Gerçekler ve Rutinler

28.10.2023 / Deneme

Gerçekleri kim belirliyor?

Gerçekler ve Rutinler

“Gerçek” kişiden kişiye değişkenlik göstermemesi gereken şeyleri ifade etmek için türetilen ve ne yazık ki her kişide değişiklik göstermesine alışılan bir sözcüktür. Çünkü gerçeği belirlemekte kullanılan ölçütler nesnel değil, özneldir. Deney, gözlem, araştırma süreçlerine ait araç gereçler nesnel olsa bile onları kullanan insan(lar) duygusal ve analitik açılardan manipülasyona açık bir varlıktır. Bunun dışında beynimiz ve duyularımız arasında gerçeği olduğundan farklı bir hale dönüştürmeye sebep olan algoritmalar mevcuttur.

Bu algoritmaların başında hiç şüphesiz “inançlar” gelmektedir. Buna anlaşılsın diye “bakış açıları” ismini de verebiliriz. Bilime, tanrıya, doğaya, tesadüfe, kaos teoremlerine ya da biraz abartacak olursak fareye ya da şeytana bile inanan insanların tümünde sistem aynı şekilde çalışır. Duyuların aldığı tüm veriler inanç filtresinden geçerek yorumlanır.

Bu açıdan bakınca eski gerçekleri silip yeni gerçekleri elde etmek de çok zordur, kabullenmek de. Var olan bir inancı yaşamak ise çok kolaydır. Yeni bir inanca geçmediğimiz müddetçe sahip olduğumuz inanç bize oldukça büyük bir konfor alanı sunar.

Bildiğimizi zannettiğiniz şeylerle yaşaması çok kolaydır. Yeni bir şey öğrenme süreçlerini doğru bir şekilde tamamlama gibi bir çabaya girmemize gerek kalmaz. Fakat yeniliklerden de kaçamayız. Bu yüzden kolay olanı tercih ederiz. Elde edilen -ve yeni sayılabilecek- tüm verileri zihnimizde mevcut olan bakış açısına göre yorumlarız. Bu gerçekten zahmetsiz bir işlemdir. Böylece hem yeniliklere uyum sağlayabilir hem de sahip olduğumuz bakış açılarının gelişim süreçlerimizin bir sonucu olduğu aldatmacasıyla iftihar edebiliriz.

Böylece insanoğlu yeniliklere açık gibi gözükerek en başta kendisini manipüle etmiş olur. En büyük yalanı kendisine söyler.

Sonra bu yalanlar alışkanlıklara dönüşür. En basit eylemde bile kılıflar türemeye başlar. Gerçek asla en yalın haliyle zikredilemez. Gerçeği yalın haliyle söylemeyi deneyenler bile kendileri hakkında bir şeyleri mutlaka gizlerler. Çünkü gerçekler tüm varlık soyunu ortadan kaldırabilecek kadar ağır ögeler içerir bazen.

Canlılara zarar verilmemesini savunan bireylerin diğer canlı türlerle beslendiği ve bin türlü yollarla “mecburen” onları yok ettiği bir dünyada aksini düşünmek imkansızken, aklımızı kandırmayı başardığımız için hiçbir tutarsızlık yokmuş gibi devam ederiz.

Bu alışkanlıklar ahlak olur, toplumsal yasa olur, insanların yalandan mutlu ve tatmin olmuş gözükmelerine yarayan normlara dönüşürler. Gerçekleri kurcalayanlar ise ahlaksız ve yasadışı ilan edilirler.

Her inanç (her topluluk) kendi gerçeğini yaratır böylece.

İnançları (mevcut bakış açılarımızı) bir kenara bırakıp yalın gerçekleri öğrenmeye niyet ettiğinizde ise gerçekler size sadece şunu söyleyecektir: “Hiçbir zaman bana ulaşamayacaksın.” Gerçekleri öğrenme bir süre sonra beyhude bir çaba gibi gelmeye başlayacak ve en sonunda ulaşılacak tek şey; “Bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmediğimdir” gerçeği olacaktır.

Ve elbette bu acı gerçek de rutinlerimizin içinde eriyip gidecek. Yine her şeyi bildiğimizi iddia etmeye devam edeceğiz. Hiçbir yararımızın olmadığı dünya için “en faydalı” şeyleri yapıyor gözükmeye de..



Kabafii Reklam Alanı