen Tepesi – Conk Bayırı hattına giderek burada yeni bir taarruz yapmıştır. Albay Ali Rıza Bey komutasındaki 8. Tümen ve Yarbay Cemil Bey komutasındaki 9. Tümenin taarruzlarıyla müttefik cephesi 500-1.000 metre geri atılmıştır.

Birleşik Krallık a ait HMS Ocean ını alabora eden Seyit Ali Çabuk

Birleşik Krallık'a ait HMS Ocean'ını alabora eden Seyit Ali Çabuk

Tekketepe Muharebesi

Müttefik kuvvetler üst komutanı General Sır Ian Hamilton, sahile yeni çıkartılmış olan 54. Tümen ile bu sırtlara taarruz kararı vermiştir. Bu tümenin bir taburunca 12 Ağustos 1915 tarihinde girişilen ve Tekketepe Muharebesi olarak bilinen taarruz, Osmanlı savunması önünde ağır kayba uğrayarak sonuçsuz kalmıştır.

Bu taarruzun başarısızlığı üzerine General Hamilton, taarruzu daha kuzeye kaydırarak 12. Tümen'i sağ yandan çevirmeyi amaçlayan bir taarruz planlamıştır. Bu taarruz Kireçtepe ve Kireçtepe sırtlarının işgal edilmesini amaçlamaktadır.

Üç tugaydan oluşan Britanya birlikleri 15 Ağustos 1915 günü taarruza geçmiştir. Ağır kayıplara Yüzbaşı Kadri Bey'in ağır şekilde yaralanması da eklenince tabur geri çekilmiş, Kanlıtepe - Havantepe hattında yeniden mevzi almıştır. Akşam saatleri bölgeye ulaşan bir taburluk takviye ile karşı Osmanlı kuvvetleri karşı taarruza geçmiştir. Çatışmalar gece boyu sürmüş, 16 Ağustos sabahı bölgeye gelen Mustafa Kemal, taarruzu kendisi yönetmiştir. Kısa süre sonra Britanya birlikleri eski hatlarına geri çekilmişlerdir.

İkinci Anafartalar Muharebesi

Bu kuvvetler 21 Ağustos 1915 sabahı İsmailoğlu ve Yusufçuk Tepeleri’ne genel bir taarruza geçtiler. Aynı anda Anzak Kolordusu ve İngiliz 29. Tümeni'ne bağlı birlikler de Bomba Tepe’ye (Hill 60) taarruz etmiştir. İsmailoğlu ve Yusufçuk Tepeleri’ne yönelik taarruz aynı gün, kesin bir başarısızlıkla son bulmuştur. Bomba Tepe’deki çatışmalar ise 29 Ağustos tarihine kadar sürmüş, İngiliz ve Anzak birliklerinin bazı Osmanlı siperlerini ele geçirmiş olmasına rağmen tepenin zirvesi Osmanlı savunmasının elinde kalmıştır.

57 alay

Tahliye

General Ian Hamilton görevden alınarak yerine General Charles Monro atanmıştır. Monro cephede yaptığı incelemelerin ardından 3 Kasım 1915'te Birleşik Krallık Yüksek Savunma Konseyi’ne cephe hakkındaki görüşünü, “Gelibolu tahliye edilmelidir” şeklinde bildirmiştir.

Kesin karar 7 Aralık 1915 tarihinde verilmiştir. Arıburnu ve Anafartalar Cepheleri’ndeki müttefik kuvvetler, Selanik Cephesi’ne kaydırılacak, Seddülbahir Cephesi’ndeki kuvvetler ise yerlerinde kalacaktı.

Tahliye işlemleri 10 Aralık 1915 tarihinde başladı. Gizlilik sağlanması amacıyla tahliye sadece geceleri yapılmıştır. Anafartalar ve Arıburnu Cephelerinin tahliyesinin hemen ardından Lord Kitchener’in, Seddülbahir Cephesi’ndeki birliklerin yerinde kalması yönündeki kararı, “ne amaçla kalması” açısından sorgulanmaya başlanacaktır. Sonuçta, 27 Aralık 1915 tarihinde bu bölgenin de boşaltılmasına karar verilir.

7 Aralık 1915 tarihinde Arıburnu ve Anafartalar Cepheleri’ndeki müttefik kuvvetler tahliye edilerek Selanik Cephesi’ne kaydırılmış, Seddülbahir Cephesi’ndeki kuvvetler ise yerlerinde kalmışlardır. Bu cephedeki kuvvetlerin tahliyesine 27 Aralık 1915 tarihinde karar verilmiştir. Tahliye işlemleri 9 Ocak 1916 sabahı tamamlanmıştır. Böylece Gelibolu Muharebeleri Osmanlı kuvvetlerinin zaferiyle sonuçlanmıştır.

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü

18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, her yıl 18 Mart günü Türkiye çapında kutlanılan millî gündür.

I. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu'nun zaferiyle 18 Mart'ta sona eren Çanakkale Savaşı'nın anıldığı gün başta Çanakkale olmak üzere Türkiye'deki resmî makamlarca çeşitli programlarla kutlanmakta ve şehit olan Osmanlı askerleri anılmaktadır.