13.03.2020 / Sağlık / Tarih

Vibrio Cholerae isimli bakterinin neden olduğu bağırsak enfeksiyonuna bağlı olan, akut ve şiddetli ishal ile seyreden bir hastalıktır.

Kolera Salgını ilk önce Japonya, Moskova, Berlin, Paris ve Londra’da başladı. Sonrasında Londra’dan göçmenlerle Kanada’ya ulaşan salgın hastalık birçok insanın ölümüne neden olmuş ve ardından 1892 yılında Hamburg da yaygınlaşmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu'ndaki en büyük Kolera Salgını 1912-1913 Balkan Savaşları sırasında yaşanmıştır. Ordu personeli ve muhacirler arasında ciddi zayiata sebep olmuştur.

Tedavi

Ölüm riski çok yüksek olan ve bugün hâlâ binlerce insanın ölümüne yol açan Kolera’nın tedavisi aslında fazlasıyla basittir. "Oral rehidrasyon tedavisi" (ağızdan sıvı tedavisi) olarak da adlandırılan tedavi ile Kolera hastaları kısa sürede sağlıklarına kavuşabilirler. Bu tedavide, kaybedilen su ve elektrolit (sodyum, potasyum, klor, bikarbonat) kaybını yerine koyabilmek ve normal beslenemeyen hastaya enerji sağlayabilmek amacıyla, hastaya vücudun normal sıvı-elektrolit dengesine eşdeğer (izotonik) bir tür tuz ve glikoz karışımı içirilir. Herhangi bir şey içemeyecek durumda olan daha ağır hastalara (toplam hastaların yaklaşık %10-20'si) ise karışım damardan verilir. Durumu çok ağır ve acil olan hastalara ise tetrasiklin benzeri antibiyotiklerle antibakteriyel tedavi uygulanır.

Antibakteriyel ilaç tedavisi

Erken dönemde ağızdan uygulanacak etkin bir antibakteriyel ilaç ile 48 saat içinde Vibrio Cholerae basillerinin yok edilmesi, dışkı hacminin %50’ye varan oranlarda azaltılması ve ishalin durdurulması mümkündür.

Salgın Sebebi Olan V. Cholerae Suşlarının Genellikle Duyarlı Olduğu Antibakteriyel İlaçlar Şunlardır:

  • Tetrasiklin grubunda: tetrasiklin, doksisiklin
  • Nitrofuran grubunda: furazolidon
  • Makrolid grubunda: eritromisin
  • Trimetoprim-sulfametoksazol (kotrimoksazol)
  • Florokinolon grubunda: norfloksazin

Kalıcı dişlerinin tamamını henüz çıkarmamış (genellikle 8 yaşından küçük) çocuklara yönelik tedavide tetrasiklin, düşük olasılıkla da olsa dişlerde kalıcı renk bozukluklarına yol açmak gibi bir yan etkisi olduğu için tercih edilmeyebilir.

Önlem

  • Her şeyden önce su kaynaklarının ve içme suyunun temiz olması çok önemlidir. Eğer kullanılacak suyun temizliğinden şüphe varsa, suyun önce kaynatılıp sonra kullanılması daha sağlıklı olacaktır.
  • Dışkıların hijyenik bir biçimde yaşama ortamından uzaklaştırılması gerekiyor. Bunun için de düzgün bir kanalizasyon sistemi çok önemli bir faktördür.
  • Pişmemiş yiyeceklerin yenmemesi, çiğ gıdalardan uzak durmak ve özellikle çiğ balık ve kabuklu deniz ürünlerinin tüketilmemesi Kolera’ya karşı korunmak için önemlidir.

Aşı

Her ne kadar bazı ülkelerde Kolera aşıları mevcut olsa ve uygulansa da (Dukoral, Mutacol vs.), bu aşıların hastalığa karşı güçlü bir bağışıklık geliştirdikleri söylenemez. Geçmişteki Kolera aşılarından daha iyi bir bağışıklığa neden olsalar ve daha az yan etki barındırsalar da, bu aşılar hâlâ ideal seviyeye ulaşamamıştır ve bu yüzden de birçok ülkede kullanılmamaktadır. İdeal bir Kolera aşısı için yapılan araştırmalar hâlâ devam etmektedir.