08.01.2023 / Deneme

“Aracınıza bayıldım, ne iş yapıyorsunuz?”

Dünyada öğretmenlik mesleğine nasıl bakıldığını çok bilmiyorum ama ülkemizde öğretmenlik hem kutsanan hem de zaman zaman küçümsenen bir meslek grubu.

Halk olarak günübirlik düşünmekten öteye pek geçemediğimiz için, uzun yılları kapsayan eğitim basamaklarını (süreçlerini) doğru inşa etme konusunda da becerikli değiliz maalesef. Ülke yönetimindekiler de halktan çok farklı değiller. Yönetimsel avantajlarını kullanarak elde edebilecekleri menfaatlere yöneliyorlar. Vizyonsuz bir toplumla uğraşmaktan daha mantıklı buluyorlar bunu. Eğitim sistemine köklü yatırımlar yapmak yerine de gelişigüzel modellenmiş projelerle göz doldurmayı tercih ediyorlar.

Elbette iyi bir eğitim sistemi inşa etmek ve donanımlı eğitmenler yetiştirmek de kolay bir iş değil. Eğitim sisteminin önemini ve zorluklarını iki farklı meslek grubundan kıyasla ortaya koymaya çalışayım.

Tamirciler çalışmayan bir eşyayı çalışır hale getirir ve somut olarak ortaya koydukları iş ortadadır. İyi ya da kötü tamirci diye sınıflandırılmaları mümkündür.

Doktorlar tamircilere göre çok daha zorlu bir iş gerçekleştirir. Çalışmakta olan bir organizmadaki aksaklıkları gidermek için uğraşırlar. Ortaya koydukları işi görüp iyi ve kötü diye sınıflandırmak yine de mümkündür.

Davranışlardaki, bilgi ve deneyimlerdeki aksaklıkları düzeltmek ise oldukça soyut bir süreçtir. Görünen sonuçlar bile yanıltıcı olabilir. Bu yüzden bir öğretmeni iyi veya kötü olarak sınıflandırmak çok da mümkün değildir.

Öğretmenler öğrencilerini her anlamda geleceğe hazırlamaya ve istendik davranışlar kazandırmak suretiyle kalıcı bir durum oluşturmaya çalışırlar.

Her ne kadar birtakım ölçme değerlendirme araçlarıyla öğrenme sürecini rakamlar ile ifade etmek mümkün gibi gözükse de öğretmenin sebep olduğu minik bir duygu durum bile kelebek etkisine dönüşmekte ve öğrencilerin gelecekleriyle ilgili çok kritik basamakları etkilemektedir. Bu yüzden "iyi bir öğretmene denk gelmek hayattaki en büyük şanstır" denilmektedir. (Bu şansın öğrenciler açısından maddi olanaklara erişme noktasında büyük bir etkisi olmadığını tahmin ediyorsunuzdur. Genelde çalışkan ve iyi huylu öğrenciler diğerlerinden daha az kazandıran meslek gruplarını tercih ederler. İyi bir öğretmen bakış açısı kazandıran öğretmendir, para değil.)

Bazen doğadaki bir canlı, sokakta karşılaştığımız herhangi biri ve hatta cansız varlıklar bile hayatımızdaki çok kritik eşikleri geçmemizde bize mucizevi bir şekilde yol gösterebilir. Soyut ve somut tüm varlıklardan alacağımız, öğreneceğimiz şeyler hayatımızın her alanında mutlaka bulunur. Fakat öğretmen bu konunun bizzat yönlendiricisi olduğu için kişilerin hayatında rastgele ortaya çıkan figürlerle bir tutulmamalıdır.

Tıpkı diğer iş kolları gibi öğretmenlik de para kazandıran bir meslektir. Ama standart kalitede malzeme üretme hedefi olan bir işletmenin işçisi değildir. Her biri birbirinden farklı düzeyde yeteneğe, öğrenme farkındalığına, beceri ve ilgiye sahip bireylerden oluşan öğrencilerine bilgi ve deneyimlerini aynı anda ve ortamda aktarma işini üstlenendir öğretmen.

Pedagojik, sosyolojik, psikolojik, fizyolojik birçok faktörü dikkate almaya çalışarak kendisine ödenen ücretin çok üstünde bir gayretle yaklaşır çocuğu yerine koyduğu öğrencilerine.

Onu görevini kutsallaştırmak ona yalnızca fazladan bir yük daha yüklemek anlamına gelir. İnsan üstü güçleri ve ilahi bir misyonu varmış gibi düşünmek onun işini bir kat daha zorlaştırır.

Öğretmen zaten olduğundan fazlasını verme gayretindedir. Anne şefkati ve baba refakati hassasiyetinde hedefleri vardır her bir öğrencisi için. Davranışları ve notları çok kötü durumda olan öğrencisi için bile en iyisini ister. "Bundan adam olmaz" denilen öğrencisinden bile ümidini kesemez.

Tamircilerin aracı hurdaya ayırma, doktorların hastasını morga gönderme şansı olduğu halde; hali hazırdaki eğitim sistemi, sosyo-kültürel şartlar ve fiziki olanaklar ne kadar kötü olursa olsun öğretmenin öğrencisinden vazgeçme şansı ve ihtimali bulunmaz.