16.08.2022 / Deneme

Davranışların iyi veya kötü olması onları gerçekleştirme amaçlarımızla doğrudan ilgilidir.

Evrensel tüm öğretilerde ve kurulu yaşam sistemlerinde insanların birbirlerine karşı hak ve sorumluluklarını bilmesini sağlayan kurallar bulunur. Bunlar, dinî emir ve yasaklar, ahlak ya da hukuk kuralları gibi isimlerle anılan ve çoğulcu akıl tarafından gerekli görülen yaşam sistemleridir.

Bunlara uyulduğu takdirde insanlar yaşantıları ya da inançları ile ilgili bir takım çok önemli ortak kazançlara ulaşacaklarını düşünürler.

Bir insan, bu kurallardan birine uyarak iyi bir şey yaptığında kişisel tatmin duygusu dışında toplumda saygınlık ve Tanrı katında sevap kazandığını düşünür ve bunları arzu eder.

Fakat öyleleri vardır ki onlar için tek geçerli argüman kişisel tatmin duygusu olmasına rağmen sanki yaptığı iyilikleri toplum menfaatleri veya Tanrı buyrukları doğrultusunda yapıyor gibi göstermeyi çok iyi becerir.

Böylesi kişiler genellikle geçmiş travmalarından beslenirler ve insanlara fayda sağlamakla ilgili nokta ucu kadar hassasiyetleri yoktur. İyiliklerini sürekli vurgulamayı ve toplumu mütemadiyen eleştirmeyi, yaptıkları şovun bir parçası haline getirirler.

Onlar için kendileri dışında bir doğru yoktur. Sürekli olarak onaylanmayı ve gelen en ufak eleştiriye bile tahammül göstermemeyi refleks haline getirdiklerini çok basit bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. Onları onayladığınız sürece küçük bir değeri hak edersiniz. Hayatla ilgili tespitleri ve eleştirileri doğru olduğu müddetçe gizli narsist kişiliklerini fark etmeyebilirsiniz. Ne zaman ki itiraz edilmesi gereken bir şey söylerler, işte o zaman fark edersiniz niyetlerinin insanlıkla ilgili olmadığını.

Kendileri dışındaki neredeyse tüm insanlar suçlu ve kötüdürler. Diğer insanları aşağılamak ve her gittiği ortamda problem çıkartmak için uğraşmak en büyük ihtirasları haline gelmiştir. Devamlı olarak ince düşünceli ve hassas olmaktan bahsedip en kaba ve en düşüncesiz davranışları sergilerler. Empati yoksunu olduklarını söylemeye de gerek yoktur sanırım.

İşte böylelerine de en büyük cevabı hayatın bizzat kendisi verir genelde. Onlara bir şeyler anlatmak için çene yormaya değmez. En sevdiği ve değer verdiği insanlar bile çevresinden uzaklaşmaya başladığı güne kadar kendileri ile ilgili gerçekleri görmelerine pek imkân yoktur.