13.03.2020 / Sağlık / Tarih

Büyük Veba Salgını olarak da adlandırılan Kara Veba, 1347-1351 yılları arasında Avrupa'da büyük yıkıma yol açan veba salgınıdır.

Asya'nın güney batısında başlayan salgın, 1340'lı yılların sonlarında Avrupa'ya ulaşmış ve salgına Yersinia Pestis adı verilen bir bakterinin yol açtığı düşünülmüştür.

Amerika'daki Kızılderili Soykırımları'ndan sonra bilinen bütün büyük salgınlardan ve savaşlardan daha fazla can alan salgında Fransız Vakanüvis Jean Froissart'ın gerçeğe yakın olduğu kabul edilen saptamasına göre, Avrupa nüfusunun yaklaşık üçte biri bu salgın sonucu hayatını kaybetti. Kara Veba salgını sonucu ölen kişi sayısının 75-200 milyon olduğu tahmin ediliyor.

Çin ve Orta Asya'dan başlayan veba salgını, 1347'de Kırım'da bir Ceneviz Ticaret Merkezi’ni kuşatan Moğol ordusunun vebalı cesetleri mancınıkla kentin içine atmasıyla Avrupa'ya taşındığı biliniyor.

Kara Veba’dan ölen soylular arasında Aragon Kralı IV. Pedro'nun karısı Kraliçe Leanor ve İngiltere Kralı III. Edward'ın kızı Joan da vardı. İki Canterbury Başpiskoposu art arda vebadan öldü. Şair Petrarca pek çok şiirinin esin kaynağı Laura'yı değil, koruyucusu Giovanni Colonna'yı da salgında yitirdi.

Kara Veba Salgı’nın Avrupa'nın nüfusu üzerinde büyük bir etkisi olmuş ve Avrupa'nın sosyal temellerini değiştirmiştir. Roma Katolik Kilisesi için de büyük bir darbe olan Kara Veba Salgını, Museviler, Müslümanlar, yabancılar ve dilenciler başta olmak üzere azınlıklara zulmedilmesine yol açmıştır. Günlük yaşamın belirsizliği insanları o günü yaşamaya itmiş ve bu da Giovanni Boccaccio'nun 1353'de yazdığı Decameron'una yansımıştır.

Benzer salgın hastalıkların Avrupa'ya her yeni nesille geri döndüğü düşünülmüştür. Etkileri 1700'lü yıllara kadar devam etmiştir. Bunların arasında 1629-1631 yıllarında gerçekleşen İtalya Salgını, Büyük Londra Salgını (1665-1666), Büyük Viyana Salgını (1679), Büyük Marsilya Salgını (1720-1722) ve son olarak da 1771 Moskova Salgını bulunur. Salgının tanımı üzerine birçok tartışma mevcuttur, ancak Avrupa'da 19. yüzyılda ortadan kalkmıştır.

14. yüzyılda bu salgına "Kara Veba" dense de, daha sonraki yıllarda "Kara Ölüm" olarak tanımlanmıştır. Bunun sebebi de genel inanca göre, bu hastalık sonucunda deri altı kanamalar yüzünden derinin siyaha dönmesidir. Aslında bu ad mecazi anlamda kullanılmış olup, "kara" burada kasvetli, sıkıntılı, kederli anlamına gelir.

Tarihî kayıtlara göre bu salgında kasıklarda şişmeler (bubolar) meydana gelmekteydi. 19. yüzyılda Asya'da görülen veba hastalığında aynı belirti gözlemlendiği için 20. yy. başlarındaki araştırmacılar Kara Veba’nın Yersinia Pestis adlı bakterinin yol açtığı, sıçan ve pireler tarafından taşınan aynı hastalık olduğuna hükmetmişlerdir.